Japonlar, dinlerini ve Ulusallıklarını korumak koşuluyla, Batı uygarlığına girdiler. Bu sayede, her bakımdan avrupalılara yetiştiler. Onlar, böyle yapmakla dinlerinden, ulusal kültürlerinden hiçbir şey yitirdiler mi? Asla! O halde, biz niçin duraksıyoruz?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tanzimatçıların büyük bir yanılgısı da bize, Doğu uygarlığı ile batı uygarlığının birleşiminden bir kültür karışımı yapmak istemeleriydi. Dizgeleri büsbütün ayrı ilkelere dayanan iki karşıt uygarlığın bağdaşamayacağını düşünememişlerdi. Hala siyasal yapımızda var olan ikilikler, hep bu yanlış davranışın sonuçlarıdır: iki türlü mahkeme, iki türlü okul, iki türlü vergi, iki türlü bütçe, iki türlü yasa...
Bir ulusun doğu uygarlığından Batı uygarlığına geçmesi için ne gibi yöntemler izlemesi gerektiğini anlamak için, deli petro'nun yenileşme tarihini incelemek yeter. Ruslar yeteneksiz görünürken, bu zorla girişilen yenileşme den sonra, hızla gelişmeye başladılar. Doğu uygarlığının gelişmeye engel, Batı uygarlığının ilerlemeye etken olduğuna, bu tarihsel olayda bir kanıt değil midir?
Avrupa'da Rönesans, reform, felsefede yenilenme, romantizm gibi ahlaksal, dinsel, bilimsel, sanatsal devrimler, ortaçağ yaşamına son verdi. İslam dünyasında bu devrimler olmadığı için, biz hala ortaçağ'dan kurtulamamışızdır.
Uygarlık da tıpkı din gibidir. Ona da önce inanmak ve yürekten bağlanmak gerek! Bu noktayı iyi anlamayan tanzimatçıların, bizi Avrupa uygarlığına, dış görünüşü taklit etmek yoluyla sokma girişimleri, bundan dolayı sonuçsuz kaldı.