Bütün Yahudi ruhlarını kuvvetle sarsıp heyecana getiren şey derin bir kin, hamursuzlara insan kanı katacak kadar tabiilikten kaçmış vahşi ve menfûr bir kin, Yahudi olmayan her şeye karşı düşmanlık hissidir.
Cheskel adında meşhur bir Yahudi müellifi aynen şu itirafta bulunmuştur:
"Hakikatte içinde hiçbir şey bu kin kadar canlı değildir. Dünyanın bütün Yahudilerini birleştiren bir şey varsa, o da büyük ve kutsi kin'dir."
(DasGrosse hassenim. 2 cilt 1912)
Hakikati halde bütün diğer dinler insanlara şefkat, sevgi ve tahammül tavsiye ederken hahamlarda, müthiş bir kin, insanlara karşı derin bir nefret ve istikrah telkin etmektedirler. Yahudi olmayan milletlerin insan sıfatına hak kazanmadıklarını ve hayvan mertebesine indirilmesi lâzım geldiğini mütemâdiyen telkin edenler Talmut ve hahamlardır.
Musevilerin kutsal kitaplarında, Talmut'un dediğine göre, Tanrı yeryüzü ile gökyüzünü yarattıktan sonra eserinin güzelliğini ve görkemini on parçaya bölmüştü. Sonra bu güzellik ve görkem parçalarının dokuzunu Kudüs'e vermiş, kalan birini de dünyaya dağıtmış. Arkasından acı ve dertleri on eşit parçaya bölmüş bunların 9'unu Kudüs'e, birini de dünyaya vermişti.
Altıncı yüzyılda bir kutsal kitap, Talmut ortaya çıkmış.
Yahudilik Tanah’tan çok Talmut tarafından şekillendirildi
ve hahamların Talmud’un kendisinden bile daha önemli hale geldi.
“Örtünmeyi başı ve saçları içerecek şekle getirmek, bir tel saç görülmemeli kuralı koyarak kadının başını saç bitiminden itibaren çift bantlarla kapatmak İslam’la izah edilemez. Bu ‘kapatma’, İslam ile değil, Talmut Museviliği ve Pavlus Hristiyanlığı ile izah edilebilecek bir tavırdır. Bir rahibe kıyafetidir. İslam adına bir Hristiyanlaşma eğilimidir.”
Halkımızın sıkma baş diye tanıttığı bu kapatma İslam ile değil Talmut Museviliği ve Pavlus Hıristiyanlığı ile izah edilebilecek bir tavırdır Bir rahibe kıyafetidir İslam adına bir Hıristiyanlaşma eğilimidir
Nietzsche ' nin o "kaya gibi cümlesi" nasıldı? "Neysen o ol ! " Ama kimim ben, diye sordu Breuer kendine. Ne olmam gerekiyordu? Babası bir Talmut uzmanıydı; belki de felsefi tartışma onun kanında vardı. Üniversitedeyken babasının ısrarlarıyla, diğer doktorlara nazaran daha fazla felsefe dersi almış olduğuna seviniyordu; tıp derslerine geçmeden önce bir yıl üniversitede felsefe okumuştu.