Seda

Öyle bir an gelir ki insan gördüğüyle kendisine anlatılanları karıştırır, yaşadığıyla bildiğini, başından geçenle okuduğunu karıştırır; aslında bunları ayırt edebiliyor olmamız mucizevi bir şeydir, onca şeyden sonra bunları ayırt edebiliriz ve normalde budur tuhaf olan, tüm bir hayat boyunca sinemada, televizyonda, tiyatroda, gazetede ve romanda görülen ve duyulan bütün hikayeler birikince artık kolaylıkla birbirine karışabilmelidir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
‘’Düşüncelerin akışında bir kesinti oluyor ve her zaman yalnız olduğumu kavrıyorum. Kaçınmak için onca çaba harcadığım bu gerçek, uyarıda bulunmaksızın karşıma çıkıyor. Yalnız olmaktan nefret ediyorum. Keseli hayvanlar gibi, bir başkasının derisinin altında yaşamayı isterdim. Emniyette olmayı, sıcak, bakılıp gözetleniyor olmayı,havadan,hatta yaşamdan daha çok istiyorum. Beni şaşırtan bu olgu yeni değildi,oradaydı,uzun bir süredir benim bir parçamdı.’’
‘’ Hiçbir şeyden korkmuyorum. Hiçbir şey için can atmıyorum. Bence buna mutluluk denebilir. Huxley’nin bir sözü vardır, bilir misiniz? Mutluluk asla harika değildir.’’
‘’Affetmek bazen affettiğine yakın olmayı kaldırmaz.’’
‘’Boşluğun merkezinde başka bir şenlik var.’’