Teftiş Josh Malerman’ın klasik korku formülünden biraz uzaklaşıp daha çok distopya psikoloji ve etik sorgulaması üzerine kurduğu bir roman bence. Eğer sadece Kafes’teki gibi saf bir korku beklersen hayal kırıklığı yaratabilir ama insan doğasını baskıcı sistemleri ve yasakların yıkıcılığını sorgulatan hikayelerden hoşlanıyorsan oldukça güçlü bir kitap.Artıları insan doğasını yok sayarak kusursuzluk yaratmaya çalışmak yavaş yavaş yükselen gerilim sona doğru güçlü bir patlama yaratıyor.Eksileri Orta bölümlerde tempo biraz düşüyor.Bazı yetişkin karakterler (özellikle Denetçiler) daha derin işlenebilirdi.Okumaya değer fakat 'Kafes' gibi gerilim dolu bir kitap değil.
"Vicdan azabı. Bir insanın yakalanabileceği hastalıkların en acımasızı."
Josh Malerman
Merhabalar... Aylar önce okuduğum fakat benliğimde derin bir iz bırakan Teftiş'in incelemesini yapmak istiyorum. Burayı açmadan önce kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım ve burada da paylaşmak istedim. Ne desem az kalacak olan bu kitabı çok beğenmiştim ve aradan zaman geçmesine rağmen izi hâlâ silinmedi. Keşke çok çok zaman geçse de tekrar okusam diyebileceğimiz bir kitap bana göre. Josh Malerman'ın daha önce, Kafes, Kırmızı Piyano, Gölün Dibindeki Ev romanlarını okumuştum ve gerçekten her kitabında sınırları zorluyor ve yazım tarzı ve nefes kesen üslubuyla okuru etkisi altına alıyor.
Bu kitabın konusu; Ormanın derinliklerinde adına Ebeveyn denilen bir okulda isimlerini harflerden alan 26 çocuk bulunmaktadır. Çocuklara Alfabe Oğlanları denmektedir. Bu çocuklar herşeyden soyutlanarak adına B.A.B.A denilen bir adamın zorlu eğitiminin ve baskısının altındadırlar. Karşı cinsin dikkati dağıttığı dayanağıyla okullara kapatılan bu çocuklar; matematik, sanat, yaratıcılık, bilim, atletizm gibi eğitim alıyorlar. Eğitimler haricinde orada görevli bir yazarın yazdığı kitaplar dışında başka kitap okumaları da yasak. Yazar aslında kitabın kilit noktası. Küçük bir spoi. ( Vicdan azabına dayanamayan yazar gerçekleri anlattığı bir kitap yazarak oğlanların odasına bırakıyor ve adeta okulda bomba etkisi yaratıp ortadan kayboluyor.)
Oğlanlardan J, babanın bilinmesini istemediği başka gerçekler olduğundan şüphelenmeye ve sorgulamaya başlar. Hele ki yazarın kitabını okuduktan sonra bu sorgulamalar J'yi iyice bunaltır. Bu gizemli yerin gerçek amacı? Öğrenciler neden buradan ayrılamıyor? Ve baba dedikleri bu korkunç adam ne gibi sırlar saklıyor?
Ormanın diğer tarafında da,
Josh Malermann kalemi diye bir gerçek var arkadaşlar. Yazardan okuduğum 5. kitap oldu bu ve hepsinin konusu çok çarpıcı. Hayal gücü çok güçlü ve muazzam bir yazar.
Her eserinde olduğu gibi Teftiş’in de çok farklı bir konusu var. Her kitabı ayrı bir lezzet barındırıyor. Fakat bu kitabında eleştirecek daha çok şey bulunuyor.
Kitap, evli bir çift olan Marilyn ve Richard'ın insanların dehaya ulaşabilmesi yani saf bir akla sahip olabilmelerinin önündeki en büyük engelin karşı cins olduğunu düşünmekte olan bilim insanları. Bunun üzerine karşı cinsten habersiz, saf bilim ve sanatla yetişecek, gerçek hayatın akıl çelen yanlarından soyutlanmış bir nesil yetiştirmek için bir deney yapıyorlar. Bu deneyi hiçliğin ortasında denilebilecek dünyadan izole ağaçların arasında birbirinden uzak iki ayrı okul yaparak ve alfabenin toplam harfleri kadar kız ve erkek bebekler ailelerinden satın alınarak Ebeveyn adlı deney sistemini hayata geçiriyorlar. Ebeveynin erkek yurdu/kulesi Alfabe oğlanlarından, kız yurdu/kulesi ise Harf kızlarından oluşuyor. Düşünebiliyor musunuz her iki cinsin de birbirinden haberi olmadan yaşamalarını? Kitabın geri kalanı yaşları ilerledikçe ve ergenliğe girmeleriyle yanlış bir şeyler olduğunu fark eden erkek J ile kız K’in karşı cinsi keşfetmeleri, öğrenmeleri ve isyanlarını okuyacaksınız.
Başta biraz odaklanmakta sorun yaşadım konu çok ağır ilerledi ve kitap beni çekmedi sonradan öyle bir noktaya geldi ki kitabı elimden bırakmakta zorluk çektim diyebilirim.
Kızların ve oğlanların karşı cinsten haberleri bile yokken birbirlerini görmesi, tanıması çok yüzeysel ve alelacele işlenmiş. O kısımlar daha derin anlatılıp tüm duyguyu okuyucuya daha iyi geçirilebilirmiş.
Elbette kitabı bütünü bütününe sevmedim diyemem, aksine bana çok fazla şey düşündürdüğü için
"Daha kötüsü ne, biliyor musun? Özlem duymamız gereken bir özgürlüğün var olduğundan bile bihaberdik."
12 yaşına kadar karşı cinsiyetin varlığından bihaber olarak, ağaçta yetiştiğini zannederek, B.A.B.A. tarafından büyütülen 26 oğlan çocuğu. Alfabe Oğlanları olarak anılan çocuklara isimleri alfabetik sıraya göre A,B,C...J...Z olarak verilmiş ve yaşamları kocaman bir yalan üzerine kurulu. Ebeveyn denilen yapıda yaşıyorlar, her sabah Teftiş var hastalanıp, çürüyüp çürümediklerini anlamak için. Yanlışlıkla çürümüşlerse, karşı cinsin varlığından haberdar olmuşlarsa, A ve Z gibi, ceza olarak Köşe'ye gönderiliyorlar, yani ölüme.
Bir de tam 5 km uzaklıkta bu yapının tam tersi olarak Harf Kızları var. Onlarda da J Köşe'ye gönderilmiş. İki tarafın da yazarı var ve sadece istenilen hedefe yönelik hikayeler yazıyor. Ergenlik dönemine girmek üzere olan bu çocukların akılları karışık, değişime hazırlık dönemi ve her etkiye açıklar. Hedeflenen şey "Dikkati dağıtan karşı cins olmadan zihinsel gelişim ile mükemmel dehalar üretmek." Ancak yazarımız bunun yanlış olduğunu düşünmeye başlıyor, artık bu yalana ortak olmak istemiyor ve sonunda gerçekleri yazarak oğlanları bilgilendirmek istiyor. İki kulede de farklı şekillerde doğrular açığa çıkıyor. Tehlikeli maceralara atılıyor oğlan ve kızlarımız.
"Zira bildiğin her şeyi tek bir kaynaktan öğrenmekten daha kötü bir şey varsa o da duyduklarına körü körüne inanmaktır."
Bu yalanlar üzerine kurulu hayat kitapta da bir bölümde bahsi geçtiği üzere "mağara alegorisi" kullanılıyor. Çocuklar sadece onlara öğretilen hayatın doğru olduğuna inanıyor. Bunun dışında olan bir dünya onlara fantastik ve imkansız geliyor. Mağaradan çıkan çocuk, doğruları öğrenen çocuk şok geçiriyor, neye inanması gerektiğine karar veremiyor. Acaba güvenli alana dönsem
Yazarın Kafes kitabını çok severek okumuştum. Kırmızı Piyano beni hayal kırıklığına uğramıştı ve son olarak Carol Gömülmeden'i yarım bırakmıştım. Ve bu kitaplarından sonra acaba yazar, hayalet yazar mi tutuda bu Kafes kitabı bu kadar mükkemel dedittirdi. Belki bu sefer bunu beğenirim diye başladım ama Kafes dışın da diğer kitapları ve bu kitabı benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Neyse fazla uzattım konusuna geçeyim.
Bilim insanı olan kârı koca bir deney yapmak istiyorlar ve bu deneyde, daha bebekken satın aldıkları erkek ve kız çocukları alıp ormanın derinliklerinde ki bir yerde yetiştirmeyi içeriyor. Onları öyle bir soyutluyorlar ki her iki tarafta karşı cinsini bilmeden, gerçek dünyayı bilmeden yaşıyorlar. Ama bu durum J adlı öğrenciye kadardı. Ve bununla birlikte hiç birşeyleri planladıkları gibi gitmemeye başlıyor.
Kitap ilk sayfalarda hiç akıcı gelmedi bana. 150 sayfaya kadar zorlaya zorlaya okudum. Ama sonrası aşırı akıcı ve güzeldi. Keyif alarak okuduğum bir kitap oldu.
Bu kitaba tam puan vermemin sebebi kesinlikle bana verdiği keyif ve beni rsdan cikartmis olması. Yazarın zaten kalemini çok seviyorum fakat bu kitap cidden çok farklı bir seviyeydi benim için. Beklentisiz başladığım için de olabilir, çok üst düzey bir keyif aldım okurken. Konusu zaten inanılmazdi ve gerilim ve distopyanin çok iyi bir birleşimiydi bana göre. Karakterlerimizin o sorgulamalarini okumak çok keyifliydi, Anne ve Baba isimli karakterlerin özellikle düşüncelerini okumak beni çok farklı duygulara sürükledi agwoked psikopat katiller ya cidden çok garipti düşünceleri. Beğendim baya ilerleyişi, sadece son kısım biraz aceleye gelmiş ve çok imkansız bir şeymiş gibi hissettirdi. Fena bir vahsetti çünkü ve hani nasıl bir anda bu kadar adapte oldu bütün çocuklar anlamadım. Yine de çok takilmadim açıkçası içimin yağları eridi hatta. Bu yılın favlarina girdi
Ormanın derinliklerinde iki aynı kule ama ayrı yerlerde. Birisinde kızlar diğerinde erkekler var. Toplam 52 tane çocuk, anne ve babalarından bebekken satın alınmışlar. Gerçek hayattan tamamen soyutlanmışlar, karşı cinsi bilmiyorlar. Erkek çocuklar sadece hayatta erkekler olduğunu, kız çocuklarıda sadece kızlar olduğunu sanıyorlar.
Amaç neydi? Neden izole yaşama mecbur edildiler?
İlk bölümleri ağır ilerleyen daha sonra ne olacak şimdi diye beklentiyi yükselten bir kitap.
Benim için değişik bir okuma oldu.
Alfabe oğlanları ve Harf kızları. Onlar birbirilerinden tamamen habersizler. Doğdukları günden beri yurt olarak tanıdıkları bu okuldan hiç dışarıya çıkmadılar. 24 harf, hepsine bir harf verilmiş, yani isimlerimiz harfler. İki tarafta dış dünyayı hiç tanımıyorlar. Bu deney çocuklarına birbirleri ile eş olan Richard ve Marilyn Baba ve Annelik yapıyor. .
Artık onlar büyüyor. Merak ediyor, sorguluyor ve uyanıyorlar.
Alfabe oğlanları ve Harf kızlarının gerilimli distopyasına tanık oluyor, onların dünyasında okurken birlikte yaşıyoruz. .
Yazarın Kafes kitabından sonra okuduğum en iyi kitaplarından biri oldu bu kitap. Başta biraz odaklanmakta sorun yaşasam da ve anlatımdaki o diyalogsuz kısımlar beni çekmese de sonradan öyle bir noktaya geldi ki kitap elimden bırakmakta zorluk çektim diyebilirim.
Teftiş.
İki kule.
Alfabe Oğlanları ve Harf Kızları.
Aynı ormanda ama birbirlerinden de, karşı bir cinsin olduğundan da on iki sene boyunca bi haber büyümüş çocuklar. Ve tüm bunları yapan, oğlanların B.A.B.A, kızların da A.N.N.E dedikleri ebeveynleri. Onlara ebeveynlerin onları her zaman koruyacağı öğretilmiş ama her şey tam tersi olmuş durumda. Yaşları ilerledikçe ve ergenliğe girmeleriyle yanlış bir şeyler olduğunu fark eden erkek J ile kız K’in karşı cinsi keşfetmeleri, öğrenmeleri ve isyanlarını okuyorsunuz. Zaten kitap beni K ile kendine çekti. O bilinmezlikten doğan ve aslında dünyanın en doğal hali olan kadın ve erkek konusunu onların bu şekilde sonradan öğrenmeleri çok zorlu ama bir o kadar da mucizevi şekilde olmuştu. Doğa kendini buldu. Kesinlikle burası bayılarak okudum ve kitabın ince anlatısı, yazarın dokunduğu detaylara bayıldım. Kesinlikle bu kitaba şans verilmeli.
Josh Malerman Amerikalı yazar ve High Strung adlı rock grubunun solistidir. Malerman halen Ferndale, Michigan yaşıyor. Malerman beşinci sınıfta iken uzay yolculuğu yapan bir köpek hakkında yazmaya başladı. O zamandan beri birçok yayınlanmamış roman yazmıştır ve onun ilk romanı Bird Box 2014 yılında İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlandı ve çok beğeni aldı.