Tahsin Gün

Tahsin Gün

, bir kitap okudu
Puan vermedi·213 syf.·
Beğendi
·
6 günde okudu
·
2025 4. kitabı
Nedim Gürsel
8/10 · 16 okunma
Reklam
Paris'te bulvarları, pasajları, kahveleri dolduran kalabalığın içinde suda balık gibiydi Baudelaire, oysa bu dar otel odasında kendini kafese kapatılmış gibi duyumsuyordu. Bir bakıma, kendini cezalandırdığını da söyleyebiliriz. Bir yargıç, çoğu kez de eli kırbaçlı bir kadındı hayat. Onu aşağıya, hep aşağıya, kendi uçurumuna doğru çekiyor, şeytanla işbirliğine zorluyordu. Paris'te tanımadığı çehrelerin, anonim insanların arasında kaybolmak kolaydı.
Sayfa 18 - Doğan Kitapçılık, 1. Baskı, şubat 2005·Kitabı okudu
Yaşamı boyunca ne bir kitaplığı oldu Baudelaire'in, ne de kendini dışarıdan,kentin uğultusundan, kalabalıktan soyutlayabileceği bir çalışma odası. Kahvelere, otellere, geçici mekânlara sığındı hep, yalnızlığını, kimsesizliğini bu mekanlarda daha derinden duyumsadı. Sonunda Brüksel'de "Büyük Ayna Oteli"ne demir atıp orada bilincini ve konuşma yetisini yitirdi.
Sayfa 17 - Doğan Kitapçılık, 1. Baskı, şubat 2005·Kitabı okudu
Altı yaşında yetim kalan Kötülük Çiçekleri'nin şairi, üvey babası General Aupick'in otoritesinden kaçıyordu belki. Annesinin, yatağını bir başka adamla paylaşmasına elbette itirazı vardı. 1848 Devrimi patlak verdiğinde eline geçirdiği bir tüfekle barikatlara tırmanıp "Haydi Arkadaşlar, General Aupick'i kurşuna dizelim!" diye bağırmamış mıydı? Çok küçük yaşta yatılı okula gönderilmiş, daha sonraları ise sorumsuz ve başına buyruk bir yaşam tarzını benimsediği, afyon çekip aşırı dozda apsent içtiği, sokak kadınlarıyla düşüp kalktığı, bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de erotik şiirler karaladığı için aileden dışlanmıştı.
Sayfa 15 - Doğan Kitapçılık, 1. Baskı, şubat 2005·Kitabı okudu
Artık liman yok, gemiler Senne nehri boyunca buraya yanaşıp yük boşaltmıyorlar. Baudelaire'in deyimiyle "en küçük ışık huzmesi bile yansıtmayan" biricik suyolunu XIX. yüzyılda gömmüş Brüksel. Bir İspanya yolculuğu sırasında yolum Valencia'ya düştüğünde kentin içinden geçen ırmağın ikide bir taştığı için yatağının nasıl değiştirildiğini görmüş, dönüşte "Irmağını Kaybeden Kent" diye bir yazı bile yazmıştım. Ama ırmağını düpedüz gömen, yok eden bir kent ilk kez görüyorum. "Irmaksız bir kentin kederi. (...) Parke taşların korkunçluğu. Evlerin ön cepheleri balkon dolu, ama kimse yok balkonlarda"diyen Baudelaire'e hak veriyorum.
Sayfa 13 - Doğan Kitapçılık, 1. Baskı, şubat 2005·Kitabı okudu
Reklam