Ben onu tanırım. Bir göz kırpışından, bir nefes alışından, kelimeleri birbirine katıp karıştırmasından tanırım. Kaçtığı zamanlarda bile yakalanmak isteyen gözlerini bilirim. Titreyen sesini, birbirine dolaşan kelimelerini, saçmalayışını. . . Hepsini. Belleğim boş durmaz, onu her yeniden gördüğümde unuttuğumu sandığım bir yanını usulca koyar önüme..
"Ben korku değilim kapı aralarında
Pencerenin infilâkı değilim
Gölgeleri yüzlerinden tanırım
Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde
Bir eşya bir hamalı
Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil
Değirmene inanırım
Bu derin aldanış kimden kalmadır
Bu uzaklık, bu diba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar kelâmın hası
Sen nasıl bu kadar şiir bohçası
Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum
Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi'
...
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçegine, hasına
İçersine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemige dayansın yeter
Egri bügrü, kör topal kabulüm.
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairligimden utanırım.
Şairim
Şiirin gerçegini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla aglamış onlarla gülmüşüm..
...