Tarık Doğubeyazıt

Tarık Doğubeyazıt
Okumayı Öğrenmek Hayatın Başıdır Anlamak Devamıdır Kabul Etmek Yoludur Yaşamak Hayatın ta Kendisidir Hayatının 80 Yılını Bu işeversen Yinede Memnun Olduğunu Söylemezsin
Hakiki aşk seni sevmeyenide sevmek...
Aşk, maşuku gösterebilmekti. O olmadan da onu görebilmekti. Kadın ve erkek birbirlerine en iyi aynaydı. Bu aynada eşler birbirlerinde kendilerini görürdü. Sâre dünyasındaki paylaşım sıkıntısını İbrahim’de de olduğunu sandı. İbrahim’i kıskançlıklarıyla üzdü. Oysaki sevgide mekâna ve zamana ihtiyaç yoktu. Aşk varlıkta vücudu atmaktı. Aşk kimyasına erememiş sevgide paylaşım derdi olurdu. Aşk makamına eren her yerde, her şeyde sevdiğini görebilirdi. Onun için ben Sâre’de de İbrahim’i gördüm, Sâre’yi de sevdim
Aşk Yolu
İlk engel şehvetti: Şehvet olan sevgide aşk olmazdı, aşk sırrı yakalanmazdı. Şehvet ten isterdi, aşk ruh. İkinci engel hasetti: Kıskanç olan kişi, aşk sırrına tutunamazdı. Kıskançlık asıl nimet vereni tanımamaktı. Kıskançlık kalbin paylaşımı kabul etmemesiydi. Kıskançlık kalbin cimriliğiydi. Üçüncü engel dünyayı sevmekti: Dünyayı seven terk edemezdi. Aşkta terk etmek, aşkta feda etmek vardı. Dünyayı seven, insanı sevemezdi, sevgisi maddede kalırdı. Dördüncü engel riyaydı: Allah’ın dışında rıza ve beğeni gözetenler aşk ülkesinin sınırlarına gelemezlerdi. Kalp diyarına göç edemezlerdi. Beşinci engel kindi: Kin olan kalp, Allah’la buluşamazdı. Kin olan kalp aşkı değil sevgiyi bile yakalayamazdı. Kin olan kalp Allah’la iletişimini kesmiş demekti. Allah kin olan kalbe nazar etmiyordu. Orada esma bağlantısı olmuyordu. Esma açılımı olmayan kalp aşk mayasına eremezdi. Altıncı engel gururdu: Kendini büyük gören, kendini beğenen başkasını beğenemezdi. Sevgi potansiyeli benliğe dönük olursa sevginin aşka ulaşmasına izin vermezdi. Yedinci engel çok konuşmak idi: Çok konuşma boş konuşmayı getirirdi. Boş konuşma çoğunlukla gıybetle ilintiliydi. Aşk suskunluktu. Aşkta dedikodu yoktu. Çok konuşanın kalbi ölür, dili canlanırdı. Aşk, kalbin konuşmasıydı
Kalbi sevgiye ulaşamayanlar cesedi sever.
Cismanî sevgi cisim de olurdu. Vedud isminin yansıması olan sevgi kalpte. Muhabbetin ayağı kalbe ulaştı mı, o zaman Allah sevdirir Vedud ismiyle. Kalbe ulaşmayan sevgi sancı çeker, Vedud isminden ayrıldığı için. Deliler gibi döner durur. Tutunamaz hiçbir şeye. Sağlam tutamaz sevgisini. Söner gider. Hep bir sevgi ve sevgili arayışında titreme yaşar.
Aşk neydi
Aşk gizlilikti. Aşk sırdı. Aşk saklamaktı. Aşk sakınmaktı. Sevdiğini tüm kem gözlerden, duygulardan, bilumum varlıklardan uzak kılmaktı. Aşk utanmaktı. Utanma olmayanda aşk barınmazdı. Sevgi, nefisten geçince hâyâ örtüsü altında aşk sırrına ererdi.
Dertsiz dünya şeytanın dünyasıdır... Derdi olan şükretsin...
Bu hisler Rabbimize ulaşmaya bizim için hep bir basamak olur. Şeytanın arkasından baktım. Şaşırmıştı. Arkasından bağırdım: – Ey melun! Dertler olmadan kulluk olacağını düşündürmeye çalışırsın insanlara. Dertsiz yaşamayı, kedersiz olmayı hep insanlara sen öğütlersin. Çünkü melekleri geçiren kulluk sırrımızı bizden almaya çalışırsın. Sen insanları dünyaya kurban ettirirsin. Ne sen, ne de dünyaya kurban olup çocuklarını dünya için kurban edenler, İbrahim’in oğlunu Allah’a kurban etmesini anlayamayacak. Hem de hiçbir zaman. Bizim hayatımızdaki tılsımı yalnız hayatlarını Allah’a feda edenler tam kavrayacak.