Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz nefreti seçerim - kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki, her şeye ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır.
Hayat, galiba bende nüfuz edecek ya da incitecek bir şey bulamıyordu. Çevremde dolaşıp sıkılıp gidiyordu. Ben bunu kendi dayanıklılığım mı sayıyordum acaba? Bazen çevremdeki arkadaşlara kulak kabarttığımda acaba dünya, bu yusyuvarlak şey nasıl bir dönüşteydi de kiminde mide bulantısı, kiminde eğlence, kiminde yükseklik korkusu, kiminde göğe merdivensiz tırmanma ile beliriyor diye düşünüyordum. Ben ne döndüğümüzü anladım, ne zınk deyip durduğumuzu, tasasız bir yolcu gibi başımı koydum da uyudum.