Müslümanların hem kitabi, hem de şifahi kültüründe ne derece geniş bir Hz.Davud ve Hz.Süleyman imgesi olduğu ortadadır. Buna bağlı olarak da İslam tarihi boyunca bütün Müslüman topluluklar, her türlü tezyinat ve süsleme tekniğinde Süleyman Mührü ya da Davut yıldızına yer vermiştir. Bu figürün demirciler tarafından yapılan eşyalarda, özellikle de zırh, kalkan, miğfer, kılıç, balta gibi silahlarda kullanılması, Davud Peygamber’in “Demir’e hükmeden, ilk zırh ve kalkanı yapan” Peygamber olmasıyla ilgilidir. Selçuklular da bu gerçeklerle söz konusu figürü çok sevmiş; her türlü sanat eserinde kullanıp, kendilerine özgü stilize bir karaktere büründürmüşlerdir. Dolayısıyla İsrail’in 1948’de belirlediği ve Yahudilerin kendi zihniyet dünyasına ait anlamlar yüklediği bayrağa bakıp İslam tarihinin herhangi bir yerinde, özellikle de Selçuklular devrinde görülen bu şekilleri İsrail’e, Yahudiliğe bağlamak abesle iştigal olur.
Bazı kaynaklar üç evladının olduğunu söylese de Selçuk Bey’in dört erkek çocuğunun olduğu anlaşılıyor. Bunların en büyüğü Mikail. Mikail’den sonra ileride yagbu ünvanı alacak Arslan geliyor, kaynaklara göre onun diğer aldı İsrail; sonra Yusuf, diğer ismiyle Yınal ve son olarak da yine ileride yagbu ünvanını kullanacak Musa İnanç var. Ama kız çocukları var mı bilmiyoruz.
Meşhur Macar tarihçi Laszlo Rasoyni der ki “Dünya tarihinde Türklüğün İslam’a intisabı kadar başta önemsiz görünen, fakat sonuçta tesiri büyük olan başka bir hadise gösterilemez.
O dönemde “Bozok” ve “Üçok” olmak üzere iki kola ayrılan ve toplam yirmi dört boydan oluşan Oğuzlarda, her boyun bir beyi, kendisine özgü bir damgası bulunuyordu. Dukak oğlu Selçuk Bey de Oğuz’ların Üçok kolunun Kınık boyundandı. Kendisi aşiretinin beyiydi.