"Arkadaşlar! Sakın bu işi küçük gördüğümü sanmayın. Elimde bir ölçü var. İşin belirli bir noktaya gelmesine ses çıkarmam. Oraya geldi mi, hiçbir şey harekete geçmeme mâni olamaz. Bir dakika içinde meseleyi kökünden halleder, eğilmeyen kafaları taşa çarparım! "
Bu bakışlar Mustafa Kemal'in dikkatini çekmişti. "Erenler" dedi, "Neden ikide bir yüzüme bakıp kafanı sağa sola sallıyorsun?"
Derviş, "Paşam" diye söze girdi ve ağır ağır konuşmaya başladı: "Sanabakıp nasıl hayret etmeyeyim? Bir zamanlar Hacı Bektaş olarak doğdun. Sonra göçtün. Şimdi Mustafa Kemal mi oldun? Allah'ın bu hikmetine nasıl şaşırmayayım?"
Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak sözü nasıl da herkesin dilindedir. Fakat Mustafa Kemal'in böyle bir sözü yoktur. Sözün aslı "Milli kültürü muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak" şeklindedir.
Gökalp Türkler hürriyeti ve bağımsızlığı sevdikleri için Komunist olamazlar. Fakat eşitliği sevdiklerinden dolayı da ferdiyetçi kalamazlar. Türk kültürüne en uygun olan sistem dayanışmacılığı (solidarizm) esas alan sistemdir der ve devam eder. "Kişisel mülkiyet, toplumsal dayanışmaya yaradığı ölçüde geçerlidir"
Yeni Türkiye'de Devletçilik, bir ekonomik meslek olarak doğmamıştır. Bir tarihi zaruret olarak doğmuştur. Yapılacak şeyleri devletten başka yapabilecek olan yoktu.