Düşmana karşı savaşan her insan, düşmanı tüm yönleriyle tanımalıdır. Ayrıca düşmanın geçmişini, kişiliğini, şahsiyetini ve temel özelliklerini bilmelidir. Düşmanın kavram ve değerlerini, hayallerini, nasıl düşündüğünü, nasıl planladığını ve kararlarını nasıl uyguladığını, kararlarını uygularken kimden destek aldığını ve hangi yöntemleri tatbik ettiğini bilmelidir. Aynı şekilde düşmanın birliğini sağlayan yahut bozan onları tetikleyip harekete geçiren yahut da sakinleştiren unsurları da bilmelidir. Kısaca düşmanı ele verecek zayıf ve güçlü yönleri gerçek mahiyetini öğrenmelidir. Acaba dinimizin, maslahat ve varlığımızın öngördüğü şekilde düşmanımızı yeteri kadar tanıdık mı?
Gerçek şu ki, biz gereği gibi düşmanımızı tanıyamadık. Uzun ömürlü bir düşmana karşı koyabileceğimiz etkili bir mücadele ortaya koyamadık.
Evet, düşmanımızı tanıyamadık. Eğer düşmanın güçlü yönlerini tanısaydık misliyle ona karşı koyar ve belki de ağır kayıplar verdirirdik.
Halbuki düşmanımızın gerçek yüzünü bize tanıtan temel kaynaklar hemen yanı başımızda bekliyordu. Bu kaynakları şöyle sıralayabiliriz:
▫️Birinci Kaynak: Kur'an-ı Kerim
Kur'an-ı Kerim İsrailoğullarını acımasızlık, korkaklık, haset, taşkınlık, ahde hıyanet, Allah'a Resûlüne karşı küstahlıkla nitelemektedir. Onların, ancak zorlama ile boyun eğen ve başkalarının canına ve malına saygı duymayan bir millet olduklarını belirtmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık."
"Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahitlerini bozan kimselerdir."...
İsrailoğullarıyla ilgili Kur'an ayetleri bununla sınırlı değildir.
▫️İkinci Kaynak: Yahudilerin Kutsal Kitabı Tevrat
Tevrat, İsrailoğullarının çok inatçı bir millet ve de 'Allah'ın seçkin halkı'