What Doctors Dont Tell You
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:25
What Doctors Dont Tell You'nun haziran (june) 2026 sayısının kapağında "Super Takviye - NAD+" ile sonsuz gençlik olası mı, soruluyor. Burada yaşlanma karşıtı geliştirilen bir serum hakkında bilgi yer alıyor. "İnsanlar, yaşlanmayı yavaşlatacağı ve hastalıkları tersine çevireceği vaat edilen, hücresel enerjinin merkezinde yer alan bir molekülün damardan verilmesi için binlerce dolar ödüyor." Celeste McGovern, "bu konudaki bilimsel gerçekleri, medyadaki abartılı haberleri ve NAD* düzeyini gerçekten artıran faktörleri inceliyor." Yüzyıllık yaşamı isteyenler için okumasında fayda var. Ritminizi yeniden kazanın. Dr. Leigh Erin Connealy, polikistik over sendromunun temel nedenlerini ortaya çıkarmak, hormonal dengeyi yeniden sağlamak ve semptomları hafifletmek için çok önemli olduğunu belirtiyor. Boba çayı veya bubble tea son zamanlarda çok popüler, ancak içindeki baloncuklar sağlık sorunlarına yol açabilir. Tayvan menşeli bu içecek, yüksek miktarda kurşun içerdiğinden kaş yapayım derken gözünüzden olmayın. Ayrıca bir parazit ilacı kanseri tedavi edebilir mi? Bu durumla ilgili önemli bir yazı. Bir parazit ilacı umut mu yoksa sosyal medya aracılığıyla abartılmış sahtekarlık mı? Burada Ivermektin adındaki parazit ilacının kanser hastalarına iyi gelip gelmediği hakkında en son yapılan araştırmalarla iki tarafın da görüşleri alınarak "umut" ya da "abartı" mı konusu işleniyor. Derginin yazarı Bryan Hubbard ise İngiltere'de covid aşılarıyla ilgili son araştırma hakkında bilgi veriyor. Diyor ki: Kovid-19 aşısı büyük bir başarı olarak nitelendiriliyor. Köpük ve zafer ülkesi adıyla bu konuyla ilgili önemli yazısı da yer alıyor. Yılan zehiri acaba sağlığı tekrar kazanmak için bir merdiven olabilir mi? Covid aşılarının verdiği zararlar için beklenmedik bir çözüm sunabilir mi? Bu
Dergi
What Doctors Don’t Tell You (June 2026)What Doctors Don't Tell You · WDDTY Publishing Inc. · 20261 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 2. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 23:18
Bu kitabı Uçurtma Avcısı’nı okuduktan sonra çocukluk hikayelerinin anlatıldığı kitapları merak ettiğim için aldım. Tea Obreht 25 yaşında yazmış bu romanı ve en genç roman yazarlarından biri olarak oldukça başarılı bulunmuş. Kitaba gelince, içinde çok fazla hikaye var, birbirinden tamamen kopuk veya bir şekilde bir yere bağlanamayan bir sürü hikaye. Bu kadar çok hikayenin içinde çokça da betimleme. betimlemeler beni hikayeden sık sık koparıyordu ama genel olarak kitabı başarılı buldum, karakterleri çok sevdim, özetleyecek olursam dede, torun 2 doktorun farklı zamanlarda geçen karışık hikayeleri diyebilirim. Ama ne benim özetim ne de başlık bu kitabın içeriğini anlatabilir .d bence okunur.
Edebiyat
Kaplanın KarısıTea Obreht · Siren Yayınları · 2011173 okunma
Reklam
Stepford Kadınları Üzerine
Puan vermedi·144 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 11:50
Sonu herkesi şaşırtmış. Aksine muallakta bırakılması bendeki dopamin seviyesini arttırdı ve sonunu benim hayal gücüme bıraktı. Kitap beklenen akıcılığa ilk yarıdan sonra ulaşıyor. Her ne kadar beğenmiş olsam da feminizmin ele alınış şeklini eleştirdiğim çok unsur vardı. Yani bir tea&talk etkinliğinde üzerine uzun uzun konuşulabilecek bir kitap.
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,687 okunma
8/10
·229 syf.··
2026 99. kitabı
I already read The Nakano Thrift Shop twice. Firstly in Turkish language, second English language. Each language had its own charm. Nevertheless, I preferred the English version. This book wasn't my cup of tea. I chose because of the name of the book and it was said healing novel. So I expected different story. In conclusion, that was a story unlike any I've read before.
The Nakano Thrift ShopHiromi Kawakami · Europa Editions · 20172,279 okunma
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Borch, diğer adıyla Üçkarga ve kızları Tea ve Vea ile tanıştı Witcher ve yollara düştüklerinde ozan Dandelion ile karşılaştılar.Ozanın anlattıklarına göre bir ejderha görülmüş ve herkes onu avlama peşindeymiş çünkü ejderha demek bir sürü hazine demek.Witcher’ın gözü ejderhayı görmüyordu ama yine de bu ava çıkacaktı çünkü Yennefer da ejderhanın peşindeydi.Ejderha Villentretenmerth ise sandıkları kadar kolay bir av olmayacaktı, hatta sandıkları şey bile. Sihirbaz Val yani Istredd, Yennefer’a aşık olan bir adam.Geralt yani Witcher, Yennefer’a aşık olan bir diğer adam.Yennefer, bu iki adamı sevmekten vazgeçemeyen güçlü, sihirbaz bir kadın.Üçü de bu gerçekle yüz yüze geldiler, her ne kadar biri duygusuz bir mutant olsa da aşkı az çok hissediyor ve yüzleşmeye karar veriyorlar, kazanan Yennefer ile olacak ancak bu sadece aşk acısına yol açacak çünkü; “Gerçek, bir buz parçası.” Yolu Novigrad’a düşen Witcher yine ozan Dandelion ile karşılaştı.Dainty ile tanıştılar ve ardından ‘hilebaz’ adlı yaratık ile mücadeleye başladılar.Çünkü bu yaratık, Dainty’in birebir kopyasına dönüşerek onun yerine geçmişti ve ticari zekasıyla paraya para demiyordu.Kötü bitecek sanılan macera aslında oldukça iyiye doğru yol aldı. Bir denizkızına, Sh’eenaz’a aşık olan prens Agloval, Geralt’a bir görev verdi.Hayır denizkızı görevi başarısız oldu ama bir tekne sağlam bir şekilde, üstelik oldukça kanlı bir mücadele yaşanmış ve içindeki inci avcılarının kayıp olduğu haberi geldi, böylece Geralt’ın yeni görevi belli oldu.Ozan Göznuru Essi ile tanışmayı ve imkansız bir aşk yaşayacağını ise hesap etmemişti. Bir gün Witcher’ın yolu Brokilon’a düştü.Ancak buradan kimse canlı çıkamazdı çünkü buranın yerlisi olan dryad’lar insanları öldürürdü.Bu ormanda ülkesinden kaçan prenses Ciri ile karşılaşması ise
Kader KılıcıAndrzej Sapkowski · Pegasus Yayınları · 20172,757 okunma
Hayata Başka Gözle Bakmak
6/10
·280 syf.··
2026 2. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 18:09
"Sürekli hayatımı, özellikle de bu hastalık sürecimi düşünüyorum. Her seferinde de bu hastalığın kaderim olduğu kanısına varıyorum. Kulağa tuhaf gelebilir ama gerçekten öyle düşünüyorum. Hastalığım sayesinde hayata bambaşka bir gözle bakmayı öğrendim. Hayatın anlamını kavradım. Çevreyi kendi gerçek renkleriyle görmeye başladım. Öyle şeyler anladım ki başka türlü bir hayat yaşasaydım bunları belki anlamayacaktım. Teorik olarak bildiğim gerçekleri tüm varlığımla idrak ettim." (s.266) Kitabı bir alıntıyla özetleyecek olsaydım, kitabın sonlarına doğru geçen bu alıntıyı seçerdim. Hayatımda ilk kez Azerbaycan edebiyatı ve Rövşen Abdullaoğlu okudum, nasıl bir şey beklemem gerektiğini bilmiyordum ama bunu kesinlikle beklemediğimi söyleyebilirim. Bu yazıda kitaba dair bir tanıtım yazısından ziyade bende uyandırdığı hislerden ve edebî değerinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle kurgu yönünden bakıldığında çok çarpıcı ve etkileyici sahneler gördüm. Tea'nın Brandon'u ziyaret ettiği sahne, 17 numaralı oda, gül çizimi... Hepsi vurucu ve insanı durup düşündüren birer sahneydi. Kitap baştan sona insanın 'neden varım?' sorusuna bir nebze ışık tutmak için yazılmış. Edebî olarak fazla didaktik, öğüt verici, bulduğum yerler oldu açıkçası. Wisam karakterinin çok kültürlü, bilgili biri olması sebebiyle vermek ve anlatmak istediği çok şey vardı ve ben de birçok söylediğinin altını başka yerde kullanma niyetiyle çizdim. Yazarın üslubunda özellikle kitabın ilk başlarında belirgin olan ama sonlara doğru azalan bir didaktiklik var. Wisam karakterinin kurguya dahil olmasıyla eşzamanlı olarak bu üslup değişiyor sanırım. Bunlar başta hoşuma gitmemişti ama sonrasında kurguyla beraber hayatı sorgularken edebiyatın anlamını da sorguladım. Neden yazarız? Neden yazmalıyız? Tesadüf bir kurgu
Araştırma-İnceleme
Bu Şehirde Kimse Yok mu?Rövşen Abdullaoğlu · Aile Yayınları · 20242,492 okunma
Reklam
Reklam