Notre Dame’ın Kamburu asıl adıyla Notre Dame de Paris, benim tam da kabuğuma çekilip kendimi dinlemek istediğim dönemde okuduğum ve çok beğendiğim kült eserlerin başında yer alıyor. Betimleme ve tasvir yeteneğini özellikle ilk yüz sayfada konuşturan Hugo, Notre Dame mimarisini de adeta yaşayan bir karekter gibi gözlerimizin önünde canlandırıyor, zira romanın yazılma amacı bu yapının yıkılmadan yenilenmesini sağlamakmış. Eğer buraya kadar kitabı okuduysanız sakın bırakmayın çünkü -kimileri için sıkıcı olabilecek- tasvirlerden sonra sayfaları merakla çevireceğinize eminim. Roman trajik aşk öyküsü gibi gözükse de sadece romantizm çerçevesinden değerlendirmemiz doğru olmaz. Victor Hugo siyaseti, dini insanların kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarını; adaletsizlik, güzel, çirkin, aşk, merhamet, kader konularını olaylar içerisinde harmanlayarak ele alıyor.
Yeni kitaba başlamama rağmen Notre Dame’ın Kamburu hala başucumda duruyor aklıma geldikçe “Belle-Notre Dame de Paris” şarkısını dinliyorum, açıp son sayfayı yeniden okuyorum. Yazar “hadi, bitti kapatıyoruz” der gibi beni kapağın ardına istese de ben ısrarla geri dönmek, masalda kalmak istiyorum. Romanı bitirdikten sonra “Notre Dame De Paris” müzikalini (alt yazılı hali mevcut) mutlaka izlemenizi öneririm.