Madem neoliberalizm 68 sonrası işçi sınıfının arzularını kendisine eklerleyerek zafer kazandı, yeni bir sol da, neoliberalizmin ürettiği ama karşılamayı başaramadığı arzulara dayanarak işe koyulabilir. Örneğin sol, neoliberalizmin açıkça çuvalladığı şeyi gerçekleştirebileceğini ileri sürebilir: Búrokrasinin muazzam bir küçülmesini. Gereken şey, çalışma hayatı ve onu kimin kontrol ettiği konusunda yeni bir mücadeledir. İşçi özerkliğinin (yönetim tarafından denetlenmeye karşı çıkılarak) savunulmasıyla birlikte, belirli tür emeğin (post-Fordizmde işin bunca merkezi bir özelliğine dönüşmüş olan aşın teftiş gibi) reddidir. Bu, kazanılabilecek bir mücadeledir ama ancak yeni siyasal özne yekvücut olursa. Ama (sendikalar gibi) eski yapılar bu öznelliği beslemeyi başarabilecek mi; yoksa bu mücadele tümüyle yeni siyasal örgütlenme biçimi mi gerektirecek? Bunlar henüz yanıtı olmayan sorular. Sanayi eyleminin yeni biçimlerinin, işletme anlayışına karşı oluşturulması gerekiyor. Sözgelişi, öğretmenler ve üniversite hocaları örneğinde, grev taktiğinden (veya hatta not verme yasaklarından) vazgeçilmeli, çünkü bunlar sadece öğrencilere ve hocalara zarar veriyor (benim çalıştığım kolejde, bir günlük grevler yönetim tarafından iyi karşılanıyordu, çünkü bordrolarda tasarruf sağlarken, öğretime göz ardı edilebilir bir ara veriyordu). Gereken şey, yönetim tarafından ancak fark edilebilir olan emek biçimlerinin stratejik durdurulmasıdır. Eğitimin verilmesinde kesinlikle hiçbir etkisi olmayan, fakat işletmeci yaklaşımın onsuz yapamayacağı kendi kendini izleme mekanizmaları terk edilmelidir. Filistin gibi (soylu) davaların çevresinde iyi niyet gösterileriyle muhteşem siyaset yerine, sendikalara çok daha dahili şeyleri elde etmesini öğretmenin ve kamusal hizmetlerden işletme ontolojisini
Sayfa 87·Kitabı okudu
“Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, ‘Şu cihanın hâkimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir?’ dedim. Allah bu kibrime, bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini, yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkûmunu saldı üzerime; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.”
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sağlık Bakanlığında 2012 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Teftiş Kurulu kaldırıldı, müfettişler kurumlara “denetçi” olarak dağıtıldı. Ortadan kaldırılan müfettişlerin işlevi, bakanlıkta Menzil müritlerinden oluşan, Dünya Bankası üzerinden danışman olarak sözleşme yapılan, maaşları dolarla verilen “saha koordinatörlerine verildi. Recep Akdağ, ikinci defa sağlık bakanı olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kabine dışında kalmasının ardından Sağlık Bakanlığı’nda Teftiş Kurulu yeniden oluşturuldu.
Sayfa 209 - Doğan Kitap
“Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, ‘Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir?’ dedim. Allah bu kibrime, bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini, yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkumunu saldı üzerime; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.”
Sayfa 61 - YKY·Kitabı okuyor
12 Ağustosta Mustafa Kemal, Fevzi (Çakmak) ile birlikte İsmet Paşa'nın Polatlı'daki karargâhına gitti. Birlikleri teftiş ederken atından düşüp bir kaburgasını kırdı. Tedavi olmak için Ankara'ya döndü ve ancak 17 Ağustosta komutanlık görevine başlayabildi.
Sayfa 375 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Çünkü kadınlar dikkat dağıtmazlar. İlham verirler.
Sayfa 154 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı