AKP iktidara geldiği noktada ve uzun süre, laik demokratik muhalefet kanadında ekonomizmin ve liberalizmin çakışmasıyla, ılık suya atılan kurbağanın rehavetini ve ölümcül iyimserliğini anımsatan bir ruh hâli egemen oldu. AKP askerî vesayeti kıracak, Kürt sorununu çözecek, ülkeyi demokratikleştirecek ve Avrupa Birliği'ne üye olma sürecini başarıyla tamamlayacaktı. Türkiye tüm İslam âlemine demokrasiyle İslamın bağdaşabileceğini gösterecekti. Bu iyimserlik ve ham kanaatler AKP'ye, onun arkasındaki Siyasal İslam'a, en zayıf ve kırılgan oldukları, devleti henüz ele geçirmedikleri dönemde etkin biçimlerde direnmeyi engelleyen bir etki yaptı.
... bana sorarsan, işin asıl bok yanı neresi biliyor musun? Bu köpek hayatını, bu rezilliği hak edecek bir şey yapmadık. Her şey bizim irademizin dışında oldu bitti: Tutuklanmak, mahkeme, hüküm, cezaevi!.. Her şey öylesine ağır, o kadar acıklıydı ki, insanın ciddiye alası gelmiyordu. Hani korku filmleri vardır, iyice mübalağalı, bir türlü gerçeklik duygusu vermez, korkacağına gülersin, işte öyle! Günün birinde bir baktık, beş parasız sokakta kalmışız, ufukta ne küçük bir umut, kıçımızda bütün ömrümüzü piç etmeye fazlasıyla yetecek bir de damga!
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kuran-ı Kerim'in ilk defa Türkçe ye çevrilmesi Atatürk döneminde olmamıştır. Kuran-ı Kerim'in Türkçeye çevrilme çalışmaları o dönemden yaklaşık 1000 yıl önce gerçekleşmiştir.
(...)
Bilinen en eski Türkçe Kuran'ı Kerim çevirisi yaklaşık bin yaşındadır ve İngiltere'deki John Rylands kütüphanesinde korunmaktadır.
(...)
Kuran-ı Kerim'in bütün bir kitap olarak ilk çevirisi ise Orta Asyalı din bilginlerince, yine Farsça yapıldı. 10. yüzyıldaki Farsça bu çeviriyi takiben de ilk Türkçe çeviri kaleme alındı.