Mutlu olmanın formülleri serilmiş masalara. Vitrinlerden satın almaya çalıştığımız hazlar peşindeyiz. Sosyal medyanın gücü kadar psikolojik derinliğimiz. Başkalarının sevgisine duyduğumuz muhtaçlıkla hırçınlaşıyor, sağırlaşıyor, yalnızlaşıyoruz. Yani biz de giderek karmaşıklaşıyor, çaresizleşiyor, çözümsüzleşiyoruz.
Oysa mutluluk basit olandır ve basit olandadır.
Savaşa gerek duymayandır, kıyaslamayandır, yarıştırmayandır, koşturmayandır, korkutmayandır, meydan okumayanlar...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölümlü bir dünyada insana yaraşır şekilde yaşamaktan daha iyi bir şey olabilir mi? der Aurelius. Dolayısıyla yaptığı işi gösterişe kapılmadan, arzularından arınmış bir ruhla, başkalarının da yararını gözeterek yapan insan, mutsuz olabilir mi hiç?
Üzerinde bu kadar durup düşünmeye, işleri zorlaştırmaya, yollara düşüp sağda solda aramaya, ona buna sormaya, envai çeşit ritüeller, fenomenler ve yaşam stilleri oluşturmaya dahi gerek yok.
Çünkü çabaladıkça imkansızlaşan bir şey mutluluk.
Evet, bu bir sanat...
Bir yalınlık, basitlik ve sadelik sanatı...
Binlerce yıldır mutlu olabilme gayreti içinde insan. Kim bilir, belki milyonlarca yıldır...
Ateşten önce de, tekerlekten sonra da...
Sanki bir dolu koşulu varmış gibi mutluluğun...