Trump’ın bu hamlesi, Ankara’yı tam anlamıyla bir "jeopolitik boks ringine" çıkarıyor. Bir yanda iç politika dinamikleri ve Gazze konusundaki net duruş, diğer yanda ise Batı finans sistemine göbekten bağlı, kırılgan bir ekonomi var. Ancak Ankara bu masaya tamamen çaresiz oturmuyor. Türkiye’nin elinde, Trump’ın "iş bitirici iş adamı" mantığına hitap edebilecek ve ekonomiyi 6 ayda batma riskine sokmadan bu baskıyı göğüsleyecek çok spesifik kozlar var. Trump metninde "Bir ya da iki ülkenin bunu yapmamak için bazı gerekçeleri olabilir ve bu kabul edilir" diyerek aslında farkında olmadan Türkiye’ye muazzam bir diplomatik kaçış alanı bıraktı. Türkiye, Pakistan ya da Suudi Arabistan gibi değil; İsrail’i 1949 yılında, yani dünyada ilk tanıyan Müslüman çoğunluklu ülkedir. Ankara, Trump’a karşı şu tezi işleyebilir: "Bizim devlet olarak İsrail’in varlığıyla bir sorunumuz yok, bunu 77 yıl önce tescilledik. Bizim sorunumuz mevcut Netanyahu hükümetinin bölgesel agresifliğiyle." Bu argüman, Türkiye’yi masayı deviren bir "spoiler" (oyun bozan) konumundan çıkarıp, Trump’ın kabul edebileceği o "gerekçesi olan istisnai ülke" statüsüne yerleştirebilir. Trump’ın asıl amacı İran’la büyük bir anlaşma yapmak ve Basra Körfezi/Hürmüz Boğazı’nı ticarete açmak. İran’ın batıdaki en büyük ve en istikrarlı kara sınırı Türkiye’dir. Trump’ın İran’la yapacağı herhangi bir tarihi anlaşmanın sahada denetlenmesi, ambargoların esnetilmesi ya da ticaretin akması Türkiye olmadan fiziken imkansızdır. Ankara, "Eğer İran’ı sisteme entegre etmek istiyorsan, onun lojistik ve ekonomik nefes borusu olan Türkiye’yi karşılama, bizi finansal olarak çökertme" kozunu masaya koyacaktır. Trump’ın Truth Social paylaşımında en dikkat çeken detaylardan biri Kazakistan’ı İbrahim Anlaşmaları’nın başarılı bir üyesi olarak
1000Kitap
Alıntı 30 (Türk Dünyası Tarih ve Kültür Dergisi #460)
SOVYETLER BIRLİĞİNDEN KALMA DÜŞÜNCEYİ SÜRDÜRENLER; ◆━━━━━━━▣✦▣━━━━━━━━◆ Son zamanlarda Türkiye'de bazı kesimlerce, Türk Devletleri Teşkiletında (TDT) ciddi bir kriz varmıs gibi fırtınalar koparılmaktadır. Özellikle sosyal medyada bu konu daha da abartılarak kardeş cumhuriyetlere yönelik bir karalama ve linç kampanyasına dönüşmüştür. İlginç olan bu girişime öncülük edenlerin ya Türk Dünyası hakkında kısır bilgiye sahip ya da bugüne Türk Dünyasını kendine dert rdinmemiş hatta bu kavram ve içerikle dalga geçmiş olmasıdır. Aslında eleştiri yapanlar da "Biz Türk Dünyası birliği boş bir hayaldir dememiş miydik?" diyenlerdir.
Türkçülük
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Türk Dünyası Ortak Alfabe
Türkoloji Otağı- Тюркология- Turcology: TÜRK DÜNYASI ORTAK ALFABE ÇALIŞTAYININ SONUÇ BİLDİRİSİ ─ Türk Dünyası Kültür Başkenti Bursa’da Türk Dünyası Ortak Alfabe Çalıştayı gerçekleşti. Çalıştayda, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Türk cumhuriyetlerinden gelen bilim adamları ortak alfabe konusunda bildiriler sundu. Çalıştay’ın ardından sonuç bildirisi paylaşıldı. ─ 2022 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti Bursa’da “Türk Dünyası Ortak Alfabe Çalıştayı” düzenlenmiş bilimsel sunum ve tartışmalar neticesinde Türk Devletleri Teşkilatına sunmak üzere aşağıdaki kararlar alınmıştır. ─ İsmail Gaspıralı Bey’in “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” sözünden hareketle ortak alfabe konusunda uygulamaya geçilmelidir. a) Türk dünyası ortak alfabenin uygulamaya geçilmesi çalışmaları için Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde “Ortak Alfabe Komisyonu” kurulması komisyonun ilk toplantısının Ekim ayı içerisinde Kırgızistan’da yapılması uygun olacaktır. b) Bu komisyon TDT ülkelerinin dil ile ilgili resmi kurumlarınca önerilecek ikişer üyeden oluşmalıdır. c) Kurulacak bir komisyonun TDT Aksakallar Konseyine ortak alfabe ve ondan üretilecek ulusal alfabeler ile ilgili rapor hazırlanması d) Bu komisyonun TDT ülkelerinde ortak alfabe konusunda yapılan çalışmaları gözlemlenmesi ve Aksakallar Konseyine raporlar vermesi ─ 1991 yılında Marmara Üniversitesinde yapılan sempozyumda kabul edilen "34 harf ortak Türk alfabesi" yapılacak ulusal alfabelerde esas alınması tavsiye edilir.