Şimdi "dîn", kul tarafından teslimiyet, ve "nâmûs", yânî kânûn, Allah Teâ lâ'nın koyduğu "şerîat"tır.Bundan dolayı, Allah Teâlâ'nın kullarına mahsûs olarak koyduğu kânûna teslimiyet ile vasıflanan kimse, din ile kâim olan ve dîni ikâme eden, yânî dîni inşâ eden kimse olur. Nitekim Hak Teâlâ namazı koydu ve namaz kulun a'zâ ve organları ile ikâme olunur. Kul taayyün etmiş kesîf vücûdu ile namazı ikâme edince, dîni inşâ etmiş olur. Ve Hak ise şer’i hükümleri koymuş olur. Şu halde "teslimiyet", senin fiilinin aynıdır. Çünkü namaz ancak senin fiilindir ve sen bu fiilin ile dîni inşâ ettin; ve dîn, teslimiyet tedir. Bundan dolayı senin fiilin teslimiyetin aynıdır.
Demek ki dîn, senin fii linden hâsıl oldu. Böyle olunca sen, ancak senden çıkan fiil sebebiyle mes'ûd oldun. Çünkü saâdet, senin sıfatındır. Ve senin sıfatın ancak senin fiilinden hâsıl olur. Bundan dolayı senin saâdetin yine senin fiilindendir. Çünkü her bir tercih edilen fiil mutlaka fâilin nefsinde bir eser vücûda getirir. Sen Hakk'ın emirlerine "teslimiyet" gösterince ona itâat etmiş olursun.
Ahmed Avni Konuk, Fusus Şerhi