Bıçağın Ucu

Attila İlhan
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı:
455
Basım Tarihi:
2014
İlk Yayın Tarihi:
1981
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9789754583250
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2021 52. kitabı
#Bıçağınucu #atillailhan #okudumbitti 1960 dönemi Türkiye’sindeki asker, aydın, burjuva gruplarını anlatır. Öncelikle Suat ve Halime ile bağlantılı gelişen bu olaylar 27 Mayıs darbesinde sona erer. 1960 yılında ocak-mayıs aylarındaki gelişmeleri anlatarak Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi çözümlemelerini ele alarak Türkiye’nin nasıl 27 Mayıs’a geldiğini açıklar, Türkiye’nin kurtuluşu için çözümler arar. Bayraktar Paşazade’nin kızı Suat saplantılarıyla boğulan genel ahlak kurallarının hor gördüğü hayatı yaşayan biridir. Halim ise kadınlardan korkan onları tanımayan ve kötü kadınlar dışında onlara yanaşmamış Manisa’nın ileri gelenlerinden birinin oğludur. Halim ve Suat hapse girmiş bir ozanın kurtarılması için düzenlenen toplantıya katılırlar. Toplantıyı bir kalabalık basar ve bu kargaşa polis tarafından dağıtılır. Bu kargaşa içinde bu ikili birbirine yaklaşırlar. Bu kargaşa ortamı aydınların yaşamı olarak adlandırılır. Halim bu durumu: “Gerilime alıştık bir tanem, yıllardır bıçağın ucunu kalbimizin üstünde duyarak yaşıyoruz.” diyerek ifade eder.
Edebiyat
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
Bıçağın Ucu
7/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
Cengiz İlhan Bıçağın Ucu Başarı yalnız yetenek değil, disiplin, özveri, bağımsız ve ödünsüz bir kişilik, içten bir yurt ve insan sevgisi gerektirir. Ancak o zaman, gerçek ve hak edilmiş bir başarı olur.
Edebiyat & Roman
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
8/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 22:28
''ve ağzımda sulfato tadında bir acılık...'' o kadar çok kitapta yer vermiş ki bu cümleye Atila Ilhan, bitirdikten sonra bir süre bilinçaltımda gezeceği kesin:) (Ilk kez Atila Ilhan'ı okudum ve beğendim) Halim ve Suat çiftinin evlilik süreçleri, iç dünyaları, geçmişleri ve dahil oldukları diğer kişilerle ilişkileri kahramanların gözüyle olayların içinde yaşamanın duygusunu veriyor. Menderes dönemi siyasî çalkantıların; gösteri, protesto, baskı ve yasakların iktidar ile halkın (aydın kesimin) çekişmeleri... Gazete ve radyo aracılığıyla verilen haberlere sansür uygulanması... Günümüze benzer olayların tekerrür ettiğini, okurken ensemizde kolsuz Celal'in nefesini hissetmiyor değiliz. Yazar'in diğer kitaplarındaki karekterleri de kullanması kafa karışıklığına mahal vermeden gayet ustaca faydalanmış... Her kitapta olduğu gibi bunda da altı çizilecek guzel cümleler barındırıyor. Mesela; ''Her şeyi tasarlamak, gerçeğini yaşamaktan kolay değil midir?'' Kitabın bazı yerlerinde kimlik bunalımı yaşama, aynanın karşısındaki ben'den sıkılıp başka bir ben yaratma paradoksu, cinsel tercihlerinde farklı bir kaçamak yapmak, gördükleriyle yaşayıp hissetme girdabindan kendini alamayıp daha somut duygulara yelken açan Suat'in karakterinde olup biten şeyler. Miralay Ferid dayi'nin 1.Dünya savaşı sırasında katıldığı cephelerde maziyi sürekli dile getirmesi, kurtuluş savaşı sıralarında Mustafa Kemal Atatürk'ün anadolu'ya geçmeden Istanbul'dayken söylediği bazı sözleri ile şu an yaşanılanlar arasındaki ucurumu görup sorunları irdelemeden edemediğini görüyoruz .
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
9/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2021 19:54
"Aynanın İçindekiler" serisinin ilk kitabı. 1960 ihtilalinin hemen öncesindeki dönemde geçiyor roman. Tek parti dönemimin baskıcı uygulamalarından bıkmış halk özgürlük ve demokrasi adına! Demokratları iktidara getirmiştir. On yıl süren iktidarlarında "güç yozlaştırır" ilkesini kanıtlar tarzda eski dönemi mumla aratacak baskıcı uygulamalar sergileyen iktidar aynı zamanda Cumhuriyetin kazanımlarını da ters yüz etmeye girişmiştir. Roman, hem bu dönemin koşullarında topluma, hem de roman kahramanlarının -ki bazıları seri boyunca karşımıza çıkıyor- bireysel yaşamlarındaki değişimler ve dönüşümlere ayna tutuyor. Kurtlar Sofrası'nda gördüğümüz (bu kitap seriden önce, seriye taban teşkil eden bir eserdir) Ümid, nişanlısı olan gazetecinin katledilmesinden sonra onun idealleri uğrunda ailesinin servet ve gücünü reddederek toplumsal mücadele içinde yerini almıştır ve bedel ödemektedir. Babasının servetinden mahrum bir şekilde aktörlük mücadelesi veren Halim ile annesinin yaşam tarzından dolayı aile servetinden faydalanmayan Suat'ın evlilikleri, evlerine aldıkları pansiyoner Yüzbaşı Demir ile birlikte değişmektedir. Yüzbaşı Demir ihtilal hazırlıkları içindeki gruptadır. Daha sonraki kitaplarda karşımıza çıkacak olan Miralay Ferid (Suat'ın dayısı), Hayrunisa (Suat'ın annesi) kitaptaki önemli karakterler. Son derece akıcı bir üslupla yazılmış bir eser.
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
Puan vermedi·455 syf.··
2024 115. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 13:50
Kitabın adı:Bıçağın Ucunda Yazarın adı:Attila İlhan Sayfa sayısı:455 Kitabımız şiddetin düşünceyi yozlaştırarak Evrensel ve topluma getirdiği zararları kişisel yaşantıları suçları Çağdaş olmak insanı sevmek yaşamı sevmek olanlara sunulan ağır cezaları anlatıyor.
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
9/10
·455 syf.··
2023 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 00:00
"Bu kitabı bu güne kadar niye okumadım" diye hayıflandığım bir kitap. Son dönemde okuduğum edebiyat yönü üst düzeydeki kitabın derinliği, betimlemeleri, konuya anlam veren birikimi kitabı inanılmaz kılıyor. Cumhuriyet sonrası çok partili sürece geçiş ve Menderes döneminin etkileri(sanata, bilime, kültürel yaşama), toplumsal alanda oluşan yeni sosyo-ekonomik katmanlar çok işlenmiş. Harika olan bu kitabı okumadan geçmeyin derim...
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
Aynanın İçindekiler
9/10
·455 syf.··
2021 1. kitabı
Bu kitap benim “Aynanın İçindekiler “ serisinde okuduğum ilk kitap. Ben seriyi genel olarak beğendim. Attila İlhan’ın şiirsel dili romanlara yerleşmiş. Kitapları okurken bu tadı alabiliyorsunuz ve bu sayede okuma zevkiniz gelişiyor. Daha sonrasında okuduğunuz romanlarda bu tadı alamadığınızda bu durumu çok iyi anlayabilirsiniz. Tek eleştirim var: kitaplarda yer alan karakterlerin sürekli birbirleriyle bağı ortaya çıkıyor ve bu bağ klasikleşmiş Türk filmleri tadında…
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
Puan vermedi·455 syf.··
2023 14. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2023 22:19
Attila İlhan lise yıllarımın en kıdemli şairlerinden, onun şairliği dışındaki kimliğini ancak üniversite yıllarında fark edebildim ve ne kadar kıymetli olduğunu ancak o zaman anlayabildim. Romancılığı ise hep aklımın bir köşesinde keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak duruyordu. BBir şair nasıl roman yazar, onun oluşturduğu karakterler nasıl olur, roman cümleleri nasıldır? Cevap tam bir şiir gibi. 1960 yılında geçen bir hikaye adım adım mayıs darbesine gidiş, İstanbul'un okumuş yazmış,memleket ahvaline kafa yoran bir kesimi ve yükselen gerilimle darbe zamanı. Ağır, sabır isteyen bir nehir roman serisinin ilk kitabıydı, devamını okuyacağımdan emin değilim o yüzden yorumlarımı paylaşmak istedim. Üslubunu çok sevdiğim icin başka romanlarda şansımı deneyeceğim.
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
7/10
·455 syf.··
2023 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2023 23:53
Roman 1973'te yayımlanmış. 27 Mayıs 1960 darbesinden hemen sonra yazılmaya başlanmış. 1960'ın Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayları kitabın bölümlerini oluşturuyor. Her bölüm başında o döneme ait yayımlanmış ya da sansürlenmiş bir gazete haberi yer alıyor. Böylece gerçek haberlerle roman kişileri arasında bir bağ kurulmuş oluyor. Romanın gerçekliği ve inandırıcılığı da okumayı derinleştiriyor. Romanda dönemin siyasi çalkantıları, Menderes iktidarı ile İnönü çekişmeleri, aydınlara yapılan baskılar, aydınların sürgüne gönderilmesi, gazete ve radyolara uygulanan sansür, sendikalaşmanın önüne geçilmesi gibi olayların en sonunda ülkeyi 1960 ihtilaline nasıl götürdüğü anlatılmış. Romanın şiirsel bir dili var. Ancak bu bazı yerlerde anlamsız ve abartılı seviyelere gelmiş diyebilirim. Bazı yerlerde gözümde canlandırmamın mümkün olmadığı, anlamlandıramadığım örnekler vardı: "Şiş, adamakıllı solgun ve rezil beyazı yüzünde, bu sayılmazsa, tek aydınlık, o platin köpek dişinden dağılan üşütücü buğuydu. Çünkü, çizgili lacivert kravatının üstünde, paslı bir makas asılmış gibi loş loş parlayan gülümsemesini, dudaklarından eksik etmiyordu. Bu gülümseme, köse bir erkek gülümsemesinden farksızdı." gibi.
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma
Aynanın İçindekiler
Puan vermedi·455 syf.··
2022 208. kitabı
Şair Attilâ İlhan'ı bir türlü kapının dışında bırakamıyoruz galiba, kapıyı kapatsak kırıp gireceği malum. Kış vakitlerinde okudum kitabı. Sahneler geçti geldi gitti ve ne hikmettir, o pervasız şairin dizeleri gibi okudum onca can alıcı konuşmayı. Bu roman değil efendim, bu Attilâ İlhanca bir şeyler. Bunu ayık olmadan okumak çok yanlış, çok zararlı olur. Akıcı mı tartışılır ama bir şey kesinki çok sarsıcı. Zaten akıcı bir şeyler yazıp insanları eğlendireyim derdinde olan birisi de değil kendisi. Dönemi anlatışında bilgiyi en iyi bildiği yerden, kendinden aldığı için çok fazla açıklayıcı fikir verecektir okurlara. Aynanın İçindekiler, mutlaka tadılması gerekli bence. Yeni, sırrını bilmediğimiz bir tat olacaktır herkes için.
Edebiyat
Bıçağın UcuAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014337 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan