"Özel sayı" ifadesini "Vefa" gibi bir kavramla yan yana görünce heyecanlandım. Derginin mutat kısmı her zamanki gibiydi, üç sayıdır alıştığımız tadı yakalamıştı. Lâkin üzülerek söylüyorum vefa dosyası kısmı handiyse benim lise öğrencilerimin teslim tarihinden sonra bitirebildikleri proje ödevleri gibiydi. Ruhsuz sözlük tanımlamaları, bir iki mısra/beyit, kapanış. Tabii özellikle İbrahim Tenekeci ve Zeki Bulduk'un kaleminden çıkan metinler gibi bizi alıp vefaya götüren, vefadan çıkıp bivefalar durağına bırakan birkaç yazı müstesna. İlk dosyanın, ilk özel sayının günahı olmaz diyelim. İnşallah gelecek sayılar daha dolu dolu, daha bizim 'muhit' kokan yazılarla bezeli olur. İnşallah...