! SPOILER İÇERİR !
"Şimdi, benim hayal 'bile edemediğim bir dünyadan gelen siz, benim Cennet'imi Cehennem gibi gören siz, bana benim dünyamın nasıl bir şey olduğunu sormayacak mısınız?"
Shevek suskundu, Keng'i izliyordu, ışıltılı gözleri sabitti. "Benim dünyam, benim Arz'ım bir yıkıntı. İnsan ırkı tarafından berbat edilmiş bir gezegen. Hiçbir şey kalmayana dek çoğaldık, tıkındık ve savaştık, sonra da öldük. Ne hırsımızı ne de şiddetimizi denetledik; uyum göstermedik. Kendimizi yok ettik. Ama önce dünyayı yok ettik. Benim dünyamda hiç orman kalmadı. Hava gri, gök gri, her zaman sıcak. Yaşanabiliyor, hala yaşanabiliyor - ama bu dünyada olduğu gibi değil. Burası canlı bir dünya, bir uyum. Benimki ise uyumsuzluk. Siz Odocular bir çölü seçtiniz; biz Arz'lılar bir çöl yarattık. . Sizin gibi biz de orada yaşamayı sürdürüyoruz. İnsanlar güçlü! Şimdi yaklaşık yarım milyar kişiyiz. Bir zamanlar dokuz milyardık. Her yerde hala eski kentler görülebiliyor. Kemikler ve kiremitler toza dönüşüyor, ama küçük plastik parçaları hiç bozulmuyor, hiçbir zaman da uyum göstermiyorlar. Bir tür olarak, toplumsal bir tür olarak başarısız olduk. Şimdi burada, başka dünyalarda, başka insan toplumlarıyla eşit ilişkiler kuruyorsak, bu yalnızca Hain'lilerin sayesinde. Geldiler, bize yardım getirdiler. Gemiler yapıp mahvolmuş dünyamızdan ayrılabilmemiz için bize verdiler. Bize nazik, merhametli, güçlü bir insanın bir hastaya davrandığı gibi davranıyorlar. Hain'liler çok garip insanlar, hepimizden daha eskiler; cömertlikleri sonsuz. Başkalarını düşünüyorlar. Bütün suçlarımıza karşın anlamakta güçlük çektiğimiz bir suçluluk duygusuyla hareket ediyorlar. Sanırım bütün yaptıklarında geçmişlerinden, sonsuz geçmişlerinden etkilenerek hareket ediyorlar. Biz Arz'da kurtarılabilecek her şeyi kurtarıp