Hars ve Medeniyet

8,7/10  (3 Oy) · 
10 okunma  · 
4 beğeni  · 
291 gösterim
İnsan toplumlarının bütün fertlerini birbirine bağlayan, yani kişiler arasındaki uyumu sağlayan kurumlar "hars (kültür) kurumları"dır. Bu kurumların tamamı o cemiyetin "hars"ını (kültür) oluşturur.
Bir cemiyetin üst tabakasını başka cemiyetlerin üst tabakalarına bağlayan kurumlar ise "medinî kurumlar"dır. Aynı türden olan bu gibi kurumların tamamı "medeniyet" (uygarlık) adını verdiğimiz bütünü oluşturur.
(Kitap'tan sf.11)
Murat yanar 
27 Oca 18:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Türkler, eskiden Çin medeniyetine girmişlerdi. Çin medeniyetinden kurtulup İslamiyetin kabulüyle Arap ve İran medeniyetine girmişler.Şimdi de İran medeniyetinden kurtularak Avrupa medeniyetine giriyorlardı. Avrupa medeniyeti eşsiz güzellikler ve ahlaki zevkler yönünden üzerimizde olumlu etkileri olacaktır. Bu etkiler eski medeniyetten gelen zevkleri yıktığı ölçüde faydalıdır. Yıktığı zevklerin yerine kendisi geçtiği zaman zararlıdır. Kültür, bir milletin din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, dil, ekonomi, ve teknikle yaşayanların uyumlu bir bütünüdür. Medeniyet ise, aynı gelişmişlik düzeyinde bulunan birçok milletlerin toplumsal hayatlarının ortak bir bütünüdür
Türk’te, kendini beğenmişlik ve övünme yoktur. Büyük kahramanlık ve fedakarlıklar yaptığı zaman üstün bir iş yapmış gibi görünmez. Osmanlı ise övünmeyi ve övülmeyi severdi. Osmanlı imparatorluğu genişledikçe, yüzlerce milleti içine aldıkça, yönetenlerle yönetilenler arasında iki ayrı sınıf oluştu. Ayrıca gerçek Türklerle arasında kültür farkı oluştu. Türklerin eski dinlerinde, Türkler, çok güçlü bir imana sahip oldukları halde, yobazlık ve aşırı duygulardan uzak kaldılar. Türkler yaratanı sadece severlerdi. Allahı yalnız “Cemal” (güzellik) sıfatıyla gördükleri için Türkler onu sadece severlerdi. Allah’a karşı korku duymazlardı. Türk Barış severliğinin kurucusu “Mete” dir.
Türk’ün görevi bir yandan yalnız halkın arasında kalmış olan Türk kültürünü arayıp bulmak; diğer yandan batının bilimsel tekniklerini yaşam kalitesini yani medeniyetini kendi kültürüne aşılamaktır. Batının medeniyetini alacağız ama kültürümüzün hakimiyeti altında olacak eğer bir toplum aşırı medeniyeleşiyor kültür geri kalırsa toplum ahlakı bozulur. Huzursuzluğa neden olur. O yüzden hakim olan kültürümüz olacak kültürü yüksek olan toplumlar. Medeniyeti yüksek ama kültürü güçsüz olan toplumları tarihte hep alt etmiştir. Medeniyeti yüksek ve kültürü sağlam olan toplumlar her zaman güçlü olmuşlardır. Örneğin Japonya Uzakdoğu’da olmasına rağmen Avrupa medeniyetinin bilim ve tekniğine çok çabuk uyum sağlayarak medeni bir toplum oldu ve kendi kültüründen hiç birşey kaybetmeyerek toplumun huzuru yerinde ve refah seviyesi yüksektir. Dinlerini ve milliyetlerini korumuşlardır.
Avrupa’nın büyük şehirlerinde toplumsal yoğunluğun artması, sosyal iş bölümünü gerektirdi. Uzmanlıklar ve uzmanlar meydana geldi. Uzmanlıkla birlikte, insanlarda kişilik oluştu. Ruhların gerçek yapısı değişti. Mantıkça eski insanlara benzemeyen yeni insanlar doğdu. Eski çerçeveler yıkıldı. Serbest kalan yeni hayat, yaratıcı gücünü her yana yönelterek her alanda ilerleme sağladı. Özellikle büyük sanayiyi oluşturarak, çağdaş medeniyetin çehresini ortaya çıkardı.