Tarık Atay

Tarık Atay
@tarikat_ay
Edebiyat Öğretmeni
Ankara Üniversitesi
16 Aralık
9 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
10/10
·258 syf.·
2024 2. kitabı
roman öncelikle birçok açıdan incelenmeye müsait özellikler taşır. ister narkissos üzerinden okuyun, ister tarihsel eleştiri üzerinden okuyun, ister freud ve jung'a girin ya da tamamen yalnızca alımlama estetiği kullanın. tüm yollara söyleyebilecek bir roman yazmıştır oscar wilde. dorayn gray portresi için romanın genel bir özetini vermek istemiyorum. romanın içerisindeki çatışma unsurlarını vermek ve açıklamak zaten romanın size iskeletini çıkaracaktır. -güzellik/ çirkinlik -gençlik/ yaşlılık -yaşam / ölüm -suç / ceza *karakterlerden basil, wilde'nin "estetizm" düşüncelerini yansıtan bir noktadan romanın içerisindedir. dorian gray'a bir portre yapar ve onu gençliliğiyle ölümsüzleştirir. ayrıca dorian gray'a olan tutkusu ve aşkı nedeniyle de wilde'ye en çok benzeyen karakterdir. *lord henry ise victoria döneminin ahlakını ve toplumsal yaşayışını, kadın erkek ilişkilerini eleştiren ve birçok konuda aykırı düşüncelere sahip bir kişidir. dorian gray'i düşünceleriyle etkiler ve dönüşümüne aracılık eder. *dorian gray ise idealize edilmiş bir güzelliğe sahip hiç yaşlanmak istemeyen bir nevi efsanevi "narkissos" gibi yaşayan birisidir. ---->romanın içerisinde dört ölüm vardır. bu dört ölüm dorian gray'in hayatında merkeze koyduğu düzlemlerinde de ölümünü yansıtır. ben bu romanı bu ölümler ve etkileri üzerinden okumak istedim. başka kişiler farklı düzlemlerden ifade edebilirler. burası benim öznel değerlendirmemdir. 1- ilk ölüm, dorian'ın aşık olduğu tiyatrocu sibyl'in intiharıyla gerçekleşir. bu, dorian'ın aşka dair duygularını yitirip onu soğuk ve hissiz biri haline getiren ilk etkidir. başta kendini suçlarken daha sonra hiçbir şeye kendi sebep olmadığına ikna olur. burada saf iyilik ve tutku dolu güzelliğini yitirmeye başlar. aslında çirkinleşmeye başlayan şey
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·256 syf.·
2015 1. kitabı
Kitabın başkarakteri Ömer çoğu kez hepimizdeki dirençsizliğin, yorgunluğun, sorumluluk almaktan kaçan ve güçsüzlüğün vücut bulmuş halidir. Hayatı kafasında kurduğu dünyadan ibarettir. Bu dünya yaşanmaya değer bir yer değildir onun için. Her şey kurduğu düşünsel yerde güzel ve gerçektir. Yaşantısında hep bir mana ve derinlik arar. Bütün kararlarında, seçimlerinde “içindeki şeytan”a yenilir. Sabahattin Ali’nin görüşlerini yansıtan en iyi romanıdır. Ömer’in bir iç monoloğunda hem kendine hem de topluma karşı yaptığı eleştiri, genel yapıyı çok iyi bir şekilde ifade eder: “… ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan, pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok. İçimizde acizlik var, tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden korkunç bir şey, hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyatı var. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle, kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.”
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma