Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Son sekiz ayda iki ordu üç kez karşı karşıya gelmiş, ancak bu muharebeler hep Bilecik-Eskişehir-Kütahya arasındaki ağaçlık, yumuşak iklimli bölgede gerçekleştiğinden, Yunan ordusunun savaşı sadece Mehmet’e karşı olmuştur. İkmal noktalarından uzaklaşmadan savaşmanın avantajıyla askerler de çoğu zaman kamyonlarla taşınmış, yorulmamışlardır. Oysa şimdi Mehmet yetiştiği çorak, sert toprakları da yanına almış, Yunan Ordusunu bozkırın çilesine ortak etmiştir. Menzillerinden bu kadar uzaklaşınca Yunanlılar kamyonları daha çok iaşe ve mühimmat nakli için kullanmış, asker bu uzun yolu sıcakta, toz toprak içinde yürüyerek gelmiştir. Özellikle Sakarya batı kıyısına yaklaştıklarında karşılarına çıkan Acıkır’ı geçerken, nasıl bir belaya bulaştıkları hakkında az çok bir fikir sahibi olmuşlardır.
Sakarya Nehri’nin, Ankara sınırları içerisinde akan kısmı Türk’ün son ocağını savunduğu, üzerindeki 300 yıllık ölü toprağını atıp ayağa kalktığı yerdir. Haymana son kaledir, Polatlı ise asla çözülmeyecek bir mühür... Bir yıl sonra İzmir’in dağlarında açacak olan çiçeklere cansuyu Sakarya’dan Ankara topraklarından taşınmıştır. Bu kitabın bir amaçlı da Ankara’nın sanıldığı gibi sarı/gri bir bozkırdan ibaret olmadığını, dikkatli bakıldığında toprağının kan kırmızı gelinciklerle kaplı olduğunu anlatmaktır. Yüz yıllarca sulanmasa da daima açacak olan gelinciklerle...