İçinde garip bilgiler var. Mesela diyabet hastalığı insanın kilo almasını önlermiş. Hastalık önce gözlere zarar verir. Göz görmeyince yiyeceğe gitmezmiş. Sonra böbreklere. Böbrek iyi çalışmayınca şeker doğrudan idrarla dışarı atılır ve kilo alınmazmış. En son ayakları kangren yapar ve kişi avına doğru ulaşamaz ve yemeği önler.
Tarihin ilk zamanlarını örnek gösterip vücudun ve hastalıkların ona göre şekillendiği bilgiler var. %100 doğru diyemeyiz. O zamanlar hakkında bu kadar net konuşulamaz bence. Ayrıca diyabet örneği gibi çok garip bilgiler var. İlk defa duyacağınız.
Bir diğer konu japon kültüründe bulunan ama bizim asla yemediğimiz 1-2 yemek tavsiyesi var.
Kitap %70 oranında faydalı bilgiler içeriyor. Okunmaya değer. Çok yemenin zararları herkesin malumudur zaten. Günde 1 öğün yöntemi de bana uygulanabilir geldi. Yazar akşam yiyormuş fakat birçok uzmana sorsak madem tek öğün o halde öğlen yemek en sağlıklısıdır diyebilir. Ki biyolojik saat de buna daha uygun. Ne kadar erken yemeği keserseniz o kadar kilo verirsiniz. Uzakdoğuda bir atasözü "kahvaltıyı krallar gibi, öğlen yemeğini sıradan insan gibi, akşam yemeğini de fakir gibi yiyin" Bu söz de bunu destekliyor. Fakat zaten tek öğün yenildiği için akşam yemek bu anlamda sorun olmaz. Tek öğün ama ara öğünler yok değil. Sabah veya öğlen çorba, salata, fıstık veya cevizle geçiştirebilirsiniz diyor. Tek öğünü uygulanabilir kılan da bu. Zihnen hazır olursanız bu sistem kesinlikle çok işe yarar.
Kitaptaki bir diğer yöntem sade öğün yöntemi. Yani her yemekte midenizin 6/10'unu doldurun diyor. Peygamberimizin de hadisidir midenin üçte birini boş bırakın der. Kitaptaki en önemli mesaj şu; uygun kiloda olsanız da olmasanız da yemekten tam doygun şekilde kalkmamalısınız ve karnınız guruldamadığı sürece yemek saati gelse bile