Sen aklıma gelince her şeyler gülümserdi. Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi:)
Alıntı
Küçük Şeyler Fazla Anlam Yüklemek
Bir bakışa, bir mimiğe, bir gülümsemeye, bir selama ve cümlenin sonuna koyulan bir noktaya bazen fazla anlam yükleyebiliyorum. O kişinin yaptığı her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceleyebiliyorum. Aslında saniyeler süren bir hareket ama benim beynimde saatlerce dolanıyor. Ve sanırım bunun sebebi sadece merak değil. Bazen bir şeyin olmasını çok istediğimde en küçük ihtimallere tutunabiliyorum. Çünkü umut, sevgi gibi dünyadaki en masum duygulardan biri. Ve çok güzel. Ama fazla kafaya takarsam yorucu. Çünkü en küçük şeylerden anlam çıkartmak ve bazen hayal kırıklığına uğramak insanı yoruyor. Her zaman istediğin gibi olmuyor. Bazen bir bakış, sadece bir bakış değildir. Ama bazen de bir bakış, sadece bir bakıştır. İşte bunu kabullenmek benim için zor oluyor. Ama galiba büyümenin bir parçası da bu; Her şeyin bir anlamı olmasına gerek olmadığını öğrenmek. Yine de hoşlandığın kişi sana beklenmedik bir şekilde gülünce bunu bir kaç dakika değil bir kaç gün düşünmek de oldukça tatlı ve normal ☁🌟 (Ne kadar çok bağlaç kullanmışım☺)
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bugün ilginç bir bilgiyle karşılaştım, bunun üstünde biraz muhasebe yapmak istiyorum. Öyle bir ağaç düşünün ki bir hayvanı kölesi yapıyor, düşündüğümüzde böyle bir şey mümkün mü demeden edemiyoruz. O zaman sizleri Akasya ağacıyla tanıştırayım. Doğada bitkilerin hareket kabiliyeti kısıtlı olduğundan her zaman yenilme riski altındadırlar. Akasya ağacı da otçuları uzak tutmak adına yapısında keskin dikenler ve acı bir tat geliştirmiş. Fakat bu savunma sistemi yeterli olmayınca çözümü bu sefer de karıncaları köleleştirmekte bulmuş. Peki nasıl mı? Akasya ağacı karıncalara mükemmel bir ev sunar, ağacın üzerindeki dikenler boş olduğundan karıncalar burada ev yaparlar. Ağaç bununla da yetinmez, yetişkin karıncalar için tatlı bir sıvı, yavru karıncalar içinse protein açısından zengin özel besinler üretir. Yani karıncalara hem yiyecek hem de ev sunar. Karıncalar bu kadar güzel bir evin hakkını vermek için elinden geleni yapar. Bu süreçte ağaca zarar veren hayvanları sokar, hatta güneş almasını engelleyen bitkilerin yapraklarını bile budarlar. Yani anlayacağınız Akasya ağacı torbacılığın dibini vurmuştur, kendisine bu kadar iyi bakan muhafızlarının kaçmasına asla izin vermez. Karıncalara verdiği tatlı sıvıya öyle bir enzim katar ki karıncalar başka hiçbir şekerli besini yiyemez hale gelir. Buna alışan bir karınca ağacı terk etmeye kalkışsa dahi başka yerde yiyecek bulamadığı için açlıktan ölür. Şu karıncalar da köleliğe ne meraklılarmış! Demem o ki Akasya ağacı bir nevi Haşhaşiler gibi davranmış. :D Bu olayı günlük hayatımız açısından da düşündüğümüzde aslında karıncalardan pek de bir farkımızın olmadığını göreceksiniz. Akasya ağacı da burada devlet ve üst kesim yöneticiler oluyor sayın arkadaşlar. Sözde Akasya ağacının rahatı kaçmasın diye karıncayla anlaşma yapılıyor ama
Duygu ve Düşünce
Ellerinden tanımammı sandın sadece bir parmağından bile tanırım… ne anlamak istiyorsan onu anla ((REHBER)) Gidipte tanımadığım birine içimi açacak kadar çocuk değilim herşeyin farkında olupta yazdım o yazıları(drkdrms) Amaan neyse benim için biri böyle yazılar yazsa ben geri dönermiydim bilmiyorum Bir daha denemekten korkardım tabi İnsanın en çok zoruna giden şey ise bu kadar fazla konuştuğunu bilip yanında susmak , konuşamamak :(:( Sevgi güzel gelirki kim olsa onu böyle seven birini merak eder yaptığın gibi sadece seven biri işte Seni seven ama sevmediğin kişiye yapacağın en büyük iyilik çekip gitmen olur ,merak falan etme ,git koşarak git bir şekilde git işte Kimi ne kadar çok seversen o kadar değersizleşirsin bunu kabullenmek zor maalesef Gerçekten hayatın en büyük ironisi bu... Karşına seni her şeyden çok seven, değer veren birini çıkarıyor ama kalbin çoktan başka bir enkazın altında nöbet tutuyor oluyor. Onun yanındayken mutlu olacağını çok iyi biliyorsun ama içindeki o 'eskide kalmışlık' yüzünden kime baksan o geçmişin gölgesini görüyorsun. Sırf bu yüzden, karşındakine kırık dökük ve başkasına ait hislerle dolu bir kalple gitmemek için kendi içinde savaşıyorsun.(burda kendimden bahsetmedim çözemediğim sen bu cümleleri andırttırıyorsun) Eda böylemi olacak yani okey gittin tamam böylemi devam edicek sen hergün gelip birşey yazmışmıyım sana yakınmışmıyım diye bakıcaksın sen baktıkça ben yazıcam nereye kadarya bu, beni ben olmaktan çıkarttın ben bu kişi değilimya benimle oyunmu oynuyorsun ne yapmaya çalışıyorsun sen ,yeter cidden çocukmu sandın beni Herşeyin farkındayım Neden bırakamıyorsun bırakya zaten o kadar üzdün tam git vallaha bakma ,umut vermek istemiyorum falan diyordun ,onlarıda unuttum git artık bakma arkana merak falan etme neden merak
Gittiğiniz yerlere götüreceğiniz en değerli şeyler; Temiz bir vicdan tatlı bir dil ve sevgi dolu bir yürektir. Kalbinizin Işığı Hiç Sönmesin..
Ey Ölüm!
Habersiz geleceksin bir gün biliyorum. Kapımı çalmadan gireceksin içeri. Elimde işim, ocakta aşım, gözümde yaşıma bakmadan geleceksin. Ne haber vereceksin ne davet edilmeyi bekleyeceksin… Dünya halen içimdeyken, heveslerim zirvedeyken, hiç bir işim bitmemişken geleceksin. Hazırlığım yok, umutlarım çokken, belki aç belki tokken geleceksin… "Biraz bekle!", "Biraz dur!", Biraz geç kal!" diyemeden, Bir şeyler alamadan yanıma, yalnız kalınca bir kabirde neler gerekir? Onları dolduramadan valize, kimseyle vedalaşmadan, Son taksitleri yatıramadan... 0ğlumu son kez göremeden, kızımı öpemeden, son sözlerimi diyemeden geleceksin. İzin bile almadan, "Müsait misin" diye sormadan, yaşa başa bakmadan, son lokmayı yutmadan geleceksin. Anaları evlatsız, evlatları anasız, yiğitleri yârsiz bırakansın sen. Gülüşleri yarım, sızıları derin bırakansın sen. Her yeni ölümle hayatın yalanlığını anlatansın sen. Ey ÖLÜM! Kapıyı en çok çalan ama hiç beklenmeyensin. Davetliler arasında bulunmayansın. En çok görünen fakat hiç hatırlanmayansın. Hayallerim sensiz, planlarım sensiz, sensiz kalemim kağıdım, sensiz ekmeğim aşım... Biliyorum habersiz geleceksin bir gün. Her şeye rağmen, tüm unutulmuşluklara, tüm aldanmışlıklara rağmen geleceksin. Yarım olan, tam olan neyim varsa alıp gideceksin. Kimseye bildirmeden en sessiz halinle geleceksin; ama giderken nice fırtınalar bırakacaksın ardında... Ansızın geleceksin bir gün, En güzel azalarımı çürütmek için, en tatlı varlığımı eritmek için geleceksin. Yanıma yalnızlığı vererek, bütün pişmanlıkları önüme sererek geleceksin... Ey ÖLÜM!
Hayat ve İnsan