Şirin

Şirin
@tatli_limon
Sakarım, sık sık çarpar deviririm yazgımı.
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 22:56
Yazarın kendini iyileştirmek adına yazdığı Bahçıvan ve Ölüm, bir acıyı dindirme veyahut terapi kitabı kıvamındadır. Ve şöyle başlar “Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Daha ilk cümleden anlarız bir babanın yasını tutacağımızı. Şaşırtan şudur ki Gospodinov babasının kaybından duyduğu acıyı tüm sıradanlığıyla yazmış; çığlık atmadan, abartmadan, dramatize etmeden… Bu yazım tarzı kitabın biraz beklentimin altında kalmasına sebep oldu. Belki ben acının haykırılmasına alışığım, realistliğine değil. Yazar biraz daha kelimelerle dans etsin isterdim. Evet bir babanın ölümünü anlatmak kolay değil, hele ki bu senin babansa. Ama yine de kim kelimeler duyguyu daha çok harekete geçirsin istemez ki?  Kitapta olayların anlatım sırasında da bir düzensizlik mevcut. Bunun kitabın akıcılığını olumsuz etkilediğini düşünmekle beraber gerçekçi bir açıdan baktığımızda aslında bir ölümün ardından anlattıklarımızın gerçekte de böyle olduğunu görürüz. Çünkü geriye kalan bölük pörçük anılardır sadece. Ölümün ardından gelen de düzen değil düzensizlik olmalı bir yerde. Yazarın düşünme gücüne hayran bıraktıran birçok detay da var kitapta. Babanın gittiği her yerde bahçe kurması ne güzel bir detay… Bahçenin ölüm ile yaşam arasında bir köprü olması ne güzel bir detay… ölecek olan babayı yaşamda tutmak adına ona gelecekle ilgili vaatlerde bulunmak yerine onunla yaşanmış güzel anıları anlatması ne güzel bir detay… Kitabı sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum ama hissettiğim bir şey var ki okurken değil üstünden zaman geçince idrak edeceğim anlatılanların ağırlığını. Ölümün ağırlığını zamanla hissetmemiz gibi. Teşekkürler Gospodinov.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·68 syf.··
2026 2. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 14:17
İnce kitaplarıyla hep çok satanlar listesinde yerini alan ama beklenilenin aksine derin, detaylı ve kasvetli anlatımıyla okuru elli sayfayla bile etkisinde bırakmayı başaran Zweig. İnsanların tutkularına, zaaflarına odaklanan ve psikanalizi edebiyatla harmanlayıp bize sunan yazar; bu kitabına da bunu yansıtmış. Bu sefer merkezde Narsist bir adam ve ona bağımlı bir kadın… Birbirine kilit ve anahtar… Kitap, bilinmeyen kadının mektubundan oluştuğu için kadının bakış açısıyla olaya şahit oluyoruz. Sadece kadının duyguları sadece kadının haykırışları. Karşı taraftaki adamı ele veren ve onun hakkında fikir sunan tek şey davranışları. Zaten bakılması gereken de bu değil miydi? Bilinmeyen kadın çocukluğunda, genç kızlığında, kadınlığında çıktı adamın karşısına. Kiminde bir gün, kiminde aylarca… Beklentisiz ve kendini adayarak sevdi. Doğru değildi. Adam onu sadece arzuyla karşıladı ama sonra herhangi bir kadın gibiymişçesine unuttu. Sevmek zorunda mıydı? Değildi. Seven sevilmek zorunda değildi belki ama görülmeliydi, tanınmalıydı. Her seferinde tanımaması imkansızdı çünkü. İşte burada ortaya çıkıyor kitabın kişilik yapıları. İşte bu yüzden bağımlı kadın ve narsist adam. Nihayetinde de bağımlı olan ölür. Hiçbir psikolojik terime gerilmeden bir olay örgüsüyle verilmek istenenler başarıyla verilmiş. Zweig’i çekici kılan da herkesin okuyabileceği dilde ve akıcılıkta yazmasıdır aslında. Bilinmeyen Kadının duygu yoğunluğu; güçlü cümleler, tespitler ve betimlemelerle okuru içine çekecek biçimde ele alınmış. “Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.” Ne kadar vurucu bir cümle. “Ama sen beni ancak cebinde taşıdığın ve karanlıkta sabırla senin saatlerini sayıp ölçen, yollarında sana duyulmayan nabız atışlarıyla eşlik eden ve senin acele bakışlarının saniyelerin tik
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Bir Güler Bin Ağlarsın
Puan vermedi·156 syf.··
2023 2. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2023 16:16
Aziz Nesin okumak Kemal Sunal izlemek gibi bir şey. Okurken kendini bir anda toplumsal sorunların arasında buluyorsun ama bu sorunlar öyle ince bir işçilikle veriliyor ki bir sayfada gülerken bir diğer sayfaya geçişte ister istemez bir düşünce deryasında boğuluyorsun. Her öyküde Aziz Nesin'in ne kadar ileri görüşlü olduğunu biraz daha anlıyor insan. Bu bir ihtimal tabii ve ben bu ihtimali tercih ederim. Ancak aklıma gelen bir diğer ihtimal ise 'biz bir gram ilerleyemedik de hâlâ toplumumuzda aynı sorunlar mı var' düşüncesi. Çünkü değişen hiçbir şey yokmuş gibi. Aziz Nesin'in Şimdi Avrupa kitabı ise derleme bir öykü kitabı. Çoğunlukla dönemin bürokrasisini eleştiren öykülerden oluşuyor. Kitabın derleme olması benim açımdan biraz kötü oldu çünkü kitaptaki çoğu öyküyü daha önce okumuştum. Ama olsun aynı sorunlara bir kere daha gülmüş bir kere daha kederlenmiş oldum. Ne zaman okumak bana zor gelse ne zaman yorgun olsam hemen araya bir Aziz Nesin kitabı koyarım. Demem o ki Aziz Nesin bir başka. Ve Aziz Nesin iyi ki bu topraklarda yetişmiş yoksa nasıl bulurdu öyküsüne bu kadar dert :)
Edebiyat
Şimdi AvrupaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2006589 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2021 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 09:00
Bir insan neden ölmek ister? Sevgisizlikten mi? Parasızlıktan mı? Yoksa toplumun belirlemiş olduğu güzellik ölçütlerine kendini uygun bulamadığından mı? Peki tüm bunlara sahip bir insan yine de ölmek ister mi? Veronika'nın hikâyesini tam da burada başlatır Paulo Coelho. Kitap kendini bulamamışlığın, kendini gerçekleştirememişliğin verdiği o acı hissiyatla karşılıyor okuru. Daha en başta okurun kendisine dönüp bakmasını istercesine, kitabın bir arayış olduğunu sezdirircesine... Sayfalar akıp gittikçe Veronika'yı; mutluluğu hep dışta arayan, iç aleminden belki de korkan günümüz insanına benzetmek çok da zor olmayacaktır. Coelho'nun ailesi tarafından aklî dengesi bozuk sanılarak üç kere akıl hastanesine gönderilmiş olması kitabın gerçek yaşamla bağını daha da güçlendirmiş. Bu nedenle okurken kitapla bütünleşmemek imkansız hale gelecektir. Öyle ki bazı yerlerde "Hayır Veronika ölmemeli" ya da "Veronika ölmek istemekte gayet de haklı" dedirterek okuru empatiye yönelten cinsten. Belki de hepimiz tattık Veronika'nın duygularını. Ne dersiniz? Kitap insan psikolojisi üzerine kurulu olsa da bir olay örgüsü barındırdığından durağan olmaktan kendini kurtarmış. Ayrıca her paragrafta okurun kafasını kurcalayan sorular yaratmakta gayet başarılı. Eleştiren, sorgulayan, sorgulatan bir kitap. Kitabı kapak tasarımından etkilenerek okumaya başladım. Pişman mıyım? Kesinlikle hayır. Bu kitabı okumamak belki size bir şey fark ettirmeyecek ama okursanız bir şeyler mutlaka değişecek. Okuyun ki değiştirebilin :)) "Herkesin ne olursa olsun hayatta kalmak için savaşım verdiği bir dünyada, ölmeye karar verenleri anlamak kolay mı?" Kitapla kalın.
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma