Tuğçe Görmüşer

Sensizliği yüzlerce kitap alıp araştırmak istedim Gittim aldım da kitapları ama okumaya korkuyorum… Kararsızlığımın esiri oldum bu aralar, sanırım aşkın ne olduğunu anlamaya çalışmak baya leş bir durum. Ben bir kambur taşıyorum içimde Lağım ve balçıkla sıvanmış bir duvar düşün, onun en tepesinde bana serenat yapıyor Elinde emanet bir hayat yaşadığımı hatırlatan bir tambur var ve altından dişlerinde biraz kan Ah be can! İçimden çıkıp gitmene gönlüm el vermiyor Sanki çamurda boğuldum gibi, sanki yokluğunda baya dağıldım gibi ve her zamanki gibi bir tarafımsa dağılıp parçalanmaya hemen hazır gibi… Sanki acı kambura bahşedilmiş bir nimet, Cesaret; sensizlikle başa çıkmamı sağlayan ganimet Ve ben kibrimin yarattığı bir tufandan ibaret, ne gitme diyebiliyorum ne de hakkını helal et....
Müzik
Reklam
by tce~
Bir nehrin kıyısında, İnsanlığın da biraz ortasındaydım bugün. Hiç tanımadığım ve karşılaşmadığım bir ömre rast geldim, Selamlaştık usulca. Sonra birden kıyametin Sûr’u üflendi yamacımda, Belki de hatıralara, yaşanacaklara ve ardında bırakılan bir evlada yakılan ahıttı. Ayırt edemedim. Kuşlar ağladı, güneş yakmaktan vazgeçti, rüzgar ise üşütmekten. Ve ansızın akreple yelkovanın denk geldiği bir salisede.. Söneceğini bazen unutarak, bazen de hatırlamak istemeyerek, Harlıyoruz her gün ateşimizi. Bugün bir sandal, kürek çekti kıyısında oturduğum nehirde, Kimse el sallamadı, dur demedi, izledik sadece. Oysa, ölüm var denilmişti, daha bir ay önce kulağıma. Unuttum, kitap okudum bir nehir kıyısında. An’larıma kadeh kaldıra kaldıra.
Hayat
by tce~ Uzaktan nefesini hissettiğim fısıltılar kulaklarımdan silinmiyor sevgili, bir de son kelam-ı’nı ettikten sonraki sükunetin. Koşa koşa sana gelmeye çalıştığım günleri hatırlıyorum da şimdi; ne garipti oysaki! Senin gamzelerindeki tomurcuklar, başkasına aitti. Ardından bir şehre veda ettim, hatıralarınla beraber. Yürüdüğüm sokakları unuttum; geçtiğim caddeleri, yokluğun artık kesmesin diye nefesimi mum diktiğim kiliseyi. İnan; adımın her bir hecesi gibi ezberlemiştim oysaki! Sen ise artık belleğimin flu nesnesi. Şimdi bilmediğim bir yerde, bilmediğin bir şehre alışmaya zorluyorum kendimi. Nefes almak, her gün zor ama katlanılır ve gülümsemek, yüreğini göstermemek hatta umursamamak; uzmanlık dalım, bilirsin beni! Tıpkı hiç sevmediğin gibi! Artık sen inadıma aitsin, en sevmediğin huyum di mi. 06.01.21 Gitmişsin.
Edebiyat
by tce~
Bir rüyanın son bulmasının en kötü tarafı, Bir daha o anı yaşayamayacak olmandır. Biten şeylerin tekrarlarında da aynı sen olamayacağın gibi, hayatı noksansız yaşayamayacağının göstergesidir. Laf-ı güzaf ‘Her şey çok güzel olacak.’ cümlesi, Hayallerin birer birer terk ettiğinde seni ve realist baktığında artık yaşadıklarına, bunu hatırlamalısın. Bir geceyi kaybetmenin en güzel yanı, gün ışığının yeni gerçeklerine karşı duruşunu korumanı sağlamasıdır. Başın dik ve hınzır gülüşünde biriken korkularının bitmesi ise artık kaybedecek bir şeyin kalmamasındandır.
Edebiyat