Önceki akşam Faisal Finans Kurumu'nun TRT'de yayınlanan Çanakkale Savaşı ile ilgili reklam filmi, haklı tepkilere yol açtı. Gazetemizi arayan okuyucularımız sordular: "Atatürk'ten niye söz etmiyorlar?' Etmezler. .. Peki, niçin etmezler? Niçin etmediklerini anlatalım. Faisal Finans Kurumu, Türkiye'de Suudi Krallığı'na bağlı dört fınans kurumunun ortaklığı ile kurulmuştur. Bu islamcı- Suudi ortakları sayalım: Bir Dar-ül Maal islami Trust. iki Mısır'daki Faisal islamic Bank. Üç Sudan'daki Faisal islamic Bank. Dört Maasaraf Faisal Al islami. Suudi kökenli sermaye grupları Cenevre'de Dar Al Maal Al islami adlı bir büyük finans kurumuna bağlılar. Yurtdışındaki islami Tekafül Kurumu da Cenevre merkezli bu şirketin kurduğu bir başka faizsiz kredi kurumudur. Faisal Finans Kurumu'nun Türkiye'deki öncüleri, Salih Özcan ve Ahmet Tevfik Paksu'dur. Kimdir Salih Özcan? Salih Özcan, eski MSP Şanlıurfa milletvekilidir. Paksu, MSP milletvekilidir. Paksu, Demirel hükümetinde bir ara Çalışma Bakanlığı da yapmıştır Suudi prensi Faisal tarafından Özcan ve Paksu'ya veri len pay senetleri, bu iki islamcı işadamınca 93 ortağa devredilmiştir. Salih Özcan, Rabıtat-AI-Aiam islami adlı Şeriat Örgütü'nün 41 kişi lik kurucu meclis üyesidir. Birçok şirket ve işadamı yanında ANAP milletvekili Halil Şıvgın, MHP'li bakan Cengiz Gökçek, AP'Ii eski bakan Cemal Külahlı da Faisal Finans Kurumu'nun kurucu ortakları arasında yer almışlardır 3- 14 Mart 1976 tarihleri arasında Pakistan'da Rabıta Örgütü'nün öncülüğü ile toplanan Uluslararası Şeriat Kongresi'nde alınan kararlara göre bu kuruluş, örgüt ve
Alıntı
İslamî finans, şu gibi belli başlı öğelerden oluşmaktadır: 1. İslamî bankalar, 2. İslamî sigorta (tekafül) şirketleri, 3. İslamî bono olarak geçen sukûk 4. İslamî fonlar.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mâide 2
ayrı not: Bu âyet, sigortacılık anlayışının doğmasına zemin hazırlamıştır. Tekâfül: İslami sigortacılık yöntemidir. “Dayanışma” anlamına gelmekte olup arapça kökenli bir kelime olan kefaletten türemiştir. Kâr amacı gütmeyen sigortalıların bir araya geldiği kooperatif sigortacılığıdır. <……İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah´a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.>
Din İslam
1963 yılında Mısır'da kurulan Mith Gamr Tasarruf Bankasının kuruluşu ile sıfırdan başlayan İslâmi finans endüstrisi, 2020 yılı itibariyla dünya çapında 1.389 farklı kuruma ve 1,7 trilyon doları aşan büyüklüğe ulaşmıştır. Bu büyüklüğün %75'i İslâmi bankalardadır. Sukuk piyasası %15'ini, İslami fonlar %3'ünü, tekafül olarak adlandırılan İslâmi sigortcalık ise %2'lik bir paya sahiptir. %5'lik bölüm ise diğer İslâmi finansal enstrümanlardadır.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Muhammed Ali el-Karî
Muhammed Ali el-Karî, Kral Aziz Üniversitesinde İslam Ekonomisi profesörüdür. İslam Konferansı Örgütün İslam Fıkıh Akademisi ve Dünya İslam Birliğinde uzmandır. el-Karî, birçok İslami banka ve tekâfül şirketinin danışma kurullarının üyesidir.
Sayfa 13 - ÇAĞDAŞ ALİMLERİN LİSTESİ·Kitabı okuyor
İslam sosyalizmi - Mustafa es-Sibâi
İslâm sosyalizminin en berrak yorumcusu, Suriye ihvân-ı Müslimîninin üyesi olan Mustafa es-Sıbâi'ydi. Ona göre İslâm sosyalizminin dört yönü vardır: Tüm vatandaşların tabii hakları; Bu hakları düzenleyecek kanunlar, Karşılıklı sosyal sorumluluk kanunları; ve Bunun uygulanmasını sağlayacak yaptırımlar. Mülkiyet bireylerin tabiî hakkı sayılmaktadır, fakat dünyadaki bütün maddî şeylerin gerçek mülkiyeti Allah'a aittir, Kur'ân'da beyan edildiği gibi: "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır" (II, 284). Sıbaî buradan iki sonuç çıkarıyor: birincisi, insanın kendisini mutlak mal sahibi sayması yersizdir ve boşunadır; ikincisi, Allah'ın malikiyeti eşyanın Şeriat 'a uygun dağıtılmasını mecburî kılar. Allah sahip olmaya bizzat muhtaç değildir, bu yüzden O, tüm şeylerini insanların tasarrufuna sunmuştur: Kur'ân'ın dediği gibi "Allah'ın yerde olanları hizmetinize verdiğini görmez misiniz?" Buradan yola çıkan Sıbaî, şu sonuca varıyor: insan yeryüzünde işlemesi için koyulan şeyleri kullanmaya hak kazanır, zira "insan için çalıştığının karşılığından başka birşey yoktur”. Dahası, bu şeyler dürüst yollarla elde edilmelidir; hileyle, dilencilikle, gaspla, el koyma ile veya sömürüyle değil. Ahmed ve Ebû Davud'un "insanlar üç şeye ortaklaşa sahiptir: su, ot ve ateş" biçimindeki ki bunun içinde tuz gibi başka belli şeyler de vardır- hadis 'inden yola çıkan Sıbaî, İslâmda temin 'i (millîleştirme) haklılaştırır. Ona göre bu şeyler Peygamber döneminde zaruriydi, ancak çağdaş dünyada "su" su şebekelerine, "ateş" elektriğe, ot ve tuz ise insanın hayatını devam ettirebilmesi için gereken zarurî kaynaklara denk düşer. Bunlar özel ellere bırakılamaz, zira böylesi bir tekelleşme az sayıdaki insanı diğerlerinin zararına zenginleştirecektir. Servetin eşit dağıtılması, mal sahiplerinden toplanan
Sayfa 234 - İz·Kitabı okudu
Siyâset ve Politika