İblis ve Işık
8/10
·416 syf.··
2026 52. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve okurken ayılıp bayıldığım fantastik serinin devam ve final kitabı ile geldim Axie Oh’un kaleminden Yüzen Dünya ikilemesinin devam kitabı İblis ve Işık ile geldim Hemen ilk kitabı hatırlatmam gerekirse Ren, küçük dayısını kurtarmak için çıktığı yolculukta Sunho ile yolları kesişmiş ve onunla birlikte dayısını kurtarmak üzere bir yol arkadaşı olmuşlardı Kitabın sonunda ise olaylar çok farklı bir noktaya evrilmişti. Sunho’nun iblise dönüşmesiyle ortadan kaybolması ve Ren’in küçük dayısını kurtardıktan sonra Sunho’yu tekrar aramaya karar vermesiyle kitap bitmişti Bu kitapta ise Ren, Sunho’yu bulmak için küçük dayısının iyileşmesiyle birlikte yola çıkmaya hazırlanıyor. Ancak küçük dayı, Ren’in tek başına Sunho’nun peşinden gitmesine müsaade etmiyor ve onunla birlikte Sunho’nun peşine düşüyorlar. Fakat onu bulduklarında başlarına geleceklerden ve Sunho’nun dönüşümü sonrası verecekleri mücadeleden henüz habersizler. Öncelikle yazarın kaleminden başlamak istiyorum Ben yazarın anlatımını gerçekten çok seviyorum. İlk kitabı da severek okumuştum ve ikinci kitapta da bu hiç değişmemişti. Akıcı, sıkmayan, sizi dünyanın içine çeken ve karakterlere bağlayan bir anlatımı vardı. Bu kitapta da kalemine yine hayran kaldım Kitaba gelecek olursam Bu kitapta Ren’in ilk kitaba göre çok daha güçlendiğini görmek çok güzeldi Sunho için mücadele etmeye devam etmesi ve onu bırakmaması kalbimi yumuşattı. Küçük dayı ile olan sahneleri, birlikte Sunho’yu aramaları ve başlarına gelenler derken Ren’i okumaya bayıldım Yüzen Dünya’ya gittiğinde prenses olması ve orada yaşananlar kitaba ayrı bir boyut katmış Sunho’ya gelirsek İblise dönüştükten sonra yaşadıkları gerçekten çok ağırdı. Abisinin ölümüne sebep olduğunu düşünmesiyle yaşadığı vicdan azabı, gerçekleri
1000Kitap
İblis ve IşıkAxie Oh · Artemis Yayınları · 20268 okunma
Jane Eyre
Puan vermedi
Jane Eyre föddes år 1820. Hennes föräldrar dog när hon bara var ett år gammal. Därefter började hon bo hos sin moster, som var en grym kvinna. Efter ett tag skickade mostern henne till en internatskola. Där lärde sig Jane franska, musik och geografi. När Jane var färdig med sina studier ville hon tjäna egna pengar. Hon började arbeta som privatlärare åt Adèle. Jane blev förälskad i ägaren av Thornfield, som hette Rochester. Han friade till henne och de var lyckliga. Men på dagen då de skulle gifta sig fick Jane reda på att Rochester redan hade en fru, som han hade låst in på vinden. Jane lämnade Thornfield genast. Efter en tuff resa fick hon bo hos en präst och hans systrar. Jane var glad där. Efter ett år friade den unge prästen till henne, men hon tackade nej eftersom han inte älskade henne. Jane bestämde sig då för att återvända till Thornfield. När hon kom dit upptäckte hon att Thornfield var helt förstört efter en brand. Rochesters fru hade dött i branden. Jane åkte vidare till Rochesters nuvarande hus. Han var blind och hade förlorat en hand. Jane älskade honom fortfarande och brydde sig inte om hans situation. De gifte sig och reste till många länder, något som Jane alltid hade drömt om. De fick också en dotter. Jag ger boken 9 av 10, eftersom jag tycker mycket om karaktären Jane och hennes egenskaper.
1000Kitap
Jane EyreCharlotte Brontë · Penguin Books · 200742,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·152 syf.··
2025 42. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 02:51
Bu kitaba kaç puan vereceğim konusunda biraz kafam karışık. İlk olarak zaten ilk kitabı okuduğum için ikinci kitabında nasıl olacağını az çok biliyordum ve bu sefer bir hayal kırıklığım olmadı. Ama yine de ilk kitaptaki gibi edebi yönüyle sıfır. Fakat beni inanılmaz aydınlatan bir yönü de var, birazdan bundan bahsedeceğim. Bu aydınlanma da gözümde kitabı biraz yukarı taşıyor. Psikiyatristin yanıtları benim için inanılmaz yetersizdi. Sehee aylar boyunca her hafta terapiye gidiyor ve ilk kitabın ilk sayfalarından ikinci kitabın son sayfalarına kadar sürekli olarak aynı problemlerden bahsediyor. Yani depresyon böyle bir şey zaten, insan bir türlü kurtulamaz ama bu yanıtları alınca kurtulacağın varsa da kurtulamazsın. İki kitap boyunca neredeyse hiçbir şey değişmezken son üç dört bölümde Sehee'nin daha iyi hissettiğini söylediğini ve psikiyatristin de evet harika gidiyorsun dediğini okuyoruz. Ama bana hiç de öyle gelmiyor. Şimdi aydınlanmaya geliyorum. İzlediğim Güney Kore yapımlarının ve okuduğum Güney Koreli yazarların yansıttığı toplum yapısı bende bu kitapla birlikte kesinlik kazandı. Güney Kore meraklısı Sümeyyelere bu kitabı yedirmek istiyorum. K-her şey'in altındaki küf kokusu buram buram kitaptan yayılıyor. Baek Sehee’nin anlattıkları sadece bir kadının depresyonu değil, Güney Kore toplumunun ruhsal çöküşünün bireysel bir vakaya sızmış hâli. İş baskısı bunun sadece bir parçası. Kitabı açtığında karşına çıkan şeyler: Görünüş zorbalığı, sürekli eleştirilme, sessiz bir toplumsal gözetim hâli, “başkası ne der?” paranoyası ve bunun sonucunda intihar düşüncelerinin neredeyse sıradanlaşmış olması. Sehee’nin kollarını kesmesi, çatıya çıkıp kendini atmayı düşünmesi, içkiyle kendini uyuşturmaya çalışması… bunların hiçbiri bu ülkenin vatandaşları için “abartılı
Ölmek İstiyorum ama Hâlâ Tteokbokki Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20251,302 okunma
7/10
·144 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 16:55
Sudan edebiyatından böyle ilginç bir roman çıkacağını tahmin etmezdim. Hikayesi de sonu da çok keyifliydi. Yazar olmak isteyen, okumaya çok geç başlayan ama bu hevesi içinde taşıyan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Yazarlık hayalinin peşinde koşan görevi yeni bırakmış bir askerin hikayesini çok eğlenceli bir dille anlatıyor...
Larva AvcısıAmir Tag Elsir · Bilgi Yayınevi · 202231 okunma
Her Ülkeden Bir Kitap - 36 Sudan
9/10
·144 syf.··
2025 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 21:15
En son ne zaman bir kitapçıya gidip hiç aklımda olmayan bir kitabı satın aldığımı hatırlamıyorum. Dost Kitabevi’nde raflara bakarken gözüm bu kitaba ilişti. Kitabın kapağı ve arka kapak yazısından çok kitabın ilk cümlesi dikkatimi çekti. “Bir roman yazacağım. Evet, yazacağım.” Kitabın “Afrika ülkeleri” bölümünde olması daha da ilgimi çekti. Kitabı satın alıp okumaktan başka çarem kalmadı. Başkahramanımız Abdullah Harfaş (Lakabı: Farfar) gizli polis teşkilatında bir ajandır. Görev esnasında geçirdiği bir kaza sonucu bir sağ bacağı kesilmek zorunda kalınır. Sonrasında ise görevinden emekli edilir. Kendini boşlukta hisseden Farfar roman yazmaya karar verir. Fakat yazma tecrübesi hiç yoktur. Hatta doğru düzgün kitap okumuşluğu bile yoktur. Kendini bu konuda yetiştirmek için görevi esnasında bildiği bir kahvehaneye gider. Burada şairlerin ve yazarların olduğunu biliyordur. Burada yazar A.T. ile tanışır. Bu tanışma eğlenceli ve biraz da eğitici bir hikayeye kapılarını açar. Kitabı öncelikle yazar olmak isteyenlere sonra da tüm okurlara tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Larva AvcısıAmir Tag Elsir · Bilgi Yayınevi · 202231 okunma
Türkçenin Söz Varlığı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 16:31
Bir proje kapsamında ‘ödev’ olarak verilen bu kitabı okumak beni çok yordu. Okurken dikkat gerektiren, önemli yerleri gözden kaçırmamak gereken bir kitaptı. Özetini çıkarmam gerektiği için, incelemeden ziyade bende buraya özetini bırakacağım. Yazar Prof. Dr. Doğan AKSAN bu eseri ile bu alanda araştırma yapacak olan ya da bu alan ile ilgili ilgili olacak olanlara harika bir kaynak kitap yazdığını belirtmek isterim. Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini keşfetmek isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde kaynaktır. Aksan, Türkçenin söz varlığını analiz ederken dilin geçmişten günümüze nasıl everildiğini, kökenlerini ve dilsel zenginliğini keşfeder. Aksan, Türkçenin tarihsel süreç içerisindeki değişimlerini ve bu değişimlerin toplumsal, kültürel ve coğrafi etkilerini de inceler. Aksan, bu eserinde Türk dilinin dönemsel evrimini, yabancı dil etkilerini, kelime türetme süreçlerini ve dildeki farklı lehçeleri tartışarak, okuyucusuna Türkçenin dilbilimsel yapısına derin bir bakış açısı sunar. Hangi kısmını eklemesem üzüleceğim ancak Türk dinin söz bilimleriyle ilgili gözlemler ve saptamalarını başlık başlık değinmeye çalışacağım. KÖKTÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI Türkçenin elimizde bulunan en eski yazılı kaynağı Köktürk yazıtlarıdır. VIII. ‘da yazılmıştır. Köktürk yazıtlarında saptanan özellikler şöyledir; -Türkçenin eldeki bu en eski ürünleri tek tek 900 kadar sözcüğü içeren, konuları sınırlı yazıtlar olduğu halde yalnız somut kavramlar açısından değil, soyut kavramlar açısından da zengin bir dil niteliği göstermektedir -Yazıtlarda görülen ve bizim “ileri öğeler” olarak adlandırdığımız kimi sözcükler, yazıtlarda geçmeyen, ancak o dönemde yaşadığı anlaşılan kimi sözcüklerin varlığını ortaya koymaktadır. -Türkçenin ilginç bir özelliği olan ikilemelerin o dönemde de çok yaygın
Türkçenin SözvarlığıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2015103 okunma