"Acaba önümüzdeki yüzyılda, doğa biliminin yüzyıl gecikmeyle de olsa kitlelere mal olmaya başlamasıyla etkinliği ne olacak psikanalizin? Bu gelişmelere uyum gösterebilecek mi? Bir entellektüel akım olarak etkinliğini sürdürebilecek, hala tüketilmedik bir ilham kaynağı olarak varlığını koruyabilecek mi? Yoksa giderek sönümlenip unutulacak mı? "(Syf 55)
"Histerik Bilinç" kitabı ne anlatıyor derseniz, kitabın çıkış noktası aşağı yukarı yukarıdaki alıntı diyebilirim naçizane.
Kitabı okurken bir kavram kargaşası yaşamamak adına , bilinçdışı ve bilinçsiz(örtük) kavramları arasındaki farkın iyi tahlil edilmesi gerekiyor, ki Saffet Murat Tuna, kitap boyunca okuyucuyu kafa karışıklığına sürüklememek için özenli, titiz davranmış. Kitap alışılmadık garip kelimeler ve kavramlarla dolu olduğundan tanımlar ve açıklamalar sürekli tekrarlanmış ve farklı örneklerle izah edilmiş. Bahsi geçen soyut ve yeni kavramların bolluğu da düşünülecek olursa çok yalın ve anlaşılır bir anlatım şekli yakalanmış diyemem fakat ortalama bir izahat eşliğinde okunmayacak kadar da sıkıcı değil. ( Kitabın konunun uzmanlarına hitap ettiği bir tarafı da yok değil ki bazı bölümleri atlamanızı önerdiği de oluyor yazarın. Atladık mı? Atlamadık.)
Yeni neslin, "Freud Etkisi"yle, psikanalizle bu kadar haşır neşir olmasının getirdiği bazı yanlış anlaşılmaları(yazara göre) ve çarpık algıları(yine yazara göre) düzeltmeye, düzenlemeye çalışmış yazar(örneğin ilkel dürtü kavramı, üstbenlik, otizm, şizofreni). Freud'dan bu yana geçen zaman içersinde nöroloji ve psikiyatri alanında kaydedilen gelişmelerin ışığında, bizim güçlü bilinçdışı,zayıf bilinçdışı, bastırma, id ,ego, benlik,libido dediğimiz birçok sisli puslu kavramı; beynimizdeki( iç beyin özellikle, singulat korteks)nöronlarla, sinapslarla, sinaptik