Altı Harfli Bir Tatlı Üzerine
Puan vermedi·248 syf.··
2026 2. kitabı
Yaşadıklarımızın kırgınlığı ya da yaşayamadıklarımızın burukluğu. Bu kitabı bu şekilde tanımlayabilirim kelimeler yettikçe ve dilim döndükçe. Yaşlanmanın, yalnız kalmanın, evlatları tarafından değer görmemişliğinin belki de artık görülmemişliğinin hüznü içinde Emine teyze. Terk edilmişliğin, hiç sevilmemişliğin hatta bu yüzden sevemeyişinin burukluğu ile Meltem. Bu iki kadını bir araya getiren bir köy evinde hayal kırıklıklarının, gözyaşlarının, iç çekişlerin sızısı yer almakta. Kendimce Emine teyzenin hatalarının olduğunu düşünsem de onun eşini kaybetmesiyle başa çıkamayışı empati sağlıyor. Meltem ise doğumundan yetişkinliğine kadar heves edip yaşayamadığı bütün duygularla romanın başından sonuna kadar insanın içini acıtıyor. Sonunda ise onun mutluluğuyla mutlu oluyorsunuz. Bölüm adları, metnin bağlamında romana tat katıyor. Sıcak, bizden bir şeyler okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
Michelle Heard dan Günahkârın Gücü incelemesi
8/10
·344 syf.··
2026 64. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Günahkârın Gücü Günahkârlar serisinin 2. Kitabı. İlk kitabı Günahkârın Oyunu okuyup inceleme yapmıştım. Ve onda başrol erkek Yunan mafia sının lideri idi. Bu kitap da ise İrlanda mafyası lideri Liam'ı görüyoruz. Arka Kapağı: Hayalimdeki işe başladığımda, her şeyin yoluna gireceğini sanmıştım. Babamın bakım masrafları, geçim derdi... Hepsi geride kalacaktı. Ama çok geçmeden buranın gerçek yüzüyle tanıştım. İmkânsız talepler, bitmek bilmeyen tehditler, sessiz çığlıklar... Burası benim cehennemimdi. Ama cehennemin tam ortasında, herkesin korktuğu o adam bana elini uzattı. İrlanda mafyasının soğuk, acımasız ve ölüm kadar karanlık lideri Liam Byrne. Ama keskin bakışlarının, tehditkâr duruşunun ardında hiç bilmediğim bir sıcaklık vardı. Onun yanında yeniden nefes alabildiğimi hissediyordum. Artık güvendeydim. Ama bu karanlık dünyanın hâkimi, gerçekten sevebilir miydi? Yoksa ben, imkânsız bir hayale inanan zavallı bir kız mıydım? İncelemeye Gelirsek: Spoiler Olabilir!! Kitabın başında iş yerinde taciz gibi şeyler bulunduğunu ve ona göre okumamız gerektiğini anlatan bir uyarı yazısı vardı. Ben çok Darc Romance okuyan biri olduğum için bu uyarılara çok alışığım. Ama gerçekten ilk defa beni azda olsa tetikleyen bir şey oldu bu kitap da. Gerçekten bu başında ki uyarı yazısında bulunan şeyler kitapda oluyor ve ben okurken çok zorlandım. Kitabın içine girip o Finn denen herifi gebertmek istedim. Böyle bir şey yaşamamış olsam bile sanki Kiara ile ben tek bedendim. Hiç bir çıkış yolu yok gidip polislere söylese yada işten çıkmak istese sürekli annesi ile tehdit ediyor. Ve bu durumu gerçekten bu hayatta yaşayan insanlar var çok zor bir durum. Kiara'ya o an çok üzülsem de sonrasında "sen salak mısın kızım" dedim Böyle biri durumu yaşadıktan sonra direkt Liam dan
Günahkârın GücüMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202667 okunma
Reklam
Her şeyin ışığı
7/10
·272 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:20
Zofia ve Tom’un bakış açılarından okuruz bütün kitabı. Zofia, yüzmeye meraklı; suyun altında ne kadar nefesini tutabileceğinin alıştırmalarını yapan, denizde yüzmeyi seven, hırçın babasıyla az çok anlaşamayan bir kızdır. Tom ise tam tersi; içine kapanık, annesine düşkün, ders yapan, sessiz sakin bir çocuktur. Zofia’nın babası ve Tom’un annesi evlenirler ve artık dört kişi birlikte yaşayacaklardır. İkisi en başta anlaşamasa da, Zofia Tom’un üstüne gitse de Tom’un sürekli korkularını okuruz. Bu korku da şudur ki Zofia’nın babasının bir gün patlayacağını ve onu bodruma kilitleyeceğini düşünür. Bu yüzden hep uyum sağlamaya çalışır ama böyle bir şey olmaz tabii ki. Zofia’nın babası sürekli ona iyi davranır. Zofia ise Tom’un annesine sürekli tersler ve kötü davranır. Belli bir süre sonra Zofia’nın babası tekne yapmayı önerir. Tom bunu mutlulukla karşılar çünkü bir şeyler yapmayı çok seviyordur. Zofia da ikisinin baş başa vakit geçirmesini istemediği için bu plana katılır. Tom’un annesi hamiledir. Çocuğun hastalıklı doğacağını ve ameliyatlar geçireceğini öğrenirler. Bu durum aileyi daha da yakınlaştırır; özellikle de Zofia ve Tom’u. Tom, kardeşinin sağlıklı olmasını ister. Zofia da bebeğin gitmesini istediği için pişmandır. Tom, babasının nasıl davrandığını Zofia’ya açar ve birlikte daha da yakınlaşırlar. Son olarak bebek sağ salim dünyaya gelir, ameliyatlar geçirir ve en sonunda Tom’la el ele tutuşurken her şey yolundaymış imajı verilerek kitap biter. Kitabı çok sevdim. İki kişinin kardeş olmaya çalışmasını, birbirinden farklı ve zıt karakterlerin bir araya gelmesini, aile olmaya çalışmalarını okumak tatlı ve güzeldi. Duygulandığım yerler oldu. Tom’u içtenlikle anlayabildim. İki zıt karakteri okumak da eğlenceliydi. Güzeldi.
Her Şeyin IşığıKatya Balen · Timaş Genç Yayınları · 202538 okunma
Beklenti Üstü
Puan vermedi·408 syf.··
2026 10. kitabı
Şok üstüne şok geçirdiğim bir kitap hiç içindekileri böyle beklememiştim belki de gerçekten olması gerektiği gibidir. Sonu çok tatlı bağlandı. Hepimiz kötü şeyler yaşıyoruz ama bununla başetme biçimimizi kendimize göre oluşturuyoruz bu kitap bunu hatırlamamı sağladı.
Duygu ve Düşünce
Kalp Attığı SüreceJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2024352 okunma
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
8/10
·150 syf.··
2026 20. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:44
​"Kötü şeyleri görmezden geliyordu. Aslında tam olarak öyle de değil... Bizim başımıza kötü şeyler geldiğinde etkileniyordu. Canımız acıdığında, mutsuz olduğumuzda ya da hayatta bazı şeyler ters gittiğinde, bunları fark ediyor ve önemsiyordu. Ama kendi başına gelen kötü şeyleri -kaba sözler, ters bakışlar- hiç kafaya takmıyordu." ​Yıldız Kız, Mica Lisesi'ne gelişiyle tüm düzeni değiştiren sıradışı, neşeli ve gizemli bir genç kızın hikâyesini anlatıyor. ​Renkli kıyafetler giyen, ukulele çalan ve evcil faresiyle gezen bu kıza âşık olan Leo, okul halkının zamanla Yıldız Kız'ın farklılıklarını tuhaf bulup onu dışlamasına şahit olur. ​Birlikte oldukları öğrenildiği andan itibaren Yıldız Kız gibi kendisinin de yok sayılmaya başladığını fark eden Leo, sevdiği kız ile arkadaşları arasında bir seçim yapmak istemez. Bu nedenle, toplum baskısı yüzünden sevgilisinden "normal" biri gibi davranmasını ister. Bu noktadan itibaren hikâye, bireysel kalabilmek ile topluma uyum sağlama çatışmasını duygusal bir dille işlemeye başlar. ​Kitaba bayıldım. Yıldız Kız'ın hikâyesi öyle tatlı ki... Dışlanmasına rağmen insanları düşünmeye ve onlar için bir şeyler yapmaya devam ediyor. Her şeye rağmen pozitif biri. Mesela gerçek adı yerine dönem dönem farklı isimler kullanıyor. Bu çok ilginç ama güzel bir fikir bence. Bunu da şöyle açıklıyor: ​“Artık bana uymadığını hissettiğim ismi değiştiriyorum. Ben adımdan ibaret değilim. Adım benim giydiğim bir şey, gömlek gibi. Yıpranıp eskidiğinde değiştiriyorum.” ​Tatlı bir hikâyeydi. Birini olduğu gibi sevmek ile başkalarının da sevmesi için değişmesini istemek arasındaki o büyük farkı da görüyoruz. Belki Yıldız Kız, Leo'nun isteğini kabul ederek gerçek ismi olan Susan ve "normal", sıradan bir kız olmayı deniyor ama Leo... ​Yıllar geçtikten ve her
Yıldız KızJerry Spinelli · Epsilon Yayınları · 201490 okunma
Reklam
Reklam