Büyüklerin ellerinden,
küçüklerin gözlerinden,
Suriye'nin toprağından,
Bosna'nın bayrağından,
Ebu Zer'in yalnızlığından,
Bilal-i Habeşi'nin ilk ezanından,
Tarık Bin Ziyad'ın kılıcından,
Filistinli Cafer'in haykırışından,
Gazze'nin gözyaşından öpüyoruz.
İyi bayramlar meleklerin şehri Gazze.
İyi bayramlar utancımız,açlığımız Afrika.
İyi bayramlar Ömer Muhtar’ın soylu çocukları.
İyi bayramlar acının, ölümün başkenti Hama.
İyi bayramlar Recep onbaşı,Salih uzman,
er Mehmet.
İyi bayramlar kırılganlıklar,üzüntüler.
İyi bayramlar ey Hüzün...
Cahit Zarifoğlu
Ama bil ki el kapısı dedikleri yer acımasızdır. Bir lokma verirler, bin laf ederler. Sana yukarıdan bakarlar, adamdan saymazlar. Kalbin olduğunu bilmezler. Sana verdikleri üç kuruşa onurunu da alırlar.
Dedikodudan mı endişe ediyorsunuz? Zaten kötü niyetli insanlar en masum ilişkiden bile laf çıkarır, iftiraya kalkışırlar. Onları durdurmak mümkün mü? Gönlümüz, vicdanımız rahat olduktan sonra dışarının ne dediğinin ne önemi kalır.
Şiir meselesine gelince, sandığın gibi şiirle falan hiç alakam yok. Zaten şiir de ne ki, saçmalığın inceltilmiş hâli. Geçenlerde çocukların defterine şiir karaladığı için okulda azar işittiklerini duydum. Doğrusu iyi olmuş. Hatta okuldan atsalar yeridir.