Günün birinde sevilmek, bir yabancıyla senlibenli konuşmak kadar imkanslz gelir bana.
Bütün bunlar canımı mı yakıyor, yoksa ıstırap ya da tevekkül getirmeyen, kayıtsız bir kader gibi kabulleniyormuyum, bilemiyorum.
Her şeyden bıkarız, demişti şarih, anlamak hariç; öyleyse anlayalım, hiç durmadan anlayalım, bir taraftan da er ya da geç solup gidecek kolyeler, çelenkler yapmaya uğraşalım kurnazca, anlama yetimizin hayalet çiçekleriyle.
Tarde’a göre hayat, yararsız olandan geçerek imkansıza ulaşmaya çalışmaktan ibarettir. Madem kaderimiz bu, öyleyse daima imkansızı arayalım; başka yol olmadığına göre yararsız olandan geçerek arayalım; gene de aradığımızın elde edilemeyeceğini, yolda sevmeye ya da özlemeye değer hiçbir şeye rastlamayacağımızı bilincimize iyice kazıyalım.