Ben onu tanırım. Bir göz kırpışından, bir nefes alışından, kelimeleri birbirine katıp karıştırmasından tanırım. Kaçtığı zamanlarda bile yakalanmak isteyen gözlerini bilirim. Titreyen sesini, birbirine dolaşan kelimelerini, saçmalayışını. . . Hepsini. Belleğim boş durmaz, onu her yeniden gördüğümde unuttuğumu sandığım bir yanını usulca koyar önüme..
"Ben korku değilim kapı aralarında Pencerenin infilâkı değilim Gölgeleri yüzlerinden tanırım Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde Bir eşya bir hamalı Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil Değirmene inanırım Bu derin aldanış kimden kalmadır Bu uzaklık, bu diba Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar kelâmın hası Sen nasıl bu kadar şiir bohçası Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi'
Nurullah Genç
Nurullah Genç
Şiir
Yalnızlığı bilmiyorum. Ama artık onu nerde görsem tanırım.
1000Kitap
Bir şair tanırım Onunki içler acısı Kalbini aslâ vermemiş Çalmışlar Kalbi eski bir efsanede saklı.
Türküler Dolusu
... Şairim şair olmasına Canım kurban şiirin gerçegine, hasına İçersine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum Bıçak gibi kemige dayansın yeter Egri bügrü, kör topal kabulüm. Şairim Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası Ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir köy türküsü duysam Şairligimden utanırım. Şairim Şiirin gerçegini köy türkülerimizde bulmuşum Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim Onlarla aglamış onlarla gülmüşüm.. ...
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Şiir