Tahsin Gün

BİR (1/2)
Virginia Woolf Haziran 1938'de, savaşın kökleri üzerine kendi cesur ve pek de hoş karşılanmayan görüşlerini dile getirdiği Three Guineas adlı kitabını yayınlamıştı. Bu kitap, yayınlanışından önceki iki yılda, gerek Woolf'un gerekse can dostlarıyla yazar arkadaşlarından çoğunun tüm dikkatlerini İspanya'daki faşist ayaklanmanın yayılarak ilerleyişine yoğunlaştırdıkları bir dönemde basılmış ve Londra'da yaşayan, "Sizce savaşı nasıl önleriz?" sorusunu yönelten seçkin bir avukattan gelen bir mektuba oldukça gecikmiş bir cevap olarak kaleme alınmıştı. Woolf bu mektuba verdiği cevaba, avukatla kendisi arasında sahici bir diyalog kurulamayacağı şeklinde iğneleyici bir gözlemle başlıyordu. Öyle bir diyalog kurulamazdı, çünkü, onlar her ne kadar aynı sınıfa, 'eğitimli sınıf'a ait olsalar da, aralarında onları ayıran muazzam bir uçurum bulunmaktaydı: avukat bir erkek, yazar ise bir kadındı. Savaşı erkekler yapardı. Erkekler (erkeklerin çoğu) savaştan hoşlanırlardı, çünkü erkeklerin gözünde "savaşmakta bir şan, bir zorunluluk, bir tatmin" vardı, oysa kadınlar (kadınların çoğu) böylesi duyguları hiç hissetmezler ya da savaştan hiç hazzetmezlerdi. Virginia Woolf gibi eğitimli (siz bunu 'ayrıcalıklı, tuzu kuru' diye okuyun) bir kadın bile savaş hakkında ne kadar çok şey bilebilirdi ki? Savaşın cazibesinden söz açılınca kadınların kapıldığı irkilme duygusu erkeklerinkiyle aynı olabilir miydi? . Woolf, savaş resimlerine topluca bakarak, kadınlar ile erkekler arasındaki bu 'iletişim güçlüğü'nü deney masasına yatırma önerisinde bulunmuştur. Söz konusu resimler, faşistlerin kuşatması altındaki İspanyol hükümetinin haftada iki defa dağıttığı (Woolf hemen bir dipnot düşer: "ve 1936-1937 kışında postaya verilmiş") fotoğraflardan bazılarıdır. Woolf daha sonra, "Aynı fotoğraflara baktığımızda
Sayfa 1 - Regarding the Pain of Others, 2003; Agora Kitaplığı, 2003, Türkçesi: Osman Akınhay·Kitabı okudu
Reklam
Aslında büyükannemin gönlü zihinsel bir yarar sağlamayacak olan herhangi bir şeyi satın almaya asla razı olmazdı; özellikle de, rahatlığın ve gururun tatminlerinden başka şeylerden haz almayı öğreten güzel şeylerin sağladığı yarara değer verirdi. Birisine faydalı denilen türde bir hediye, bir koltuk, bir sofra takımı, bir baston alması gerektiğinde bile, bunların "antika" olanını seçerdi; eşyaların eskimişliği yararlı olma özelliklerini onun gözünde adeta siler, bizim ihtiyaçlarımızı karşılamaktan çok, eski zaman insanlarının hayatını bize aktarma işlevini yüklenirlerdi sanki. Benim odamda en güzel sanat eserlerinin, manzaraların fotoğrafları olsun isterdi. Ama bunları satın almaya geldiğinde, fotoğrafta görülen şey estetik bir değere sahip olduğu halde, fotoğraf denilen mekanik tasvirde bayağılığın ve faydanın hemen hakimiyet kurduğu kanısına varırdı. bu yüzden de kurnazlık etmeye çalışır, ticari bayağılığı tamamen ortadan kaldıramasa da, hiç değilse azaltmaya, onun yerine sanat katkısını mümkün mertebe artırmaya, adeta çok sayıda sanat "katman"ı eklemeye gayret ederdi: Chartres Katedrali'nin, Saint-Cloud Fıskiyelerinin, Vezüv'ün fotoğrafları yerine, büyük bir ressamın bunları resmedip etmediğini Swann'dan öğrenip, Corot'nun Chartres Katedrali, Hubert Robert'in Saint-Cloud Fıskiyeleri, Turner'ın Vezüv resimlerinin fotoğraflarını almayı tercih eder, böylece sanat oranını artırırdı. Ne var ki, fotoğrafçı sanat eserinin veya tabiatın tasvirinin dışında tutulup onun yerine büyük bir ressam konmuş olsa da, bu yorumun kopyasını çıkarmak, yine fotoğrafçıya düşüyordu. Bayağılıkla yüz yüze gelen büyükannem, dolan vadeyi uzatmaya çalışıyordu tekrar. Swann'a eserin bir gravürünün bulunup bulunmadığını soruyor, mümkünse eski ve kendinin dışında, ek bir yararı olabilecek, örneğin
Sayfa 45 - Marcel Proust, Kayıp Zamanın İzinde, S. 9, 10 Swann ların Tarafı Çeviren: Roza Hakmen YKY Yapı Kredi Yayınları A la recherche du temps perdu I - Du cote de chez Swann, Editions Gallimard, 1954·Kitabı okuyor
Ardından da, önceki hayatta var olan düşüncelerin ruhgöçünden sonra bilinmez olması gibi, benim için anlaşılmaz bir hale gelmeye başlardı; kitabın konusu benden kopardı, onu düşünüp düşünmemekte serbest olurdum; aynı anda görme duyuma kavuşur, etrafımda gözlerimi, belki daha çok da zihnimi dinlendiren hoş bir karanlık bulunca çok şaşırırdım; zihnim bu karanlığı sebepsiz, anlaşılmaz, gerçekten karanlık bir şey olarak algılardı. Saatin kaç olduğunu merak ederdim; uzaktan duyduğum tren düdükleri, tıpkı bir ormanda öten kuşlar gibi mesafeleri vurgular, ıssız kırların enginliğini betimlerdi, kırın ortasında, yakındaki istasyona doğru hızlı hızlı ilerleyen yolcuyu hayal eder, yeni yerlere, alışılmadık hareketlere, az önceki sohbete, kendisine gecenin sessizliğinde hala eşlik eden, yabancı lambanın altındaki vedalaşmalara ve yakında yaşayacağı dönüş huzuruna borçlu olduğu heyecan sayesinde, izlediği bu küçük yolun hafızasına nakşolacağını düşünürdüm.
Sayfa 9 - Marcel Proust, Kayıp Zamanın İzinde, S. 9, 10 Swann'ların Tarafı Çeviren: Roza Hakmen YKY Yapı Kredi Yayınları A la recherche du temps perdu I - Du cote de chez Swann, Editions Gallimard, 1954·Kitabı okuyor

Tahsin Gün

, bir kitabı okumaya başladı
Marcel Proust
8.5/10 · 5,2bin okunma

Tahsin Gün

, bir kitap okudu
Puan vermedi·135 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
·
2025 5. kitabı
Sebastiao Salgado
8.9/10 · 44 okunma