Tahsin Gün

Oysa, tek bir fotoğrafın ya da film karesinin iddiası, kameranın görüş açısının önünde meydana gelen şeyi tam olarak göstermektir. Bir fotoğraftan da herhangi bir duygu uyandırması değil, bir şeyi aynen göstermesi beklenir zaten. Fotoğrafların -elle çizilmiş resimlerden farklı olarak- kanıt sayılabilmelerinin nedeni de budur. Ancak onları neyin kanıtı saymak gerekir? Robert Capa'nın eserlerinden oluşan bir derlemede "Yere Düşen Asker" adıyla yer alan "Bir Cumhuriyetçi Askerin Ölümü" fotoğrafının, gösterdiği söylenen olguyu anlatmıyor olabileceği kuşkusu (bu resmin cephe hattının yakınındaki bir eğitim tatbikatında çekilmiş olabileceği şeklinde bir hipotez ortaya atılmıştır çünkü), savaş fotoğrafçılığıyla ilgili tartışmaların üzerinde bir hayalet gibi dolanmaya devam etmektedir. Anlaşılacağı üzere, konu fotoğraflara geldiğinde herkes çokbilmiş bir alim kesilmektedir. Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak, S. 46, 47 Türkçesi: Osman Akınhay Agora Kitaplığı 2004 Regarding the Pain of Others Hamish Hamilton, Londra, 2003 #susansontag #baskalarininacisinabakmak #agorakitapligi #regardingthepainofothers #fotografinustunlugu #objektiflik #bakisacisi #goz #beyin #sinirsistemi #fotograflar #objektif #kayit #taniklik #gerceklikani #gercekliginyorumu #goruntu #subjektiflik #samimiyetsizlik #uydurukluk #dogruacidan #saptanmisisik #sanatkarsiti #sanatsalbirdil #manipulatif #fotografcilar #belgelemek #aci #sefalet #savas #aclik #militarizm #emperyalizm #fotografyazisi #tarafsiz #bilgilendirici #icerik #benbunugordum #bugercektir #fotografcininsesi #fotografadina #goruntunungercekligi #fotografikgoruntu #fotografikkopyalar #fotografcekmek #cercevecizmek #disaridabirakmak #dijitalfotografcagi #fotografintahrifedilmesi
Sayfa 46 - Susan Sontag, Regarding the Pain of Others, 2003; Agora Kitaplığı, 2003, Türkçesi: Osman Akınhay·Kitabı okudu
Fotoğraf
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir fotoğraf yazısının tarafsız ve bilgilendirici içerikte olması adettendir (bir tarih, bir yer ve isimler yeterlidir.) Birinci Dünya Savaşı'ndan (kameraların askeri istihbarat amacıyla geniş biçimde kullanıldığı ilk savaştan) kalma ve karşı saflara yaklaşıp düşman hakkında bilgi edinmeyi hedefleyen bir fotoğrafın altına "Bunun gerçekleşmesini bekleyemeyiz!" diye yazılması, ya da, çok sayıda kırığı gösteren bir röntgen filminin kenarına, "Hasta galiba topallıyor!" diye not düşülmesi akla getirilemez herhalde. Benzer şekilde, Goya'nın Savaşın Felaketleri'nde bir görüntünün altına "Ben bunu gördüm" (Yo lo vi), bir başka resmin altına da "Bu gerçektir" (Esto es lo verdadero) diye yazması gibi, fotoğrafçının sesiyle fotoğraf adına, görüntünün gerçekliğine dair teminat veren bir üslupla konuşmasına da gerek duyulmaz. Elbette fotoğrafçı o kesiti görmüştür. Herhangi bir tahrifat olmadığı sürece de bu gerçektir. Sıradan, gündelik dilde, Goya'nınkiler gibi elden çıkmış resimler ile fotoğraflar arasındaki farklılık, sanatçılar çizim ve resim 'yaparken', fotoğrafçıların fotoğraf 'çektikleri' şeklindeki basmakalıp bir açıklamayla ifade edilir. Ancak fotoğrafik görüntü, bir kopya olduğu (yani, apayrı fotoğrafik kopyalardan kotarılmış bir kurgu olmadığı) ölçüde bile, olmuş olan bir şeyin saydam bir yansımasını veremez. O, her zaman için, birinin seçtiği bir görüntüdür; fotoğraf çekmek bir çerçeve çizmek, çerçeve çizmek de bazı şeyleri dışarıda bırakmaktır. Dahası, resimlerle uzun uzun oynamak, dijital fotoğraf çağını ve bilgisayarda Photoshop programıyla yapılan manipülasyonları önceleyen bir tekniktir. Bir fotoğrafın tahrif edilmesi her zaman mümkün olmuştur. Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak, S. 45, 46 Türkçesi: Osman Akınhay Agora Kitaplığı 2004 Regarding the Pain of
Sayfa 45 - Susan Sontag, Regarding the Pain of Others, 2003; Agora Kitaplığı, 2003, Türkçesi: Osman Akınhay·Kitabı okudu
Susan Sontag
1950'lerde, 1960'larda ve 1970'lerin başlarında, eserlerini gören herkeste hayranlık uyandıran fotoğrafçıların belgelediği unutulmaz acı ve sefalet görüntüleri çoğunlukla Asya ve Afrika'ya aitti (Werner Bischof'un Hindistan'daki açlık kurbanlarını görüntüleyen resimleri, Don McCullin'in Biafra'daki savaş ve açlığın kurbanlarını gösteren fotoğrafları, W. Eugene Smith'in bir Japon balıkçı köyünde yaşanan ölümcül derecedeki su kirliliğinin kurbanlarını belgeleyen fotoğrafları). Hindistaan ve Afrika'daki açlıklar salt 'doğal' afetler değildi; yerinde müdahelelerle önlenebilir olaylardı ve aslında çok ağır birer suç oluşturuyorlardı. Örneğin, Minamata'da yaşananlar apaçık derecede suçtu; Chisso Corporation şirketi, cıva yüklü atıkların koya boşaltıldığını bal gibi biliyordu. (Smith, resimleri çektiği zamandan bir yıl sonra, Kamerasının takibinden kurtulmak isteyen Chisso firmasının adamları tarafından ağır şekilde yaralanmış ve bu saldırıların sonucunda sakat kalmıştı.) Yine de en büyük suç savaştır ve 1960'li yılların ortalarından beri, savaşları görüntüleyen en ünlü fotoğrafçıların çoğu, kendi rollerinin savaşın 'gerçek' yüzünü gözler önüne sermek olduğunu düşünmüşlerdir. Larry Burrows'un çektiği ve 1962'den "Life" dergisinde yayınlanan, işkence ve eziyete uğramış Vietnam köylüleriyle yaralı Amerikan askerlerini gösteren renkli fotoğrafları, Amerika'nın Vietnam'daki varlığına karşı isyanı kesinlikle bilemişti. (1971'de Burrows, yanındaki üç fotoğrafçıyla birlikte, Laos'ta Ho Chi Minh hattı üzerinde uçan ABD ordusuna ait bir helikopterden açılan ateş sonucunda öldürüldü. "Life" dergisi de, benim gibi orada çıkan savaş ve sanat resimleriyle yetişmiş ve eğitimini beslemiş birçok kişiyi üzüntüye boğarak 1972'de kapandı.) Burrows, bütün savaşı renklerle yansıtan (gerçeğe
Sayfa 36 - Susan Sontag, Regarding the Pain of Others, 2003; Agora Kitaplığı, 2003, Türkçesi: Osman Akınhay·Kitabı okudu
Fotoğrafın üstünlüğü, birbiriyle çelişkili iki ayrı özelliği birleştirebilmesiydi. Onların objektifliğine kimse bir şey diyemezdi. Yine de fotoğraflarda hep bir bakış açısı olurdu. Ortada makine olduğundundan, gerçek olan bir şeyi (ne kadar tarafsız olursa olsun, hiçbir sözlü anlatının beceremeyeceği şekilde, varlığı çürütülemez bir durumu) kaydediyor, böylece ortada onları çeken bir kişi olduğu için de, gerçek olan bir şeye tanıklık ediyorlardı. Woolf'un iddiasına göre, fotoğraflar "bir sav oluşturmazlar; sadece göze ulaşan bir olgunun ham bir saptamasıdırlar." Gerçekte de 'basitçe' bir şey değildir onlar; işin aslı, Woolf ya da başka biri için, olgular yerine de geçmezler. Zira, Woolf'un da hemen eklediği gibi, "göz, beyinle bağlantılıdır; beyin de sinir sistemiyle. Sistem kendi mesajlarını, geçmişteki her hatıradan ve o anki duygulardan süzerek bir spot görüntü şeklinde beyne gönderir." Bu el çabukluğu, fotoğrafların hem objektif bir kayıt olmasını hem de kişisel bir tanıklığı yansıtmasını; ayrıca, hem fiili bir gerçeklik anının aslına sadık bir kopyası veya suretini, hem de o gerçekliğin yorumunu sağlar (üstelik bu, edebiyatın çoktandır özlemini çektiği, ama kelimenin bu anlamında hiçbir zaman ulaşamadığı bir başarıyı temsil etmektedir.) Kameraların görüntü oluşturma bakımından apaçık biçimde sahip olduğu gücü vurgulayanlar, görüntüyü elde eden kişinin subjektifliği meselesini de ustalıkla halletmek zorundadırlar. Vahşet ve kıyım fotoğrafları söz konusu olduğunda, insanlar o görüntülere, işin içine samimiyetsizlik ve uydurukluk soktuğunu düşündükleri sanatçılığın bulaşmadığı bir şekilde tanık olmanın ikna edici gücünü talep ederler. Cehennemi olayların resimleri, 'doğru açıdan' saptanmış ışık ve düzenlemeyle seçilmiş bir bakışla yansıtılmadığı zaman daha sahici
Sayfa 25 - Susan Sontag, Regarding the Pain of Others, 2003; Agora Kitaplığı, 2003, Türkçesi: Osman Akınhay·Kitabı okudu
Fotoğraf

Tahsin Gün

, bir kitap okudu
Puan vermedi·151 syf.·
Beğendi
·
18 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Susan Sontag
8.4/10 · 755 okunma