Büşra

Büşra
@tasteofcherryy
“Ben ağaçların soyundanım”
Psikolojik Danışman
Hacettepe Üniversitesi
7 Ağustos
584 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Geleceği Çalınan Kadınlar
10/10
·160 syf.··
2026 14. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 12:14
Yakın zamanda Evlilik Portresi kitabını okumuştum. Bu kitaptaki kadının hikâyesi de onunla oldukça benzerlik taşıyor. Biri 1500’lü yılların Floransa’sında, diğeri 1900'lerin Karayip'lerinde geçmesine rağmen kadının kaderi coğrafya fark etmeksizin neredeyse aynı. Anne babaların yüzyıllar boyunca kız çocuklarını değerli bir ailenin oğluyla evlendirip karşılığında kazanç sağlayacağı bir “meta” gibi görmesi bana oldukça ürpertici geliyor. Toplumun değerli olarak ölçtüğü kriterlerde de benzer duyguları hissediyorum. Kız çocukların kendilerine nasıl bir gelecek arzu ettiğinin, neyi sevdiklerinin, neyi arzu ettiklerinin hiçbir önem taşımaması ve sadece satılacak bir eşya muamelesi görmesi… Üstelik bunlar yalnızca uzak geçmişte değil. Feminist hareketin de desteğiyle sayıca azalsa da günümüzde, dünyanın bazı yerlerinde ve maalesef ülkemizde hâlâ izleri sürüyor. Ve ben insanlığımız adına çok utanıyorum. Bu hikâyede de küçük yaşta annesini kaybeden, babası tarafından para karşılığında başka bir adama verilen bir kadının iç dünyasını okuyoruz. Hem kadın olduğundan hem de ten rengi nedeniyle ne toplumdan ne de ailesinden tarafından değer görmüş bir kadının öyküsü. Tüm yaşadıklarına rağmen, toplumun ona biçtiği rollere boyun eğmeyen, yalnız ve mücadeleci bir kadın. Uzun zaman sonra bu denli sahici ve derin bir anlatımı olan bir kitap okumamıştım. Tavsiyemdir.
Annemin OtobiyografisiJamaica Kincaid · Jaguar Kitap · 2023607 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çaresizliği Yenmek
10/10
·256 syf.··
2025 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 09:44
Uzun zamandır okuma listemde yer alan kitaplardan biriydi Hakkâri’de Bir Mevsim. 2025’in son aylarında nihayet okuma fırsatı buldum. Sayfalarını araladıkça, bu kitapla neden bu kadar geç tanıştığımı sorguladım. Gerçek ile düş arasındaki sınırların silikleştiği bu hikâyeyi, şiirsel bir üslupla anlatışı beni derinden etkiledi. Hikâyeyi, kış mevsiminde yolu Hakkâri’ye düşmüş bir adamın anlatımından dinleriz. Kara kaplı seyir defterine notlar düşer. Cüzzam ve trahom gibi hastalıklardan ölen çocukları, karlı yollarda küçücük tabutları taşıyan adamları, ateşler içinde kalan bedenleri, yoksulluğu, eşitsizliği, okuma yazma bilmeyen çocukları, soğuğu anlatır… Bir yandan da kimlik ve varoluş üzerine kendisiyle bir hesaplaşma içindedir. Kara kaplı defterine şunları yazar: Kim olduğunu bil. Düşleri bırak ve gerçekle ilgilen. Bulunduğun coğrafyayı, insanlarını, dilini, iklimini, hayvanlarını, ölümlerini öğren. Nerede olursan ol yaşamayı sürdürmeyi bil ve gereksiz sorulardan kaçın. Var olmak için ne yapmak gerekir, diye sorar kendine. İşe yarar bir şeyler yapmak gerekir, bunu öğütler. Köydeki çocuklara kendi dilini, mikropları, hastalıklardan korunmayı, hesap yapmayı, temizliği, saymayı, okumayı, denizleri, yönetimleri, büyük kentleri ve yıldızların neden uzak olduğunu öğretir. Çocuklarla birlikte o da, karada, dağ başında, başka insanlarla, kötü beslenerek, bebeklerin ölümünü görerek, ölmeden, çıldırmadan da yaşanabileceğini, hayattan kaçmaması gerektiğini öğrenecektir. “Bir tek şey istiyorum: Çaresizliği yenmek.” Cüzzamın, trahomun bir alınyazısı olmadığını ve hiçbir şeyin alınyazısı olmadığını haykırır çocuklara yazar. Ben de doğduğumuz coğrafyanın kültürel, ekonomik, dini koşullarının ya da başımıza gelen sarsıcı olayların bizi çaresizliğe mahkûm etmemesini diliyorum.
Hakkari’de Bir MevsimFerit Edgü · Everest Yayınları · 202313,9bin okunma
8/10
·249 syf.··
2024 1. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2024 13:38
Bütün Beyinli Çocuk, çocuk gelişimi alanında okuduğum ilk kitaplardan biri. Popülerliği oldukça yüksek olan bu kitabı, çocuk gelişimiyle ilgileniyorsanız görmüş olma ihtimaliniz çok yüksek. Benim bu kitaba başlama sebebim, çocuk beyin gelişimini daha yakından tanımak istememdi. Duygu regülasyonu ile ilgili aldığım eğitimlerde çocukların ve yetişkinlerin beyinleri arasındaki farklara değinilmişti. Anlatılanlar zihnimde yeni sorular uyandırdı ve bu kitap benim için bir başlangıç noktası oldu. Ailelerden sık sık şu cümleyi duyuyorum: “İstediği olmadığında kendini yere atıyor, ağlıyor, bize vuruyor. Ters giden şeyler var, biz nerede yanlış yapıyoruz?” Oysa çocuk beyniyle ilgili okumalar yaptığımızda, bunun gelişimin doğal bir parçası olduğunu biliriz. Çocuklar; istekleri engellendiğinde, ayrılık ve bağlanmaya dair tehditler hissettiklerinde, duyguları küçümsendiğinde, kendilerine bağırıldığında ya da öngörülemezlik ve belirsizlik yaşadıklarında bunu bir tehdit olarak algılarlar. Bu durumda beyinleri savaş–kaç–don moduna geçer. İlkel beyin bölgesi olarak adlandırdığımız amigdala kontrolü ele alır; düşünme, sağlıklı karar verme, duygulara ve bedene hâkim olma, empati gösterme gibi işlevlerden sorumlu olan üst beyni adeta gasp eder. Bu kriz anlarında; düşünmeden hareket etmeme, başkalarının söylediklerine kulak verme, hoşgörü gösterme, duyguları dikkate alma ve bağ kurma gibi beceriler devre dışı kalır. Çocuklar, istediklerinin olması için bağırabilir, kendilerini yerlere atabilir ya da çevrelerine zarar verebilirler. Yetişkinler de günlük hayatta amigdalayı tetikleyen, çocukların yaşadıklarına benzer durumlar yaşarlar. Ancak çoğu zaman çocuklar kadar yoğun duyguların etkisiyle çevrelerine zarar verecek tepkiler vermezler (her yetişkin için bunu söylemek zor olsa da ).
Bütün - Beyinli ÇocukDaniel J. Siegel · Koridor Yayıncılık · 20153,825 okunma
9/10
·312 syf.··
2025 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 20:46
Unutma Derslerini, yakın bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım. Nermin Yıldırım’ın külliyatından okuduğum ilk kitap oldu. Yetişkin sorumluluklarıyla birlikte kitap okumaya zaman ayıramadığım birkaç yılı geride bırakıyorum. Elim daha çok mesleğimle ilgili kitaplara ya da denemelere gidiyordu. Uzun zaman sonra bir roman okudum ve okurken de romana ne kadar susamış olduğumu fark ettim; bir çırpıda bitirdim kitabı. Bunda belki de Nermin Yıldırım’ın akıcı, sürükleyici ve nükteli kaleminin payı vardır. Edebi yönü oldukça güçlü; bilgi birikimi de hayli zengin. Altını çizdiğim onlarca satır oldu. Okuduğum kitaplarda ya da seyrettiğim filmlerde, kahramanın iç dünyasının, hayatla mücadelesinin ya da insanlarla kurduğu ilişkilerin detaylı bir şekilde ele alınmasını severim. Bu kitap bana tam da arzuladığım şeyi verdi. Eşini aldatan bir kadının hikâyesi anlatılıyor. Yaşadığı bu olayla, geçmişinde bıraktığını sandığı başka bir hikâyeyle olan bağlantı; kahramanın bu süreçte hissettikleri ve düşündükleri; insanlarla ve dünyayla kurduğu bağ detaylı bir şekilde aktarılıyor. Yaşadığı bu deneyimle, heybesine kattıklarıyla kendine farklı bir hayat inşa ediyor. Son sayfalarının neredeyse her satırının altı çizili. Son sayfaları , benim de bu yıl hayat üzerine kurmuş olduğum düşüncelerimle paralellik oluşturuyor. Hayatı bir pencerenin eşiğinden seyretmemek; insanlarda, kendimizde ve hayatta bulduğumuz tüm kusurlara rağmen, kendimizden ve başkalarından şefkatimizi eksik etmeden hayata devam edebilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor ve kitabını umutlu bir şekilde bitiriyor. Bu, okumam gereken ilk kitabı mıydı; doğru mu yaptım bilmiyorum —ki bunu umursamıyorum sanırım — fakat Nermin Yıldırım’la yolum bu yıl iyi ki kesişmiş. Bu, ondan okuduğum son kitap kesinlikle olmayacak. “Fakat
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınları · 20205,4bin okunma
''Oblomovluk''tan Muzdarip İnsanlarımız
10/10
·622 syf.··
2025 12. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2025 01:08
Her kitap okunmak için doğru zamanı bekler. Bir kitaba başlama sebeplerimiz çok çeşitlidir. Kimi zaman ardına düştüğün bir sorunun cevabını bulmak için, kimi zaman bir başka okurun tavsiyesiyle, kimi zaman da sebebini bilmediğin sezgisel bir dürtüyle kitabın kapağını açarsın. Sayfalarını çevirdikçe düşüncelerine ve deneyimlerine denk düştüğünü hissedersin. Oblomov kitabı da benim için öyle oldu. Yıllardır kütüphanemde okunmayı beklemişti. Geçtiğimiz aylarda ise kitabı okumak için içimde şiddetli bir arzu duydum; adeta içimde bir ses, ‘’Oblomov’u okumalıyım.’’ deyip duruyordu. Oblomov, kurmuş olduğu hayallerle gerçeklerin uyuşmadığını fark ettikten sonra kendi hayal dünyasına dönen bir karakter olarak karşımıza çıkar. ‘‘Ciddi işleri bir yana bırakarak içine kapanmak, kendi yarattığı bir hayal dünyasında yaşamak Oblomov’un en büyük zevki idi.’’ Dünyadan umduğunu bulamayan, insan ilişkilerini ve ilgilendikleri konulara değer vermeyen, insanların belirli bir statüye erişmek için yaptıkları eylemleri kof bulan biridir. Bu yaşamı çabalamaya değer bulmaz. Herhangi bir hedefe ulaşma arzusu uçup gitmiştir. Hal böyle olunca odasından çıkmak istemez. Bir süre sonra bir sayfa bile kitap okuyamaz hale gelmiş, günlerini sadece yatarak geçirir olmuş. Yeni bir eve taşınmak veya çiftliğe gidip işleri düzene koymak gibi sorumlulukları ertelemekte ve bir türlü eyleme geçememektedir. O eylemleri halledecek yeterliliği kendisinde bulamaz. Sadece kafasında planlar tasarlar durur. ‘‘Kendimi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim. Sönüşüm dairede, evrak başında oturduğum zaman başladı; sonra kitapları okuyup da onlarda hayatta kullanamayacağım gerçekler buldukça, dostlar arasında dedikodular, alaylar, soğuk, kötü, boş gevezelikler dinledikçe, gayesiz, sevgisiz toplantılara katıldıkça
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma