KUANTUM FİZİĞİ "NAZAR DEĞMESİNİ DE" AÇIKLAR MI?
"Bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer." 2. Söz'den. Zaman zaman kuantum fiziği ile ilgili kitaplar okurum. "Hakikatin tâ kendisidir!" demek aşırılığına kapılmam. Hayır. Zîra, imân ederim, hakikat ancak el-Muhît olan Allah'ın elindedir. Rabbü'l-Âlemîn olarak her şeyi yaratan Odur. Evet. Her şey hakkındaki en doğru bilgiyi her şeyi yaratmak itibariyle her şeyi kuşatan Vahid-i Ehad söyleyebilir. Parçadan bütüne gidenlerin bilgisinin kıymetiyse ulaşabildikleri parçanın büyüklüğüne göredir. Ne kadar kuşatabildilerse o kadar! Fakat şu kadarcık hakkını veririm: "Kuantum fiziği beşeriyetin gözünü bir parça açmıştır." Ne anlamda? Geçmiş yüzyılın materyalist fizik yaklaşımını aşmak bağlamında. Aynen. Materyalizmin eşya yaklaşımı sadece "gözleneni" esas alıyordu. "Gözlemciyi" bir detay gibi görüyordu. (Ve hiç hesaba katmıyordu.) Dolayısıyla hakikatin dairesi şahit olunandan ibaretti. Ancak kuantum fiziği bunu bir parça kırdı. Gözlemcinin de gözlemlediği şeyi etkilediği gibi bir yere götürdü bizi. Dalga-tanecik araştırmalarıyla yazıyı uzatmayayım. Lakin kuantum fiziğiyle asgarî ilgilenenler dahi bilirler: Gözlemcinin yaratılışa etkisi üzerine acayip acayip iddialarda bulunmaktadır. İşte, bir şekilde, bunun, Bediüzzaman Hazretlerinin "mânâ-i harfî" ve "mânâ-i ismî" kavramlaştırmalarına da bakabileceğini düşünüyorum arkadaşım. Çünkü, o, bir yerde Refet abiye bu ıstılahları tarif ederken diyor ki: **"Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Re'fet'e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için âyineye baktın; sevimli Re'fet'i kasten görürsün. (...) Âyine şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir. İşte birinci surette âyine şişesi mânâ-yı ismîdir; Re'fet mânâ-yı harfî
Kuantum Fiziği
—Odamı arayabileceğini söylemedim. —İzin istemedim zaten. Kapsamlı teftiş. İstediğim herşeye bakıp alabilme yetkim var. Benimle de böyle konuşamazsın. Yüzbaşı olduğumu biliyorsun değil mi? —Bak ben Yüzbaşı Hwang gibi herşeye susup sesini çıkarmayan silik birisi değilim. Şimdi defol odamdan. Eksik bir şey olursa senin aldığını sanıp canını yakarım. —Sen eşyalarını toplamaya başla. —Sürdürecek misin? Buraya isteyerek geldiğimi mi sanıyorsun? Hadii. Belanı benden bulmadan defol. Çıkışı biliyorsun. Geldiğin yerden. #thelegendkitchensoldier
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
—Çavuş Yoon Dong-hyun, Başmüfettiş Mingyu burda. Kapsamlı teftiş yapacakmış her şeye bakma yetkisi varmış. —Bunu bana değil, Yüzbaşı Hwang'a söylemen gerekiyor. —Yüzbaşının karşı çıkabileceğine inanıyor musunuz? —Başmüffettişe göre bayağı silik kalacak. —Siz varsınız. —Ne yapayım adamı teftiş yapamazsın diye dövüp kışlasına mı göndereyim? —Sizin sesin çıkıyor, kendinizi rütbem yok diye ezdirmiyorsunuz ve sorunları etkili bir şekilde çözüyorsunuz. —Evet döverek. #thelegendkitchensoldier
Alıntı
Tasavvuf yolunun başı da sonu da edeptir. Giydirdiğimiz tac-ı şerif, edep yolunun remzi olsun. Kemer bağlamak, hizmete bel bağlamaktır. En büyük hizmet nefsle mücadeledir. Gayretine nişan olsun. Hırka, kalbin dibasıdır. Batında kalp neyse zahirde hırka odur. Biz hırkayı sırtına giydirdiysek de sen gönlüne ribaz edesin. Bundan sonra mesuliyetin de imtihanın da daha ağırdır derviş. Unutmayasın halifelik yalnızca bir eşiktir. Verdiğimiz icazet yolun sonu değil, başıdır. Gayrı her adımda bir kaide, her menzilde manevi bir teftiş vardır. Ol sebeple her daim agah olasın. Emanet, yolda liyaketle yürüyenler içindir. İstikameti ilimle çizilir. Yükü gayret ve himmetle taşınır. Onu ayakta tutan ihlas, muhafaza edense edeptir. Verdiğimiz icazet, omuzlarına yüklediğimiz halifelik yükü hayırlı mübarek olsun. Rabbim derdini artırsın hak yolundan ayırmasın inşallah. Vefa Sultan
KAHRAMANLARIMIZ #NEZAHATONBAŞI Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel), Türk Kurtuluş Savaşı’nda henüz 9-12 yaşlarındayken cephede savaşan, dünyadaki ilk rütbeli çocuk askerlerden biridir. Annesini küçük yaşta kaybettikten sonra Albay olan babasının yanında cephelere katılmış, at binip silah kullanmayı öğrenerek "Onbaşı" rütbesi almıştır. Aşağıda hayatının öne çıkan detayları bulunmaktadır:Cephelerde Bir ÇocuklukSavaşa Katılış: 1909 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Annesini kaybettiği için komutan olan babası Hafız Halit Bey ile birlikte, daha çocuk yaşta 70. Alay'ın bulunduğu cephelere gitti.Askeri Eğitimi: Siperlerde büyüyen Nezahat, askerlerin arasında at binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi. Askerlere moral verip cephe gerisinde aktif rol oynadı.Mustafa Kemal ile Karşılaşması: Teftiş sırasında kendisine ne yapabildiğini soran Mustafa Kemal Paşa'ya, "Ben silah atabilirim. Atım ve silahım var. Askerin kalesiyim, ben dönmeden askerler dönmez" diyerek büyük bir takdir topladı.İstiklal Madalyası SüreciTBMM Kararı: 30 Ocak 1921'de Bursa Milletvekili Emin Bey'in önergesiyle, cephedeki kahramanlıkları sebebiyle TBMM tarafından kendisine İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılan ilk kişi oldu.Madalyanın Takdimi: Savaş dönemi karmaşasında madalya kendisine verilemedi. Bu durum yıllar sonra gündeme geldi ve 2013 yılında madalya, Meclis kararıyla torununa teslim edildi. Sonraki Hayatı:Savaş sonrasında Bursa Amerikan Kız Koleji ve İstanbul'daki Fransız Jeanne D’Arc Enstitüsü'nde okudu.1931 yılında İstiklal Madalyası sahibi Yüzbaşı Mehmet Rıfat Bey ile evlendi ve Baysel soyadını aldı.24 Eylül 1993'te hayatını kaybeden kahraman, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
ATATÜRK DÜN MERSİNİ ŞEREFLENDİRDİLER.
21 Mayıs 1938 Akşam Gazetesi.. Büyük Şef Askeri Kıtayı Teftiş Ettiler Mersinliler Bayram Yapıyorlar.