"Tamamlanmış hazırlıkların tatlı telâşıyla çıkmıyorum bu yola. Ezilmiş, hırpalanmışlarla birlikte geliyorum. Küskünlerin, yorgunların kafilesindeyim ben de. Kırgınların, yaralıların, gidecek yeri, atacak adımı kalmamışların, vurulmuş da ortada kalmışların, ölmüş de cenazesi unutulmuşların grubundayım; yolunu şaşırmışların kendisini karanlık bir ormanın ortasında bulmuşların. Dilese de oluvermemişlerden, ruhu defalarca yanan, derisi diri diri soyulan, her defasında bir daha yansın diye bir daha yenilenlerindenim. "Hiç yere almam," sanırken aldığım yaralardan tanınırım belki. Yürümeyi mecâli kalmamış da iki koluna girip sürüklenen hastalar kafilesine kaydedilmiş olmalı benim adım. "
"Çünkü en zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden vurulmuşum. Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım. Taşımam zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım. İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım. "
"Taş değilmişim, toprak, su, hava, ateş değilmişim. Everest'te bir çiçek, Ağrı'da bir kaya parçası, bir çalı horozu değilmişim. Öyleyse seçilmişim.
Ya seçilmeseydim? Bunca acıya bunca çileye rağmen ya var olmasaydım? Adım kullar listesine yazılmasaydı benim de? Levh-i Mahfuz'a bir insan ismi olarak geçmeseydim? Ben olmasaydım ya? Bir kader biçilmeseydi, bir ruh üflenmeseydi bana, hareketli kılınmasaydı şu bedenim?
Hiç kuşku yok seçilmişim. Bir insan olarak yaratılmış, dünyaya salınmışım. Kaderimi kuşanmış, her kazaya her belaya ezelden "Belî" demişim. "
"Her insan kendine güven kadar sermayesi olsun ister. Ancak kendi dışında cereyan eden büyük bir iradenin varlığına teslim olmak insanın çıldırmanın eşiğinden geri çıkabilecek yegâne kuvvet. "Ne gelirse göklerden geliyor," diyebilmek. Yaşamın bize sunduğu en büyük ödül bu. Kader işte. "
"Hak ile merhamet arasında ezilen bir kibrin, ezenin kalbinde sonsuz üzeri sonsuz yeni bir kibir doğurduğunu hangi cehennem ağzında unuttun? Söylesene, ağlamayı ne zaman unuttun? "