Persepolis, İran Devrimi ve İran-Irak Savaşı sırasında çocukluğunu yaşayan yazarın otobiyografik grafik romanı. Gençlik döneminde, baskıcı rejimden kurtulmak için Viyana’ya gidiyor. Özgürlüğe kavuşunca, bu özgürlüğün sınırlarını da zorluyor; “yoldan çıkıyor” tabiri tam da bu dönemi özetliyor. Ancak evinden, köklerinden uzak kalmak; bir yabancı olarak yaşamak uzun süreli bir dayanıklılık gerektiriyor. Bu yük ağır geliyor ve sonunda Tahran’a dönüyor.
Persepolis, İran’da kadın olmak, savaşa tanıklık etmek, mültecilik yaşamak, boşlukta savrulmak gibi zorlayıcı deneyimleri tüm samimiyetiyle anlatıyor. Hem görsel dili hem içeriğiyle uzun süre akılda kalacak, etkileyici bir eser.
Kitapta beni en çok etkileyen şey, yazarın anne ve babasının ona karşı duyduğu sonsuz sevgi ve destekti. Belki zaman zaman fazla serbest bıraktılar, ama her koşulda onun yanındaydılar. Ne olursa olsun, yazarın en büyük şansı buydu bence: Şefkatli ve anlayışlı bir aile.