Ne var ki kitaplarla düşüp kalkmazdan önce de bende utanç gibi, gurur gibi her zaman bir yerlere kaçmaya zorlayan, bir yan bulunduğunu hatırlıyorum. Bu dünyaya insanlar ya savaşçı ya da peygamber olarak gelirlerdi. Bende peygamberlerin kuşku duyan, ama gene de kendini savaşsız teslim eden kanı vardı. Bundan dolayı dünyanın her şeyinden kuşkulanmış, fakat hiçbir zora karşı direnmeden, yenilgiyi önceden kabullenerek durmadan kaçmıştım. Hatta kendimden bile kaçmak sevdasına düşmüştüm. Buralara niçin gelmiştim? Yer değiştirmenin ruhumuzda temelli değişmeler yapacağına, eski varlığımızdan soyunup kurtulacağımıza çocuk gibi inanmamış mıydım?