MARTİN EDEN
JACK LONDON
522 SAYFA
Sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini, taşı bile eritmeye yeterdi aşkım.
Yirmili yaşlardaki denizci Martin, bir rastlantı sonucu Morse ailesi ile tanışır. Ailenin kızı Ruth'u görür görmez aşık olur Martin. Fakat bu aşkı yaşabilmesinin önünde büyük bir engel vardır. Kültür farkı. Tabiri caizse alt tabakadan ve cahil bir gençtir Martin. Ruth ve ailesi ise zengin, üst sınıf bir sosyal gruba dahildir.
Bu aşkı yaşamak için yapacağı tek şeyin kendini geliştirmek olduğunun farkında olan Martin, büyük bir azimle okumaya başlar. Gece yarılarına kadar adeta sular seller gibi okur. Ardından yazmaya da başlar. Denizcilik üzerine, aşk üzerine yazılardır bunlar. Ardarda yayınevlerine yollamaya başlar yazdıklarını. Genelde hüsrana uğrar, çünkü basılmaya değer görülmez çoğu yazdığı. Bu arada Ruth'la da görüşmektedirler. Yazdıkları hakkında onun onayını almak, beğenilmek en büyük isteğidir. Sonrasında ne mi olur, okuyup öğrenmeniz gerekecek.
Uzun yıllar okumayı ertelediğim bir kitaptı Martin Eden. Yarı otobiyogtafik bir eser ve büyük bir azim, başarı, aşk hikayesi. Sevgili Seyfettin ve Sevilay ile birlikte okuduk ve iyi ki okuduk. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim arkadaşlar. Martin'in kendini yetiştirme çabası, asla üretme çabasından vazgeçmemesi, aşkına duyduğu büyük tutku ve saygı, yaşadığı ruh hali çok etkiledi hepimizi. Para, eğitim, aşk, mutluluk, azim kavramları üzerine düşündüren ve okunması gereken özel bir eser. Benim gibi geç kalan dostlara mutlaka tavsiyemdir.
Aşkın akılla alakası yoktu. Aşk, aklın üzerindeydi.
Dünyada en büyük şey aşktır.
Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya