Nana, Tatlı Nana
8/10
·2700 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap Nana’nın gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Karakterimizden Nana diye bahsediyorum çünkü bu ona kardeşinin taktığı isim ve benim de hoşuma gitti. Refah içinde, mutlu, tek hayali evlenmek olan genç bir kadının bir gecede aniden değişen hayatı; babasının idamı ve ailesinin dağılışı… Sonrasında gelişen göç süreci… Hepsini gözler önüne seren bir eser bu. Göçmenliğin ne kadar hassas bir grup olduğunu, aidiyet hissini, bu his için neler yapılabileceğini tek nefeste okuyorsunuz. Yer yer Enver’e kızıyorsunuz, yer yer Nana’ya “Neden ses çıkartmıyorsun?” Diye sitem ediyorsunuz, yer yer de onunla beraber hüzünleniyorsunuz ama her şeyi derinden hissediyorsunuz. Onun bakıcılığa gittiği evdekilerle bile bağ kurması, camiiye giderek gurbette bir aidiyet araması, annesinin öldüğü hastaneye bakarak dalıp gitmeleri oldukça gerçek hissettiriyor. Kitap boyunca Nana’yı mutlu görmeyi arzuluyorsunuz, olmuyor. Bu da ne kadar üzse de gerçek hayatın tam da bu olduğunu tekrar hatırlatıyor. Yani burası dünya ve burada her zaman güzel sonlar yoktur. Bazen kötü sonlar da vardır. Hatta bazen son yoktur. Nana’nın öyküsü tam da böyle bir öykü. Gerçeğin ne kadar kırılgan olduğunu hissetmek trajedik gelse de bir çırpıda okunacak, zevkli, dili de ağır olmayan bir kitaptır. Severek, Nana’yı çok hissederek okudum. Tavsiye ediyorum.
MinareLeila Aboulela · Marka Yayınları · 200621 okunma
Senden ötürü
10/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 16:51
Merhaba İlk incelememi Ömer Faruk Karaman / Senden Ötürü isimli şiir kitabıyla yapıyorum. Ömer Faruk Karaman şiirleri modern lirik bir çizgiye sahip. Çok ağır ve ağdalı bir dil yerine, duyguyu kalbe indiren, yalın ama imgelerle zenginleştirilmiş bir üslup kullanıyor. Kapaktaki o taşlaşmış, dokulu kalp tesadüf değil. Şiirlerinde sevgiyi, özlemi, ayrılığı genellikle doğadan veya gündelik hayattan nesnelerle eşleştiriyor. “Senden Ötürü” ismi de zaten tüm hikayeyi tek bir kişiye veya tek bir duyguya bağlayan o “teslimiyet” ruhunu yansıtıyor. Şiirlerin geneline baktığımda, hüzünlü bir eomantizm hakim. Okurken sanki biriyle karşılıklı kahve içiyormuşum da bana içini döküyormuş gibi bir samimiyet hissettirdi. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere; sitem, özlem, birine karşı duyulan yoğun sevginin getirdiği o tatlı sızı şiirlerin temel kemiğini oluşturuyor.
1000Kitap
Senden ÖtürüÖmer Faruk Karaman · Kamutay Yayınları · 2025118 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·296 syf.··
2026 38. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. . . . Ayşe Hümeyra Ökten… Çok kıymetli Saadettin Ökten hocamızın kıymetli ablası… Ömrünü Medine, İstanbul yollarında 50 yıl boyunca hizmete adayan dindar bir doktor hanım. Sanırım hayatım boyunca hayatını asla unutamayacağım muhteşem bir kadın. Doğumundan başlayıp vefatına kadar örnek alınacak harika bir yaşam mücadelesi verilmiş. Özellikle hiçbir yerde belki bulamayacağımız Mekke ve Medine’nin izahı dökülmüş söyleşinin her kelimesine… Hanımefendiliği, dostluğu , vefası …. Bu paragraf başlıbaşına bir kitap edebilir… Varın siz tahmin edin. Hayran olunası bir yaşam, bir vefa , bir evlat, bir doktor , bir hanım . Keşke dedim vefat etmeden okuyabilseydim ve gidip elini öpebilseydim, hayır duasını alabilseydim dedim … Özellikle Medine’ye olan aşkı bende çok derin bir yer bıraktı. Hizmet illa hizmet. Her an , her durumda şikayetlenmeden… Kitabın bir yerinde ona tatlı bir sitem var. Diyor ki Fecriye Anne :” İnsan Mekke’ye , Medine’ye gitmekle adam olmaz.” Yine diyor ki bir şiirinde :” Salât ü Selam Resulullah’a (sav) olsun. Doktor Hümeyra kızımızda bir hatıramız bulunsun.” O kadar kıymetli insanlarla, o kadar kıymetli yerlerde tanışmış ,onlarla o kadar güzel anılar biriktirmis ki hayran olmamak elde değil . Hayatınıza çok şey katacağına emin olduğum ve canı gönülden tavsiye edebileceğim nadir bir kitap . Ne yapın ne edin bir an önce okuyun . Mevlam bizlere de bu idrakta yaşamayı nasip etsin âmin. Allah’ım beni de Mekke - Medine’ye hizmetli eylesin içinde canı gönülden isteyen herkesi de ….
Dindar Bir Doktor HanımAyşe Hümeyra Ökten · Timaş Yayınları · 20251,748 okunma
Taş, Kağıt, Makas: İskoçya Sislerinde Oyunu Kim Kazanacak?
Puan vermedi·312 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 20:27
İtirafımdır: Kitabın kapağını henüz kapattım ve fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde taptaze yorumlarımla geldim karşınıza! ​Bazen insanın o ağır edebi metinlerden, derin felsefelerden, mantık süzgeçlerinden falan biraz uzaklaşıp "sadece okuyayım, su gibi aksın gitsin" dediği anlar olur ya... Hah, işte tam o anların kurtarıcısı bir kitapla buradayım. Biliyorsunuz, zihni nadasa bırakmak için arada böyle tatlı okuma kaçamakları da lazım hepimize. ​Ne yazsam büyüsünü bozacak, spoiler olacak gibi hissediyorum, o yüzden en iyisi kısa ve öz geçmek: ​Yolculuk Başlıyor: Evlilikleri biraz yorgun düşmüş, ömrünü doldurmaya yüz tutmuş bir çiftimiz var. Bir anda İskoçya'nın o puslu atmosferindeki ıssız bir şapelde sürpriz bir tatil kazanıyorlar. İnsan böyle durumlarda ne der? "Belki biraz uzaklaşmak bize iyi gelir." İşte onlar da bu umutla yola çıkıyorlar ve... Sonrası bildiğiniz olaylar, olaylar! ​Atmosfer: O gizemli şapelde yankılanan fısıltılar, beklenmedik anlarda kesilen elektrikler, duvardan size bakıyormuş gibi duran o tuhaf tablolar... Atmosfer gerçekten içine çekiyor. Kitap sürükleyicilik açısından çok başarılı, sayfaların rüzgar gibi nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. ​Ufak Bir Sitem: Fakat minik bir sitemim var: Çoğu gerilim türünde karşılaştığımız o klasik tuzağa bu kitabımız da düşmüş. Yazarımız finalde okura o meşhur "ters köşe" hissini yaşatmak isterken, maalesef birkaç mantık hatasının arasına sıkışıp kalmış. ​Kısacası; Bana o iliklerime kadar hissetmek istediğim gerilim tadını tam olarak verememiş olsa da kafa yormadan, merakla okuyup bitirilecek çok keyifli, akıcı bir kitaptı. Eğer sizin de zihninizi dinlendirmek istediğiniz, sadece hikayenin akışına kapılmak istediğiniz bir döneminizdeyse, kesinlikle şans verilebilir!
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 8. kitabı
Abimin önerisiyle okudum. Zaten aklımdaydı ama onun tavsiyesi okuma hevesimi devreye soktu. Kitaptaki kadının büründüğü kişiliği oldukça budalaca buldum. Erkek onu bir et parçası, kısacık ve tatlı bir kaçamak olarak görürken; kadının ona olan sadakati beni oldukça şaşırttı. Kimisi de böyledir işte; itilip hor görülmeyi aşk sanır. Erkek onu hiç tanımıyor, yüzünü hatırlamıyor, gidip "Kim bu?" diye aramıyor... Kadın ona bir mektup yazmış, adamın duygulardan ve bir çocuktan ancak öyle haberi oluyor. Bence bir kadın, bir erkek tarafından hak ettiği değeri görmüyorsa ve sadece bir arzu kaynağı olarak görülüyorsa, o erkeği terk etmeli, unutmalı ve hayatını kendisini seven biriyle yaşamalıdır. Kadın, bile bile kendisini sözde gururlu davranıp oğlunu ve kendisini ölüme sürüklüyor. Aklınca erkeğin kalbine birkaç sayfa mektupla her şeyi anlatarak ve "Fotoğraf göndermeyeceğim, beni hiç tanıma," diye sitem ederek adamın omuzlarına vicdan yüklemeye çalışıyor. Kardeşim, hayırdır? On üç yaşında görüp âşık olmuşsun; efendi adam dönüp bakmamış bile. Yani kadın, aslında kimi sevdiğinin de farkında ama saplantısı yüzünden budalaca davranıyor. Öyle bir saplantı ki bu; sevdiği erkeğe olan ilgisini ve takıntısını çocuğundan çıkarıyor, çocuğunu da sevdiği adam olarak görüyor. Sizce bu normal bir tavır mı? Baktım, 1948’de hikâyenin filmini de çekmişler. Yorumları okurken delirdim. "Çok güzel bir aşk," "Kız çok sevmiş," "Erkek hatalı, onu hiç hak etmiyordu," gibi resmen bir aşk güzellemesi yapılmış. Biraz ne izlediğinizin, ne okuduğunuzun farkında olun be! Evet, erkek "Gelip bulacağım," dedi ama sen de aptal bir kadın değilsin; bunun yalan olduğunu, sözünde durmayacağını bilmen gerekirdi. Kimseyi sevemesen bile, eğer hayatta kalabiliyorsan stratejik yaşaman gerekirdi. Hep kadına yüklendim
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Can Yayınları · 20248,6bin okunma
Tezahür eder okuma ve yazma alanında kadın akımı hareketi !
Puan vermedi·416 syf.··
2026 2. kitabı
Osmanlı döneminde kadınların yazar olma mesleğine yönelmeleri ile evlilik kurumu-bekarlık-yaşamda yerini bulamayıp arada kalmışlık-dostane bir hainlik-ticarete atılan kadın hikayeleri ve daha nicesi hakkında yazdıkları ilk hikaye, roman derlemelerinden oluşan edebiyat yazılarının toplandığı serinin ilkini bu kitabımızda buluyoruz... Her bir yazarın kendine has üslubu ve anlatımı mevcut olmakla beraber o devrin iletişim aracı mektup ile yapılan sohbetlerde mevcut..Her eve tek tek girip “Hemşire nasılsın ? Yanındayım!” diyemeyen yazarlarımız , bayanların evlilik hayatında meydana gelebilecek sıkıntı, sorun, eş ile yaşanabilecek dünya hadiseleri, arkadaş kıskançlıkları gibi mevzuları konu alarak dönemine özgü içerikler yazmış , öğütler vermiş, yeri gelmiş güldürmüş yeri gelmiş ağlatmışlar.Kimi saman kadınları kimi saman adamları sevindirmişler ve okuyucu hemşirelerinin ufkunu genişletmeyi amaçlamıştır.Tahminime göre kadınların okuma alanında ilerlemesinin ardından böyle bir edebi akım başlamıştır. Çok komik hikayelerin olduğu gibi çok hayrete sürükleyen, “kızım sen buna mı üzüldün?!” diye sitem ettiren ve kendini okutturan bir kitaptı.Kesinlikle tavsiyemdir. Kitapta bahsedilen birçok konum ve konağın hala çoğu İstanbul’da tesbitli olup, gidilip incelenebilir. Kitapta ki Muhsin bey elime geçse onu seve seve falakaya yatırırım :) Namık elime geçse saçını başını yolarım :D Sevgili Şermende’nin lafı uzatması, Nerime’nin geceleri gördüğü beyaz entarili yürüyen gence aşık oluşu, Fazilet hanımın hayat boyunca yediği darbeler ile hazin sonu gibi unutulmayacak çok tatlı karakterler tanıdım.Hepsi de bende iz bıraktı. İyi ki yazmışlar, oh!Kaleminize sağlık hemşire, ruhunuza rahmet olsun.
İnsan ve Hayat
İzdivaçlar İttifaklar ve İhtilaflar - Kadınların HafızasıFatih Altuğ · Turkuvaz Kitap · 20214 okunma