Cephelerde hayatını hiçe sayarak askerlerinin en önünde mücadele edecek kadar cesur, Çanakkale Savaşı'nın en tehlikeli günlerinde cepheden yakın dostlarına mektup yazacak kadar duygulu, dünyanın dört bir yerinde Türklerin kökenini araştıracak kadar meraklı, işlerden bunaldığı zamanlarda saraydan kaçarak sahil meyhanelerinde horon tepecek kadar dolu ve yalnız, kazanılan bir savaştan sonra savaş meydanında ellerini göğe kaldırarak dua edecek ve not defterine "Allah büyük bir kuvvettir." Yazacak kadar inançlı; gördüğü rüyaları arkadaşlarına anlatıp yorumlamalarını isteyecek kadar alaturka ve geleneksel kültürden beslenmiş, ölüm döşeğinde bile Türkiye'nin sorunlarıyla ilgilenecek kadar vatansever.
Bir defasında sabah ezanını dinlerken ve son günlerinde çok sevdiği başkent Ankara'ya gidemeyince ağlayacak kadar insandı. Kısacası yedi düveli dize getiren o heybetli adam aslında bizim gibi, bizden biri, bir insandı
Dinden madde ve menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar, saf masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kesimlerdir.
Türk'ün azmi onu defalarca yok olmaktan kurtarmıştır. Düşmanları onu dört dağ arasına sıkıştırsa da, bu dağları adeta demirle örse de, Türk, birlik ve dirlik içinde olup töre tanıdıkça, daha nice demirden dağları eritecektir
"Kendi kendini kuvvetsiz mi duyuyorsun? İnanmıyorum buna. Her işine, Türk'üm; onun için yaşıyorum, onun için yapıyorum diye başlarsan sana lüzumlu kuvveti, kabiliyeti, damarlarındaki kanda bulursun."
Ali Suavi, bir davayı sonuna kadar güden ve onun uğruna korkusuz, telaşsız, gurur ve imanla başını vermiş bir inkılapçıdır. Ali Suavi, Türk inkılabı tarihinde eşsiz bir fikir kahramanlığı misali bırakmıştır. Mezarı yoktur: Gönlümüzde bir yeri olmalıdır.