“Müslüman, elde asâ, belde divit, başta sarık;
Sonra, sırtında, yedek, şaplı beş on deste çarık;
Altı aylık yolu, dağ taş demeyip, çiğneyerek,
Çin-i Mâçin’deki bir ilmi gidip öğrenecek.”
Yazılan diğer incelemelerden anladığım kadarıyla birçok kişi kitaptan çok bir şey anlamamış fakat yine de bir manası olduğunu düşünmüş. En başta ben de biraz böyleydim. Az çok bir şeyler anladığımı da sanmıştım. Daha sonra okudukça gördüm ki anlayacak pek de bir şey yok. Bu düşünceye bir de “(Samimiyetle söylemem gerekirse, bunca saçmalığı yazmamın nedeni, son noktaya kadar sayfaları bir biçimde doldurmak.)” (sayfa 117) gibi bir kaç satır da eklenince gittikçe emin oldum. Bilmiyorum, ya ben çok yetersizim ya da belkide sadece mana veremediğimiz her şeyden rahatsız olup sürekli bir anlam arayışında olmaktan vazgeçmemiz gerekiyor.
Bir ergen olarak kitaba kelimenin tam anlamıyla BAYILDIM! Bence bu kitabı başta ergenler ve öğretmenler olmak üzere hayatında en az bir ergen tanıyan herkesin okuması lazım.