Şeyma Akbaba

Geriye üç şey kaldı: Çamaşırlar geceden suya konmalı ve üç kez. durulanmalı. Spagetti ocağın arkasındaki fayansa yapışıyorsa pişmiş demektir. Her gördüğünü alırsan, diğerleri gülerken sen ağlarsın. Bunlardan en önemlisi, spagetti'yle ilgili olan.
Reklam
Altına simya ne gerek, simya bakıra gerek. Kendini düzelt. Diri olanı, öldür: O bedenindir. Ölü olanı dirilt: O kalbindir. Var olanı sakla: O fani dünyadır. Yok olanı getir: O öbür dünyadır. Mevcut olanı yok et: O ihtirastır. Mevcut olmayanı var et: O niyettir.
Ölümün doğumdan en büyük farkı buydu. Sessizlikle var olması, sükûnetin içinde varlığını sürdürmesi.. İnsan dünyaya ortalığı ayağa kaldırarak gelir, hayatı hiçbir șey yaşamamışçasına sessiz sedasız terk ederdi. Doğum havadisleri coşkuyla verilirken ölüm haberi kulaktan kulağa yayılırdı. İnsanın neye benzediğini bilmediği şu dünyaya şenlikle gözlerini açması ve ölürken neyi bıraktığını bildiği halde feryat figan etmemesi epey tuhaftı. Görünen o ki ölümün ağırlığı, kendini en çok bu sessiz kabullenişte gösterirdi.
Kuzguncukta ölen birine -hangi dine, millete ait olursa olsun- son yolculuğunda tüm mahalle eşlik ederdi. Ölümde ve doğumda yan yana gelmeyi, neşeyi de acıyı da birlikte sahiplenmeyi savaşın yarattığı buhran ya da devlet politikası değiştirecek değildi ya…
İnsan, zayıf bir varlıktır, insan sınırlı bir varlıktır ve insan özü itibariyle kendisini yaratanın yönlendirmesine, irşadına, hidayetine muhtaç ve mahkûm bir varlıktır. Aksi takdirde insanı bekleyen esfel-i safilindir. Esfel-i safilin; dünya, şeytan, heva-ü heves, toplumun vahye dayanmayan ve hatta vahiy ile çatışan, Hz. Peygamberin sünnetine uymayan yargılarının, an'ane-lerinin, örflerinin tamamından oluşan bir bataklıktır.
Reklam