Oysa Anadolu devrimine deyin devletimizin, ulusumuzun, dahası dilimizin adı, "Osmanlı" sözcüğüydü. "Türk" sözcüğü, ağza alınamazdı. Hiç kimse, "Ben Türk'üm." deme yürekliliğini göze alamazdı. Son zamanlarda, türkçüler böyle bir savı öne sürme yürekliliğini gösterdikleri için, sarayın ve eski kafalıların nefret ettiği kişiler oldular. İşte Halk partisi'nin anası olan müdafaa-i hukuk cemiyeti, büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal paşa hazretlerinin öncülüğü ve yol göstermesiyle, bir yandan Türkiye'yi düşman işgalinden kurtarırken, öte yandan da devletimize, ulusumuza, dilimize gerçek adlarını verdi ve siyasetimizi "mutlakiyet"in ve "unsurlar siyaseti"nin son izlerinden de kurtardı.
Başka uluslar, çağdaş uygarlığa girmek için, geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadırlar. Oysa Türklerin, çağdaş uygarlığa girmeleri için, yalnız eski geçmişlerine dönüp bakmaları yeter.
Günümüzde Türkler, tamamıyla bu eski ahlakı yitirmişlerdir. İran ve Yunan uygarlıklarının etkisi ile kadınlar tutsaklığa düşmüş, hakça aşağı bir duruma inmişlerdir. Türklerde ulusal kültür ülküsü doğunca, eski törelerin bu güzel kurallarını anımsamak, diriltmek gerekmez mi? İşte bundan dolayıdır ki, ülkemizde Türkçülük akımı doğar doğmaz, feminizm ülküsü de birlikte doğdu.