"Ben böyleyim!" demek kadar korkunç bir
söz yoktu. Ama ben hep öyle söylemiştim, karşımda yaptıklarımın, düşündüklerimin doğru olmadığını söyleyen ve beni seven insanlara. Ben böyleyim. Değișemeyeceğime inanmak o kadar kolaydı ki! Yokuş așağı inmek kadar zevklisi yoktur. Hele tırmananlarla, her yükseldikleri birkaç santimde kilolarca ter dökenlerle alay etmek ne kadar da rahatlatırdı ruhumu! Zayıf olduğum için kötüydüm. Tırmanamadığım için normal olmadığımı kabul ettirmeye çalışıyordum.
Her insanin bir utancı vardır. Devletin görevi, kullanma günü gelene kadar bu utançları toplayıp saklamaktır. Toplumsal sözleșme diye bir saçmalık hiçbir zaman var olmamıstır. Kimse, kendi çıkarları için birilerine devlet olma yetkisini vermemiştir. Benciller ve korkaklar dünyasında çıkar, kişisel dolandırıcılık yeteneğiyle elde edilir, Ve insanların birbirlerine attıkları kazıkların yanında, devletin onlara attığı fazlasıyla hafif kalır.
Bir șekilde, bütün acıları gördügümü, bütün hıçkırık cinslerini duyduğumu düşünüyordum. Sanki,dünyayı bacaklarının arasından çıkarmış bir kadın gibiydim. Her yerini ve her şeyini biliyordum, doğurduğu bebeğini tanıyan bir anne kadar... Her șeyi bildiğim için vasiyetimde tek bir cümle olacaktı:
"Ben yüzüstü gömün. Çünkü yeterince gördüm!" geçirdim.