Biz yetişkinler bugün çocukların ve gençlerin odaklanmakta ve dikkat göstermekte zorlanır göründüğünü fark ettiğimizde bunu bıkkın, bezgin bir üstünlük duygusuyla ifade ediyoruz genellikle. Bunun içerimi şu: Yeni neslin haline bak! Biz onlardan daha iyiyiz, değil mi ama? Niye bizim gibi olamıyorlar? Ama öğrendiğim onca şeyden sonra çok farklı düşünüyorum artık. Çocukların ihtiyaçtan var - ve o ihtiyaçtarı karşılayacak bir ortam yaratma görevi biz yetişkinlere düşüyor. İçinde bulunduğumuz kültürde bu ihtiyaçtan çoğu zaman karşılamıyoruz. Serbestçe oyun oynamalarına izin vermiyoruz; ekranlar yoluyla etkileşime girmek dışında yapacak pek bir şeyin olmadığı evlere kapatıyoruz onları; eğitim sistemimiz de onları köreltiyor ve sıkıyor. Çocuktan enerji çöküşleri yaratan, içerdiği uyuşturucu benzeri katkı maddeleriyle hiperaktifleştiren, ihtiyaç duydukları besin maddelerini içermeyen gıdalarla besliyoruz. Beyni bozan kimyasallara maruz bırakıyoruz onları. Sonuçta dikkat göstermeyi öğrenmekte zorlanmaları onların kusuru değil. Onlar için inşa ettiğimiz dünyanın kusuru.
...çocuklarımızın evde olduğu kadar okulda da daha fazla sınırlandığını düşünmeye başladım. Kendi kendime şunu sordum: Okullanmızın bugünkü yapısı çocuklarımızın sağlıklı bir odaklanma becerisi geliştirmesine destek mi köstek mi oluyor?