Kapak Kızı İmge: Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, görüntüsü. Sözlük anlamı bu olsa da bence imge sadece bu değil.Hissiyatın tabirinin kelimelerle vücut bulmuş hali hatta bir tür beyin oyunu veya bulmaca... Kitabımı okurken o kadar çok şeyi sorguladım ki... Bir durumu tasvir etmek için hangi koşulların olması gerekir? Bazılarına göre sevmek yalnızca dış görünüşe bağlı bir eylem midir? Eğer kalben ve zihnen bir sevgi, en önemlisi de sadakat yoksa kalpteki niyet ile beyindeki istikrar ebediyen birbiri ile uyuşamıyor mu? Sevmek veya bir insanın içinde bulunduğu hayatı hatta hayat arkadaşını tabiri caizse sadece nefes alan biri olarak görüp sevmeden kendini oyalamak insan psikolojisinde hangi gerekçelerle gerçekleşir veya illa bir gerekçe olur mu? Katalogda gördüğü kadına sırf onu t*hrik ediyor diye dakikada sempati duyan ama daha hayatındaki insana bile saygı duyamayan biri aslında gerçekten hiç sevmemiş midir? Her şey gibi kendini tanımamış olmak da bir tür imge ile ifade edilebilir mi? Kendime okurken sorduğum soruların yalnızca birkaçı... Bana kalırsa yalnızca çok iyi tanıdığın,sevdiğin,bildiğin insanı,olayı tasvir ve tabir edebilirsin.Bilinmezlikleri anlatabilmek için biraz yaşamak gerekir. Ama bu kitapta karakterimiz olan Bünyamin karısını bir "hiç" olarak görüp ç*plak kadın dergilerinde gördüğü başka bir kadına pat diye sempati duyuyor başka bir deyişle onu arzuluyor yetmezmiş gibi arkadaşlarıyla bunun üzerine konuşup katalogdaki kadını karısı ile kıyaslıyor ve bunun nedenini bence pek de bilmiyor veya daha kendini bile tanımıyor. O da olabilir bilmiyorum. İnsan hiç mi sormaz kendine ben kimim ve neden diye? Bu noktada belki de kitap okurken kendimize her defasında sen ne yapardın? Dememek gerekir çünkü kendime bu kadar
Olimpos tanrıları
Olimposlu tanrılar, Titanları yendikten sonra dünyayı aralarında bölüşmek için kura çekti. Zeus gökyüzünün, Poseidon denizlerin ve Hades yeraltının hâkimi oldu. Zeus en yüksek rütbeli tanrı olduğu için Olimpos Dağı'ndan diğer herkese hükmediyordu. Zeus ve Hades dışında (Hades yeraltı dünyasında yaşadığı için nadiren tanrı sayılır) başlıca on iki Olimposlu tanrı vardı. Bunların dördü Kronos ve Rhea'nın çocuklarıydı: Ocak ateşi tanrıçası Hestia, ekin tanrıçası Demeter, evlilik tanrıçası ve Zeus'un karısı olan Hera ve bir de Poseidon. Konunun uzmanları diğer sekiz tanrı konusunda farklı görüşler sunsa da çoğu şu isimlerde hemfikirdir: Aşk tanrıçası Afrodit, avcılık tanrıçası Artemis, güneş ve sanat tanrısı Apollo, savaş tanrısı Ares, ateş ve demircilik tanrısı Hephaistos, savaş ve bilgelik tanrıçası Athena, şarap ve coşkunluk tanrısı Dionysos ve tanrıların habercisi Hermes. Tanrıların Olimpos Dağı'nda mükemmel bir uyum içinde yaşadıkları söylense de mitlerde çatışma, anlaşmazlık ve ihanetle iç içe tasvir edilir.” Dakikalar İçinde Mitoloji ( syf: 78)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsin. Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum. . Sabahattin Ali.
Allah'ın Resulü ﷺ şöyle buyurdu: ‎​《العين حق》 "Nazar haktır. [Buhari, 5740] ​İbn Hacer el-Askalani şöyle demiştir: ​"Nazar, içinde hiçbir haset (kıskançlık) olmasa bile, sadece sırf bir hayranlık/beğeni sebebiyle de meydana gelebilir. Hatta bu durum, etkilenen kişiyi seven birinden veya salih (hayırlı) bir kimseden bile kaynaklanabilir. Bu yüzden, bir şeyi beğenen veya ona hayran kalan kimse, kendisini etkileyen o şey için derhal bereket duasında bulunmalıdır (Barakallah, Maşallah vb.). Bu durum, kendisinden sadır olabilecek nazara karşı bir koruma ve şifa vesilesi olur." ​ [Fethu'l-Bari, 10/205] ​İbnu'l-Kayyim şöyle demiştir: ​"Nazarın etkisi, mutlaka bakan kişinin o şeyi kendi gözleriyle görmesine bağlı değildir. Kör bir insan bile, kendisine bir şey tarif edildiğinde bundan etkilenebilir ve tarif edilen şeye nazarı değebilir. Nazarı değen birçok insan, etkilenen kişiyi hiç görmemiş olsa bile, sadece kendisine yapılan bir tasvir (anlatım) üzerinden onu etkiler." ​📚 [Zadu'l-Meâd, 1/154]
Asaf Hâlet Çelebi 'den Düdüklü Tencere eleştirisi Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir. Bunu bilmekle beraber ben her iki şıkkı da göze alarak yazıyorum. Çünkü, bu kitap yalnız firenklerin tabiriyle “ordurier” (süprüntülük) nevinden ibaret olmakla kalsaydı, hakikaten kale almaya değmezdi. Maalesef mesele bu kadar basit değildir. Geçenlerde, bir mecmuada çıkan “Pislik Edebiyatı” adlı bir yazımda da belirttiğim gibi, bu kitabcık âdeta, sistematik olarak cehalet, kabalık, pislik, tenbellik, vurdumduymazlık ve serserilik propagandasını yapan, antisosyal bir meyilden ve komplekslerle dolu, mâlûl bir ruh hâletinden doğmuştur. Âdi, işsiz, inatçı ve kaba görünmeyi bir marifet sanan ve yeni teşekkül etmekte olan bir züppeliğin şimdilik mukaddes kitabı mahiyetindedir. Bunun için de, zararlı kelimesinin ifade edemiyeceği kadar korkunç bir mâhiyet taşımaktadır. Evet, ben bu zümrenin ve bu zihniyetin yeni farkına vardım. Önceleri birkaç dostumdan işittiğim menkıbelerine adeta inanmak istememiştim. Fakat sonra kendilerini ve hattâ mekânlarını gördükten, kendi ağızlarından mahiyetlerini öğrendikten sonra ürperdim. Hele Nurullah Ata beyin her mecliste bu şiirleri bol bol inşat ettiğini de duyduktan sonra şerlerinden Allah’a sığındım. Vaziyet kısaca şundan ibaret: Bu “efendi”lerin çoğu kulaktan dolma bir şeyler işitmişler. Fransa’da daha doğrusu Paris’te hakikîexistencialistedeğil de, bu maske ile geçinen garip kıyafetli, birkaç züppeyi çığırtkan olarak tutan, bazı bodrum kahvelerinde şaşkın birkaç Amerika seyyahını celbetmek için, içeriye oturmuşlar, bunlar her türlü kabalığı ve garabeti mübah olarak görüyorlarmış. Tabiî bu kahve çığırtganlarının asılexistencialismemeslekinden ve felsefesinden haberleri yok. Onlar, süs için yer dolduran sahtekârlardan
Bazı yazarlar neden boykot edilmeli?
📍İsrail Devleti'nin kurucu ideolojisi s*yonizm, siyasetten önce edebiyatta doğdu. 📍Theodor Herzl, 1897'de İsviçre'nin Basel şehrinde Birinci S*yonist Kongre'yi topladı ama s*yonist düşüncenin kökleri İngiliz, Fransız, Alman ve Rus edebiyatlarında en az bir asır öncesine uzanıyor. 📍"S*yonist kültür ve edebiyat olmasaydı, onları güçlendiren siyasi s*yonizm ve Hristiyan s*yonistler olmasaydı, belki de 14 Mayıs 1948'de İ*rail'in kuruluşunu görmeyecektik." 📍Y*hudi halkının tarihsel serüveni, S*yonist yazarlar tarafından ilerideki devlete hazırlık olarak kurgulandı; yaşanmış her olumlu ya da olumsuz olay, adeta bu devletin inşasında kullanılan birer tuğla gibi metinlere taşındı. 📍Bazı metinlerde Filistin halkı hayvan gibi tasvir ediliyor. 📍Modern İbranice'nin doğuşu da edebi projeydi. 📍Sadece Y*hudiler değil, Hristiyan s*yonistler de eserler kaleme aldı. Kaynak: aa.com.tr/tr/ayrimcilikha...
Filistin